Kategoriler
DİN GÜNCEL

2020 Ramazan Bayramı Ne Zaman?

2020 Ramazan Bayramı ne zaman başlıyor? 2020 Ramazan ne zaman başlayacak? İlk oruç ne zaman tutulacak? İslam aleminin beklediği, Kuran-ı Kerim inmeye başladığı Kadir gecesini de içinde bulundurun Razaman ayına az bir zaman kaldı. Her sene 10 gün geri gelen Ramazan ayı bu sıcak yaz aylarından sonra yavaş yavaş daha serin havalara denk gelmeye başladı. Bu sene Razaman ayı Nisan ayına denk geliyor. İşte diğer detaylar;

2020 RAMAZAN AYI NE ZAMAN BAŞLAYACAK?

2020 ramazan ayı, 24 Nisan 2020 tarihinde başlayacak. 23 Mayıs 2020 tarihinde de sona erecek.

2020 RAMAZAN BAYRAMI NE ZAMAN?

24 Mayıs, Pazar günü başlıyor.

26 Mayıs, Salı günü bitiyor.

KADİR GECESİ NE ZAMAN?

Bin aydan daha hayırlı denilen Kadir Gecesi ise 19 Mayıs 2020 gecesi.

Kategoriler
DİN

Güvenilir Hac ve Umre Organizasyonu

En önemli dini vecibelerimizden biri olan Hac vecibesini yerine getirmek şüphesiz her müslümanın yerine getirmek istediği bir ibadettir. Hac vazifesini gerçekleştirirken de elbette sağlam ve güvenilir bir organizatör ile çalışmak oldukça önemli. Özellikle deneyimli olması ve sağlayacağı ekstra kolaylıklar, sizin kutsal topraklarda ibadetinize odaklanmanızı sağlayacak ve içiniz rahat olacak. Bu bağlamda sektörde uzun zamandır hizmet veren ENHAR turizm müşteri memnuniyetini ön planda tutuyor ve tanışmak için siz değerli hacı adaylarını bekliyor.

Telefon (Ofis) :0212 451 25 25
Telefon (cep) :0530 175 90 10
WEB : www.enharturizm.com.tr

Kategoriler
DİN

Kurban Bayramı Namazı Saat Kaçta, İl İl Bayram Namaz Saatleri

Kurban Bayramı Namazı Saat Kaçta, İl İl Bayram Namaz Saatleri. Pazartesi bilindiği gibi kurban bayramı. Her bayram olduğu gibi bu kurban bayramında da bayram namazı kılınacak. Bayram namazı güneş doğduktan sonra kılınan bir namaz olup vacip bir namazdır. İmam ile kılınan bir namaz olan bayram namazı saatlerini sizler için il il bir araya getirdik. İşte tüm illerin 2016 kurban bayramı namazı saatleri:

Kategoriler
DİN GÜNCEL

Kurban Bayramı Ne Zaman Başlıyor 2016?

Kurban Bayramı Ne Zaman Başlıyor 2016? Kurban bayramına sayılı günler kaldı. Başbakan Binali Yıldırım, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların 16 Eylül Cuma günü tam gün izinli sayılmasına ilişkin yazıyı imzaladı. Böylece Pazartesi 1. günü olan Kurban Bayramı Tatiline, memurlar için Cuma günü de eklenmiş oldu. Bu yıl kurban bayramı 9 gün olacak ve 11 Eylül 2016 Pazar günü arefe günü olacak. Pazartesi günü başlayacak olan Kurban Bayramının 4. günü Perşembe günü.

Kategoriler
DİN

Namaz Kılarken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Namaz kılarken farkında olmadan hata yapıyor olabiliriz. Hatta küçük gibi görünen hatalar namazımızın bozulmasına bile neden olabilir. Bu hataların hadislerle açıklamasını videodan izleyebilirsiniz.

Namaz kılarken dirsekler yere konur mu?
Secdede burun yere değer mi?

Kategoriler
DİN

Kurban bayramı Namazı Saati İstanbul 2013

Bayramı namazı Ankara’da 07.39, İstanbul’da 07.56, İzmir’de 08.00, Iğdır’da 06.54’de kılınacak

Kategoriler
DİN

Suudi Arabistan’da Kurban Bayramı Hangi Gün 2013

Geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı Suudi arabistan ile aramızdaki fark yüzünden farklı günlerde ifaa edildi. Ancak Bu yıl kurban bayramını Arabistan ile birlikte 15 Ekim de kutlayacağız.

