![]() |
|
Yüceler Yücesinin bize verdiği en büyük nimetlerden birisidir sağlığımız. Her ne kadar değerini bilmesek de, en ufak bir sağlık sorununda yaşadığımız acı ve sıkıntı bu değeri bize hatırlatmaktadır, ama çoğu zaman iş işten geçmiştir artık. İşte bu duruma düşmemek için bize düşen, bizde veya ailemizde her hangi bir sağlık sorunu gördümüğümüzde hiç zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmaktır. Çünkü erken teşhiş, en önemli aşamadır çoğu hastalık için. Bu yazımızı da Allah’ın bize nur olarak verdiği gözlerimize ve gözlerimizin yaşadığı bir soruna ayırmak istedik. Ülkemizde de çokca görülen göz tansiyonu yada diğer adıyla glokom, en tehlikeli göz hastalığıdır. Hiç beklemedik bir anda tüm görme yetmizi kaybedip, dünyamızın kararmasına neden olacak bir hastalıktır glokom. Bu yazımızda glokomun ne olduğuna, belirtilerine, etkilerine ve tedavi yöntemlerine değineceğiz.
Glokom (Göz Tansiyonu) Nedir?
Göz ve beyindeki görme merkezi arasındaki bağlantıyı bir elektrik kablosu gibi Görme Siniri sağlar. Bu kabloda ortalama 1.2 milyon tel (sinir lifi) bulunmaktadır. Göz içinde basınç arttığında görme sinirindeki bu sinir uçları tahrip olmaya başlamaktadır. Bu tahripleşme ne kadar fazla sinir lifini etkilerse gözdeki etkilenme de o kadar fazla olur. Tam tahripleşmede tüm liflerin kaybı ve dolayısıyla da görmenin kaybı söz konusu olur. Göz içindeki basınç 10-20 mm Hg arasında normal kabul edilir. 20 mm Hg ve üzerindeki değerler glokom şüphesi olarak değerlendirilir. Glokom hastalığında, göz içindeki mevcut sıvının, devir daimde bozukluk sonucunda, birikmesi nedeniyle artmaktadır. Bazı hastalarda göz içindeki basınç sınır değerlerin üzerine çıkmamasına rağmen görme sinirinde tahripleşme oluşabilmektedir ki buna Normal Tansiyonlu Glokom denmektedir. Bazen de göz içindeki basınç sınır değerlerin üzerinde olmasına rağmen, görme sinirinde etkilenme tespit edilememektedir. Bu hastalara Oküler Hipertansiyonlu veya Şüpheli Glokomlu hastalar denmektedir.
Glokomun (Göz Tansiyonunun) Belirtileri
Hastalığın başlangıç dönemlerinde herhangi bir belirtisi yoktur. Hastalık başlangıç dönemlerinde görme kaybı veya bir ağrı yapmamaktadır. Ancak görme alanı kayıpları yapmaktadır.
Glokom Hastalığının Tipleri:
1-Doğumsal Glokom: Oldukça nadir olan bu durum doğumdan itibaren göz sıvısının dışa aktığı kanalda mevcut bir anormallik nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Eğer yeni doğan bir bebekte ışıklı ortamda gözlerde sulanma ve gözü kapatma isteği varsa, gözlerden biri veya her ikisi normalden daha büyükse, ve kornea tabakasında beyazlanma varsa mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmesi gereklidir.
2-Kronik açık açılı Glokom: Glokom hastalığının %91-95’ini bu tip oluşturmaktadır. Son dönemlerine kadar hastalık belirtisiz seyretmektedir.
3-Açı Kapanması Glokomu: Bu tip çok nadirdir. Bu tip glokom oldukça gürültülü bir seyir izler. Burada bir gözün boşaltım kanalının tamamen tıkanması sonucunda basınç ani olarak yükselmektedir. Buna bağlı olarak: Gözde kızarıklık, görmede bulanma, şiddetli baş ve göz ağrısı, ışıkların etrafında renkli hareler görme, bulantı ve kusma ortaya çıkmaktadır. Bu durumda acil olarak göz doktoruna başvurulması gerekmektedir.
