Kanuni Sultan Süleymanın Fransa Kralını Kurtarması, Fransa Kralı Fransuva Nasıl Kurtuldu?

O Yıllardaki Avrupadaki siyasi durum şöyledir;
16. yüzyılda Fransa, Hollanda ve İngiltere gibi milli monarşiler, Osmanlılar’ın, Habsburglar’a karşı mücadeleye girmesiyle hayat hakkı bulabildi. Nitekim 1532’de Fransa Kralı Fransuva, Venedik elçisine Şarlken’e karşı Osmanlılar sayesinde güvence altında olduğunu söylüyordu. Osmanlılar, Fransa’yı asker göndererek, para vererek veya ticari ilişkilerle Habsburglar’a karşı kuvvetlendirdiler. Kanuni 1533’de Fransa Kralı’na, Şarlken’e karşı İngiltere ve Alman prensleri ile bir ittifak yapması için 100 bin altın göndermişti.
Kanuni Sultan Süleyman, 1543’te Macaristan üzerinden Habsburglar’ın üzerine yürürken Barbaros komutasındaki Osmanlı donanması Fransızlar’a yardım için Marsilya’ya gitti. Barbaros, Ocak 1543’te Marsilya’ya ulaştı ve büyük törenlerle karşılandı. Osmanlı donanması o kışı Fransa’nın Toulon şehrinde geçirdi. Bahar geldiğinde Osmanlı donanması İspanyollar’ın elindeki birçok kaleyi alıp, Fransızlar’a verdi. İspanyol donanması Barbaros’tan korktuğundan yardıma gelememişti. Osmanlı donanması kışı, yine Toulon’da geçirdi. 1544 Baharı’nda harekat yeniden başladı. Barbaros, ele geçirdiği toprakları Fransızlar’a verdikten sonra İstanbul’a döndü.
Fransuva’dan sonraki Fransız kralları da Habsburglar karşısında Osmanlılar’dan yardım almaya devam ettiler. 1569’da Fransa’ya verilen ticari imtiyazlardan sonra Osmanlı topraklarında ve nüfuz bölgelerindeki ticaret bu ülkelerin ekonomik açıdan kuvvetlenip, büyümesine sebep oldu. Osmanlı tarihçiliğinin en önemli ismi Halil İnalcık hocamız, İngiliz ve Fransızlar’ın gerek imparatorluk topraklarından aldığı hammaddelerin, gerekse ülkelerinde imal ederek Osmanlı ülkesinde sattıkları ürünlerin kapitalizmin gelişmesinde önemli rol oynadığını söyler.

İŞTE O FERMAN

Ben ki sultanlar sultanı, hakanlar hakanı hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Azerbaycan’ın ve Şam’ın ve Halep’in ve Mısır’ın ve Mekke ve Medine’nin ve Kudüs’ün ve bütün Arap diyarının ve Yemen’in ve nice memleketlerin sultanı ve padişahı Sultan Bayezid Han oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Han’ım. Sen ki Fransa vilayetinin Kralı Fransuva’sın.

Hükümdarların sığındığı kapıma elçinizle mektup gönderip, ülkenizi düşman istila edip, şu anda hapiste olduğunuzu bildirip, kurtuluşunuz konusunda bizden yardım talep ediyorsunuz. Söylediğiniz her şey dünyayı idare eden tahtımızın ayaklarına arz olunmuştur. Her şeyden haberdar oldum. Yenilmek ve hapsolunmak hayret edilecek bir şey değildir. Gönlünüzü hoş tutup üzülmeyesiniz. Böyle bir durumda atalarımız düşmanları mağlup etmek ve ülkeler fethetmek için seferden geri kalmamışlardır. Biz de atalarımızın yolundayız ve daima memleketler ve alınmaz kaleler fetheylemekteyiz. Gece gündüz daima atımız eyerlenmiş ve kılıcımız belimizde kuşatılmıştır. Yüce Allah hayırlara bağışlasın. Allah’ın istediği ne ise olur. Bundan başka haberleri gönderdiğiniz adamınızdan öğrenesiniz. Böyle biliniz

Fransa Kralı Fransuva Nasıl Kurtuldu?