Kategoriler
DİN

2013 Kadir Gecesi Ne Zaman Hangi Gün?

2013 Kadir Gecesi Ne Zaman Hangi Gün? 2013 Kadir Gecesisinin Anlamı, Kadir gecesi ne demek? Kadir gecesi ne oldu? 2013 ramazan ayının son günlerine doğru gözler Kadir gecesine çevrildi. 1000 aydan daha hayırlı denilen, Kuranı Kerim’in inmeye başladığı gece olan Kadir gecesi, Ramazan ayı içerisinde genellikle Ramazanın 27. gecesi oluyor. Peygamberimiz bir hadisinde Kadir Gecesi’ni son 10 günde arayın diyor. İslam alimleri genel olarak Kadir gecesinin 27. gecede olduğunu bildiriyorlar.

2013 Kadir Gecesi Ne Zaman Hangi Güne geliyor diyecek olursak 3 Ağustos Cumartesi Gecesi kadir gecesi oluyor bu durumda.

Kategoriler
DİN Genel Kültür

Mescidi Aksa Nerede? Haremüşşerif Neresidir? Kubbetüs Sahra Neresidir?

adsizEn büyük arama motoru olan google a girip “Mescidi Aksa” yazarak arattığınızda karşınıza ilk Kubbetü’s Sahra’nın o müthiş kubbesi çıkacaktır. Tabi çoğumuz eserin güzelliğine dalarak gerçektende onun Mescid-i Aksa olduğunu zannederiz. Aynı şekilde ne zaman basında Mescid-i Aksa haberi yer alsa, ekrana Kubbetu’s Sahra’nın resmi ekranda belirir. Bu yanıltmacanın bir İsrail oyunu olduğunu biliyor muydunuz?

Mescid-i Aksa hakkında yerli veya yabancçı basında ne zaman bir Mescid-i Aksa haberi yer alsı, ekranda hemen Kubbetu’us Sahra resmi belirir..

Aslında;
Uzak mescid anlamına gelen Mescid-i Aksa’nın, Kudüs’te bulunan Süley­man ma’bedinin adı olduğu, kamuoyu halindedir.
Gerçekte ise bu böyle değildir.

İsra 7: “İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz, o da kendi aleyhinizedir. Son taşkınlığınızın zamanı gelince (yine öyle kullar göndeririz) ki, yüzlerinizi kötü duruma soksunlar (üzüntüden suratlarınızın asılmasına sebeb olsunlar) ve ilk kez girdikleri gibi yine Mescid’e (Kudüs’e) girsinler ve ele geçirdiklerini mahvetsinler.” âyetinde düşman istilâsına uğrayıp tahrîb edilen Mescid, Kudüs’teki Süleyman Ma’bedi’dir.

İsrâ 1. âyette anılan Mescid-i Aksâ’nın da, 7. âyette anılan Mescid (Süleyman Ma’bedi) olduğu ve Peygamber’in, geceleyin Mescid-i Harâm’dan, Ku­düs’e yürütüldüğü, büyük olasılıkla Hadîs derleme faaliyetlerinin başlatıl­dığı Emevîler döneminde kamuoyu haline getirilmiştir. Ancak biraz sonra gelecek notumuzda açıklayacağımız üzere Kur’ân-ı Kerîm’de Mescid-i Aksâ’nın, Kudüs’teki Süleyman Ma’bedi olduğuna dair bir delîl bulun­mamaktadır.

Arapların Kudüs adını verdikleri kente, eski yazarlar genellikle Bey-tu’1-makdis adını verirler. Bu isim, İbrânîce Bethemmikdaş kelimesinin çevirisi olup Süleyman ma’bedi anlamına gelirdi. Sonra Kent için kul­lanıldı. Bu kent hakkında eskiler İlyâ adını da sık sık kullanmışlardır.