4-İkincil Glokom: Göz travmaları, bazı ilaçlar (kortizon), göz iltihaplanmaları (üveit), anormal damarlanmalar (şeker hastalığı, retina toplar damar tıkanıkları) sonucunda gelişir.
Glokom Hastalığının Teşhisi
Genellikle belirti göstermediği için glokom hastalığının teşhisi herhangi bir nedenle göz doktoruna başvurmuş kişilerin tam muayenelerinin yapılması ile konulur. Bu muayenede önce ailede glokomlu bir fert olup olmadığı sorulur. Çünkü
aile öyküsü varlığında muayene edilen kişide glokom hastalığı olma riski normalden biraz daha fazla olmaktadır. Görme muayenesi yapıldıktan sonra göz tansiyonu ölçülür. Bu günümüzde en çok iki yöntemle yapılmaktadır. Applanasyon yöntemi ve Non kontakt tonometre.
Oftalmoskopi yapılarak görme sinirinin mevcut basınç yüksekliği nedeniyle tahrip olup olmadığı değerlendirilir. Son olarak da Bilgisayarlı Görme Alanı testi ile görme alanının durumu değerlendirilir.
Bu testlerin tamamı her hastaya uygulanmak zorunda değildir. Gerekli hallerde doktorunuz size uygun olan testleri yapacaktır. Bazı durumlarda bu testlere ilave olarak başka incelemeler de istenebilir.
Bu hastalığın tam olarak ortadan kaldırılması mümkün olamamaktadır. Teşhis edildiğinde ömür boyu sizinle beraber olacak bir hastalık olarak değerlendirmelisiniz. Bir antibiyotik tedavisi gibi tek bir kür ilaçla bu hastalığın sonu getirilememektedir. Ancak kontrol altına alınabilmektedir. Bu, göz tansiyonunu belirli seviyelerin altına düşürerek yapılır. Bu amaçla çeşitli ilaçlar mevcuttur. Bunlar çoğu zaman göz damlaları şeklinde kullanılmakta bazen ağızdan alınacak haplar da tedaviye ilave edilebilmektedir. Bazen bir kaç damla birlikte veya damlalarla haplarla birlikte kullanılabilmektedir. İlaç tedavinizi hekiminiz düzenleyecektir. Hekiminizin bilgisi dışında ilaçlarınızı kesmemeli veya düzenini değiştirmemelisiniz. Doktorunuz düzenli aralıklarla göz muayenenizi ve bilgisayarlı görme alanı değerlendirmesini yaparak hastalığın gidişini takip eder. Genellikle başarılı giden bir tedavi şemasında 3-6 aylık aralıklarla göz muayenesi ve 6-12 aylık aralıklarla görme alanı değerlendirilmesi gereklidir. İlaç tedavisine rağmen görme alanındaki bozulmalar devam ediyor, yani görme sinirindeki hasar devam ediyorsa, lazer yapılarak göz içindeki sıvının dışarı aktığı bölge açılmaya çalışılır. Bununla başarılı olunamazsa cerrahi uygulanır. Bazen ilaç tedavisinden faydalanılamadığında lazer yapılmadan doğrudan cerrahi operasyonda uygulanabilir. Cerrahi operasyon sonrasında bazı durumlarda ilaç tedavisi kullanılmaya devam edilebilmektedir. Akut açı kapanması glokomun ise, acil olarak tedavisi hastane şartlarında yapılmaktadır.
|
Aşağıdaki kutuya e-mail (e-posta) adresinizi girerek sitemize abone olun, tüm gelişmeler adresinize gelsin.
(Mail adresinizi girip üstteki butona tıkladığınızda açılacak sayfadaki doğrulama kodunu, hemen altındaki alana girip "Complete Subscription Request" butonuna tıklayınız) |