İtalya Savaşları (1494-1559) dönemi, Avrupa’ya egemen olmaya çalışan Kutsal Roma Cermen İmparatorları, Habsburglar ile Fransa arasında çetin savaşlar dönemidir. 1519’da Roma Cermen İmparatorluk tacı, o zaman Avrupa’nın en güçlü iki devleti Fransa ve Habsburglar arasında çetin bir çekişmeye tanık olmuştur. Habsburg hanedanından Şarlken (V. Karl), aile ilişkileri ile bir dünya imparatorluğuna varis olmuş, İspanya ve Avusturya’dan başka bugün Hollanda ve Belçika’nın yerindeki vilayetler, İspanyol kolonileri, Fransa’da Burgundya onun tacı altında birleşmişti. 1519’da Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu tacı için Alman elektörler karşısında Şarlken ile Fransa Kralı I. Fransuva (François) aday oldular. Şarlken de, Fransuva da, elektörlere, seçilirlerse Türkler’e karşı bir haçlı seferine çıkacakları vaadinde bulunuyorlardı. O zaman bütün Avrupa, bir Osmanlı istilası korkusu içindeydi. Elektörler, Şarlken’in Viyana’ya sahip olduğunu, Osmanlı tehdidi altındaki Macaristan ile akrabalık kurduğunu düşünerek, Şarlken’i imparator seçtiler. Bu andan itibaren zengin fakat parçalanmış İtalya’ya sahip olmak, bu iki hükümdarın esas düşüncesi oldu ve İtalya’da karşı karşıya geldiler. Haçlı seferi planları ertelendi. İtalya’da, Venedik, Floransa, Papalık, Napoli Krallığı, Milano bu mücadelede kah bir tarafa, kah öbür tarafa katılarak ittifaklar yaptılar. 1494-1559 İtalya Harpleri, Avrupa tarihinde devletlerarası ilişkilerde yeni bir kavramı gündeme getirdi; esas konu şuydu: Şarlken tüm Avrupa’da üstünlüğünü kurmak, Ortaçag Avrupası’nda olduğu gibi bir tek imparatorluk egemenliğini gerçekleştirmek emelindeydi. Bu siyasi hedef için, en çok başvurulan propaganda konusu, Türkler’e karşı bir Haçlı seferini başlatmaktı. Asıl maksat ise, İtalya’ya sahip olmak, böylece Avrupa’da egemen duruma gelmekti. Oysa, o dönemde Avrupa’da milli devletler ortaya çıkmıştı ve her devlet, imparatorluk karşısında kendi bağımsızlığını savunmak ihtiyacını duymaktaydı. Fransa, İngiltere, Alman prensleri, İmparatora karşı bağımsızlıklarını destekleyecek herhangi bir dış devletle ilişkiye girmekte sakınca görmüyorlardı. Başka bir deyişle, şimdi Avrupa politikasında bağımsız devletler arasında bir denge politikası, bir devletler sistemi ortaya çıkmıştı. Bu denge politikasını en yakından izleyenlerden biri İngiltere’ydi. İngiliz Kralı VIII.Henry, bu denge politikasını, kuvvetliye karşı zayıfın yanında yer alarak baskül siyaseti diye adlandırmaktaydı. İşte denge arayan Avrupa yanında, Doğu’da bir dünya gücü olarak yükselen Osmanlı Devleti, bu devletler sisteminin güçlü egemen bir üyesi olarak yer alacaktır. İmparator karşısında kendini tehdit altında hisseden her devlet, doğudaki bu süpergüce başvuracak, yahut onu kullanma tehdidinde bulunacaktır. Böylece, Osmanlı Devleti bu bağlamda kendiliğinden Avrupa’nın bir parçası haline geliyordu. Şarlken’in ürkütücü imparatorluğu karşısında Fransa, Osmanlı Devleti’nin müttefiki olarak bu dengeyi sağlamak için her yolu deneyecektir.