Beyt-i Makdis önce Buhtunnasır tarafından tahrib edilmiş, sonra Fars Kralı Erdeşîr-i Behmen (Kuruş) tarafından onarılmıştır. Kuruş zama­nında otonom bir hükümet kurmuş olan Yahudiler, Yunanlıların ve Roma­lıların idaresine geçmişlerdir. Neron’un halefi Ospasyanoş ve onun oğlu Titus tarafından Beyt-i Makdis ikinci kez tahribedilmiştir. Titus Yahûdîlere katliam uyguladı. Kaçıp kurtulabilen İsrâîloğulları, toparlanmağa başladı­lar. Nihayet Hıristiyanlığı kabul eden Bizans İmparatoru Konstantin’in annesi Eleni, Kudüs’e geldi. Hz. îsâ’nın, çarmıha gerildiği yerde bir kilise yaptırdı, fakat biraz harab vaziyette bulunan Beyt-i Makdis ma’bedini de tamamen yıktırıp burayı mezbele yaptırdı. İşte Hz. Ömer Kudüs’e gelince bu mezbeleyi temizletip bir bölümü üzerine yaptırdığı mescide Mescid-i Aksa adı verilmiştir.
Peygamberimiz zamanında Kudüs’te Mescid-i Aksa adıyla bilinen bir mescid yok idi.
Bazılarına göre bu Hz. Ömer tarafından yapılan Mescid-i Aksa, vak­tiyle Jüstinian tarafından yaptırılmış olan bir kilise idi. Sonraki dönem Arap yazarlarına göre de bu câmi’i, Halîfe Abdu’l-Melik yaptırmıştır. A.J. Wensinck’e göre herhalde Abdu’l-Melik’in, Jüstinian kilisesini esaslı bir onarımdan geçirtmesi, onun tarafından yaptırıldığı şeklinde algılanmıştır.

Bunun nedenini hiç merak ettiniz mi?

Bilmeyenler için anlatalım..

İsrail’in en büyük hedeflerinden biri, birgün Mescid-i Aksa’yı yıkmak ve kendi tapınaklarını buraya dikmek. Bunun için yıllardır sinsi bir plan yürütülüyor.

Mescid-i Aksa haberlerinin yerli ve yabancı basında yer alması sırasında Kubbetu’us Sahra resminin yer alması da bu oyunun bir parçası..

Hatta İsrail bu oyunu daha iyi oynayabilmek için yıllardır Kubbetu’us Sahra’nın resimlerini bedava olarak tüm İslam ülkelerine dağıtır.

Bunun nedeni, toplumsal bir bilinçsizlik oluşturmak ve Müslümanları yanıltmak.. Müslümanlar, yıllardır Mescid-i Aksa’nın resmi sanarak Kubbetu’us Sahra’nın resmini evlerinin, işyerlerinin duvarlarına asar.
Böylece gelecek nesillerin bu resme inanıp, Kubbetu’s Sahra’yı Mescid’i Aksa sanmasanı sağlanmaya çalışılıyor.

 mescid-i-aksa

uydudan
Uydudan Mescid-i Aksa ve Kubbetü's Sahra

Günümüze kadar Mescid-i Aksa ile ilgili yaşanan olaylar:
*21 Ağustos 1969: Denis Ruhan adlı bir Yahudi Mescid-i Aksa’yı kundaklama girişiminde bulundu.
*Nisan 1980’de Meir Kahane, Mescid-i Aksa’nın bir köşesine patlayıcı madde koyarak patlatmaya çalıştı.
*8 Nisan 1982’de bir kez daha Mescid-i Aksa’nın ana girişine patlayıcı madde yerleştirildiyse de cami görevlileri tarafından patlamadan ortaya çıkarıldı.
*10 Nisan 1982’de Meir Kahane taraftarlarından bir grup militan, zorla Mescid-i Aksa’ya girmek istedi.
*21 Mart 1983’te Mescid-i Aksa’ya gizli bir yoldan girmek için tünel açıldığı tespit edildi.
*14 Ocak 1986’da Knesset üyesi bazı parlamenterler askerlerin koruması altında Mescid-i Aksa’ya girmek istediler.
*8 Ekim 1990 tarihinde Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırıda 30 Filistinli hayatını kaybetti, 800’e yakını yaralandı.

Kategoriler
DİN

Halid Bin Velid Kimdir?

halid_bin_velidOnlar hakkında o kadar çok söylenecek şey var ki, hangisinden başlasak acaba? Efendimizin “ONLARIN HER BİRİ GÖK YÜZÜNDEKİ YILDIZLARDIR” dediği sahabe-i kiram, yüce dinimizin bize kadar ulaşmasındaki en temel şahsiyetlerdir. Efendimiz onların desteği ve inancıyla İslamiyeti yeryüzüne hakim kılmış, onlarla yaymıştır. Yine Efendimiz hakkındaki bir çok söz ve olay ve özelliği onlarla sayesinde öğreniyoruz. Bu serimizde işte bu GÖKYÜZÜ YILDIZLARINA yer vereceğiz ve başlangıcı da ALLAH’IN KILICI ünvanını taşıyan Halid Bin Velid (r.a) ile yapacağız:

HALİD BİN VELİD

Hz. Peygamberin, hakkında “ne güzel kul” diye buyurduğu sahabî.