Şarlken, Kuzey İtalya’da Pavia’da Fransız ordusunu korkunç bir yenilgiye uğrattı ve kralı esir etti (24 Şubat 1525). Esir kral, Şarlken tarafından Madrid’e götürülüp hapsedildi. Fransa Kralı kurtuluşu ister istemez doğudaki büyük güçte, Muhteşem Süleyman’a başvurmakta aradı ve şöyle bir mektup yazdı:

“Ey yedi iklimin padişahı, dünyanın sığınağı yiğitlik memba’(kaynağı), ey şàhım benim halimden haberdar ol ve bu gönlü yaralıya lütuf ve merhametini gönder. Senin gibi bir dünya hükümdarı yok. Başka hükümdarlar senin kapında ancak kapıcı olabilirler. Sen şàha ben bütün gönlümle itaat eyledim. Senin kullarına dostum, düşmanlarına da düşmanım. Ben kendi halimce França ülkesine şàh bulunuyorum. Puta tapan Hıristiyanların sığınağıyım. Siz cihan padişahına durumumu anlatmak gerekirse, şunu beyan ederim ki; benim neslim Nüşin-Revàn’a çıkar. Bizim aramızdan kötü talihli bir adam (Şarlken), aslı cuhut(aslını inkar eden) ve mel’un(lanet) birisi Cezzar (zalim) oldum deyip, ortada dava kılıp, bu hile ile yüksek payelere yol buldu, ey şàh ben de bu hali görünce yanıma nice asker, kul topladım ki, varıp onunla savaşayım. Onu, o kötü adamı ortadan kaldırayım. O, Cezzarlık havasıyla bu tarafta dünyayı kargaşaya verdi ve Macaristan vilayeti tarafında Alaman vilayetinin kàim makamı olan kardeşi Ferendoş (Ferdinand), oradaki insanların ıstırap çekmelerıne sebep olup, kendilerinin vücutlarını bu dünya yüzünden kılıçla ortadan kaldırmak gerekir; hatta bu vacip (mecburi) olmuştur. Siz cihan padişahının kapısından şu beklenir ki, Avrupada kötü hükümdarları saldırıları ile bertaraf eden Hayreddin Paşa, donanma gemileri ile bu tarafa gelip yardım eder ve Macaristan tarafında da padişah hazretleri savaşa girerse, düşmanın fesadı kılıç ile ortadan kaldırılmış olur ve dünya yeniden eski parlaklığına kavuşur. Bunda şüphe yoktur”.

Kral mektubunda durumu arz etmiş ve yalvarmıştır. O zaman, França kralının isteği ve sonuçları dikkatle gözden geçirilmiş, fakat cevap verilmesi ertelenmiştir. Ondan sonra gelen ikinci bir elçi devlet büyüklerine varıp kral adına şöyle arzda bulunmuştur: “Benim dileğimi ve halimi sultana bildiriniz, çünkü beklemeye mecàlim yoktur. Cihan padişahına günlerce yüzüm sürüp bir cevap bekledim. Kendi kralımdan bir rica mektubu getirdim ve padişaha ilettim. Bunun cevabı bana verilmedi. Biz kendisinden doğru bir ce­vap beklemekteyiz”. Bunun üzerine elçinin sözleri padişah hazretlerine arz olundu. Padişah, nihayet savaşa karar verdi ve Fransa Kralı’na şöyle bir yanıt gönderdi.
Fransa kralının yardım isteğine Süleyman’ın gönderdiği yanıt, Fransız arşivlerinde bulunup yayımlanmıştır. Metin şöyledir:

“Ben ki; sultanların sultanı, hakanların hakanı, hükümdarlara taç veren Allah’ın yeryüzündeki gölgesi; Akdeniz’in ve Karadeniz’in ve Rumeli’nin ve Anadolu’nun ve Şam, Halep, Karaman’ın ve Rum’un ve Dulkadriye vilayetlerinin ve Diyarıbekir’in ve Azerbaycan ve Van’ın ve Budin ve Temeşvar vilayetlerinin ve Mısır’ın ve Mekke ve Medine’nin, Kudüs’ün ve tüm kutsal toprakların bulunduğu Arap diyarının ve Bağdat ve Cezayir vilayetlerinin ve ulu ecdadımın Yüce Allah’ın bağışladığı güç ile fetheylediği ve benim de nice zaferlerle fetheylediğim nice diyarın sultanı ve padişahı Sultan Bàyezíd Han oğlu Sultàn Selim Han oğlu Sultàn Süleyman Hanım. Sen ki, França vilàyetinin kralı Françesko’sun.
Hükümdarların sığınma yeri olan kapıma elçin Frangipan ile mektup gönderip memleketinizin düşman istilasına uğradığını, şu anda hapiste olduğunuzu bildirip, kurtuluşunuz hususunda bu taraftan yardım ve meded istemişsiniz. Söylediğiniz her şey dünyayı idaresi altında tutan tahtımızın ayaklarına arz olunmuştur. Bütün ayrıntıları ile bilgi sahibi oldum. Padişahlar sınmak ve hapsolunmak hayret edilecek bir şey değildir. Gönlünüzü hoş tutup üzülmeyesiniz. Bu durum karşısında bizim yüce atalarımız -Allah hepsinin mezarlarını nurlandırsın- daima düşmanları püskürtmek ve memleketler fethetmek için, seferden geri kalmamışlardır. Biz de onların yolunda olup her zaman memleketler ve sarp kaleler fetheylemekteyiz. Gece gündüz daima atımız eyerlenmiş ve kılıcımız belimizde kuşatılmış bulunmaktadır. Yüce Tanrı hayırlar bağışlasın. Tanrı’nın istediği ne hususta ise meydana gelir. Bundan başka her türlü durum ve haberler ne ise, gönderdiğiniz adamınızdan sorulup öğrenile, şöyle bilesiniz.

Bu yazı 1526 yılı Ocak ayının ilk günlerinde saltanat makamı Konstantaniye’de yazıldı.”

Bu cevabın üzerine, Hıristiyan denizcilerine dehşet veren kahraman savaşçı Hayreddin Paşa, İstanbul’a davet edildi. Hayreddin Paşa fermanı alınca derhal Edirne’de bulunan padişahın huzuruna geldi ve konuşmalar sonunda Hayreddin Paşa’nın 100 pare gemi ile França Kralı’nın yardımına gitmesi kararlaştı. Hayreddin Paşa, “Emir padişahımındır, canımız yoluna fedadır, buradan França Krallığı’na 3000 mil mesafe vardır, yardımınızla o diyara giderim. İspanya ile gönülden savaşır, onun ülkesini elinden alırım” dedi. İgriboz, İçil, Kastamonu, Ankara sancaklarının tımarlı ordusu ile birlikte 2.000 tüfekli yeniçeri Zağarcıbaşı Ahmed kumandası altında gemilerle sefere emrolundular. Elçi, donanma ile hareket etmek üzere Edirne’den İstanbul’a gönderildi. Süleyman, elini öpen ve yere baş koyan Hayreddin Paşa’ya şöyle hitap etti; “Ey denizcilerin önderi, deniz ilminin ve tekniğinin bilgisine sahip Kapudan (Kaptan): Sana bu deniz seferinde tam yetki veriyorum, sen de bütün gereken şeyleri gör, her durumda adamlarınla meşveret et (konuşup anlaş), o diyarı fethet”. Hayreddín Paşa, Sultanın bu sözlerinden sonra, padişaha dua edip, hareket etti. Sultan ise, Edirne’de Macaristan seferi için hazırlıklar yapmaya başladı. Hayreddin Paşa 17 Nisan 1543’de donanmayla denize açıldı. Süleymannàme adlı eserde, Toulon şehri ve donanma ile şehri gösteren bir minyatür yayınlanmıştır. Bu minyatürde Toulon Limanı’nda üslenmiş kadırgalarla, yüksek bordalı üç tane büyük yelken gemisi tasvir edilmiştir. Süleymanname’de Fransız amiralinin Toulon’a gelip Hayreddin’i Marsilya’ya davet ettiği kaydedilmektedir. Hayreddin, donanma ile Marsilya’ya varmış, Fransız donanması Hayreddin’i karşılamış, Hay­reddin Paşa top ateşiyle şehri selamlamış, Marsilyalılar Kaptan-ı Derya’yı karşılayıp türlü şenlikler ve şàdilikler(sevinçlikler) yapmışlardır. Şehrin ileri gelenleri paşaya ziyafet çekmişlerdir.

Barbaros Hayreddin Paşa’nın Nice’i kuşatması Kanuni Sultan Süleyman’ın da Macaristan seferine çıkması neticesinde; Şarlken, İtalya üzerindeki isteklerinden vazgeçmesi koşuluyla Fransuva’yı serbest bıraktı (14 Ocak 1526).

Fransa ile sağlanan bu yakınlaşma, Fransa’nın ikiyüzlü siyasetine rağmen, Nice ve Toulon’un 1543’de İspanyollardan alınması sırasındaki işbirliği ile devam etmiştir. Nice ve Toulon’u üs olarak kullanan Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması; Sardunya ve İspanya’ya kadar olan bölgede kontrolü sağlayarak, Akdeniz hakimiyetini tamamlamıştır.

KAYNAK: Doğu Batı Makaleler-I, Halil İNALCIK

FRANSA YA VERİLEN KAPİTÜLASYONLAR

Osmanlı Devleti’nin her bakımdan en parlak devrine eriştiği, fetihlerin genişlediği, kültür ve sanatın en parlak seviyesine ulaştığı, Kanuni Sultan Süleyman Han zamanında, Fransa kralı birinci Fransuva’yla Uhud-i atika adı verilen yeni bir imtiyaz anlaşması imzalandı. 18 Şubat 1536’da imzalanan bu anlaşma, Kanuni Sultan Süleyman’ın Osmanlı Devleti’nin iktisadî, siyasî, askerî ve sosyal bakımdan en güçlü olduğu on altıncı yüz yılda; fakir, zayıf, muhtaç ve kralını dahi esaretten kurtardığı Fransa’ya imtiyaz vermesi kendi açısından ileriye dönük ticarî ve siyasî bir yatırımdı.

Kanunî Sultan Süleyman Han devrinde Osmanlı Devleti’nin cihan devleti hâline gelmesi ve Avrupa’ya hâkim olması karşısında diğer Avrupa devletleri tedirgin oldular. Osmanlı Devleti’nin kuvvetlenmesini istemeyen Almanya imparatoru ve İspanya kralı Şarlken, buna manî olmak için çâreler aradı.

Almanya-İspanya İmparatoruyla, İran Şah’ının Osmanlı Devleti aleyhinde birlik kurmak istediklerini tesbit eden Kanunî Sultan Süleyman Han, Fransa’nın zayıf durumundan istifâde ederek Şarlken’in Avrupa’ya hâkim olma isteğine mâni olmak için, siyasî bakımdan desteklediği gibi Fransa ile 1535’de ticarî bir muahede imzaladı. Osmanlı Devleti ile Fransa arasındaki ilk ahidname bu idi.

Kanuni’nin takib ettiği bu siyaset ile Osmanlı Devleti’nin hâkimiyeti ve nüfuzu arttı. Avrupa’da Osmanlı idaresi için müsbet yönde büyük propaganda yapılmasına, Osmanlı Devleti’nin büyüklüğünün tanınmasına, dolayısıyla İslâmiyet’in yayılmasına sebeb oldu. Hatta Avrupa’da reform hareketlerinin önderi olarak kabul edilen Luther; “Ya Rabbim! Büyük Türkleri bir an önce başımıza getir de, senin ilahi adaletinden onlar sayesinde nasibimizi alalım” demesine sebeb oldu. Bu anlaşma ayrıca Kanunî’nin Rodos adasını fethi sırasında Venediklilerin tarafsız kalmasını, Rodos’u ellerinde bulunduran Saint-Jean şövalyelerine yardım etmemesini de sağladı.

4 thoughts on “Kanuni Sultan Süleymanın Fransa Kralını Kurtarması, Fransa Kralı Fransuva Nasıl Kurtuldu?

  1. kanuni fransa kralına yardım edeceğine fransayı fet etseydi şimdi bütün avrupa bizimdi çünkü fransay ikili ilişkilere giren ülkeler hiç birzaman başarılı olmamışlar

  2. Bati yanlisi fransiz hayrani guruhlara duyrulur..kulaklrina kupe diye gezdisinler.bir alman, bir turk bozuntusu Muhtesem suluman diye bir film cekilemez.karilar bu filmdeki gibi yari ciplak degildi.sacinin telini bile goremezdin karilarin.erkeklerde ise bu filmdeki gibi porsuk seklinde degildi.Bizim Atalarimiz bunlar gibi yozlasmis degildiler.kendi icindeki zuppelikleri ortaya koyuyorlar..fransiz Artiklari..

  3. Bu Fermani Fransizlar ve Fransiz Hayrani sempatizanlari kulaklarina kupe yaptirip Taksinlar.Okuyabiliyorlarsa/okuyup/okuyup/ders/Alsinlar…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.