Nesebî, Hâlid b. Velid b.Muğire b. Abdillah b. Amr b. Mahzum. Annesinin ismi Lübâbe olur. Hz Meymune’nin yakın akrabasıdır. Hz. Hâfid’in lakabı Seyfullah (Allah’ın Kılıcı)’dır. Hz. Peygamber (s.a.s.) Mute savaşındaki başarısından ötürü onu Allah’ın kılıcı diye övmüştür. Künyesi Ebû Süleyman’dır. Yedinci hicrî yılında müslüman oldu (İbn Hacer, el-İsâbe, I, 413)

Hz. Hâlid (r.a.)’ın doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Mekke’nin şerefli ve itibarlı ailelerinden biri olan mahzum oğullarındandır. Ordu komutanlığı Hz. Hâlid’in ailesinin bir imtiyazıydı. Uhud savaşında ve Hudeybiye sulhu esnasında Hâlid b. Velid, Kureyş ordusunun komutânlarından birisiydi.

Hudeybiye anlaşmasından sonra Hz. Peygamber umre için Mekke’ye gidince Hâlid’in daha önce müslüman olan kardeşi Velid’e Hâlid’i sordu. Hz. Peygamber Halid gibi bir insanın müşriklerin içinde kalmasının şaşılacak bir durum olduğunu belirtti. Velid kardeşi Halid’e Peygamber (s.a.s)’in bu iltifatını bildiren bir mektup gönderdi. Bunun üzerine Hz. Halid müslüman olmak için Mekke’den yola çıkınca, yolda Amr b. el-Âs ile karşılaştı ve beraberce Mekke’den Medine’ye gelip müslüman oldular. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 158.

Hz. Hâlid hicrî sekizinci yılda yapılan Mute savaşına bir nefer olarak katıldı. Ordu komutanlarının sırayla şehîd olması üzerine Ashab istişâre ederek komutayı Hz. Hâlid’e vermiş. Hz. Peygamber Medine’de olup bitenleri haber verip komutanların şehid düşmesini anlattıktan sonra komutayı Allah’ın kılıçlarından birinin aldığını söylemiştir.

Bu olaydan sonra Hz. Hâlid Seyfullah (Allah’ın Kılıcı) diye anıldı. Halid (r.a.) komutasına aldığı orduyu kalabalık düşman karşısında bozguna uğratmandan Medine’ye getirmeyi başardı (İbn Hacer, el-İsâbe, I, 413).

Hz. Hâlid, Mekke fethinde süvarilerin komutanı idi. Ordunun sağ kanadını kontrol ediyordu. (Müslim, Sahih, II,103). Mekke fethinde müslümanlara karşı çıkan küçük gruplarla Hz. Hâlid çarpışmıştır.

Huneyn savaşında Hâlid büyük cesaret ve yararlılık göstermiştir. Hatta bu savaşta yaralanınca Hz. Peygamber ziyaretine geldi, dua etti. Hâlid şifa.buldu (İsdü’l-Gâbe, II, 103).

Mekke fethinden sonra Hz. Peygamber Nahle’deki Uzza putunu kırmaya Halid b. Velid’i gönderdi. Hâlid Uzza putunu kırıp geri döndü.

Taif kuşatmasına katıldı. Hz. Peygamber (s.a.s.) Dumetu’l-Cendel’in hristiyan emiri Ukeydir’in üzerine Halid’i gönderdi. Hz. Halid Ukeydir’i yaban sığırı avlarken yakaladı ve esir aldı; teslim olmayan kardeşini öldürdü. Diğer kardeşi ve Ukeydir’i esir alarak ganimetlerle birlikte Hz. Peygamber’e getirdi.

Hicrî onuncu yılda Necrân’a Hârisoğullarım İslâm’a davet etmek için gönderildi. Onları üç gün müddetle İslâm’a davet etti. Necrânlılar müslüman oldular.

Hz. Ebû Bekir Hâlife olunca Hz. Hâlid’i komutan olarak yalancı Peygamberlerin üzerine gönderdi. Yalancı Peygamber Tulayh b. Huvaylid’i Buzaha’da mağlup etti sonra Temimoğulları üzerine yöneldi ve Mâlik b. Nuveyra’nın komutasındakilerle karşılaştı. Mâlik’i silah bırakmasına rağmen esir etti ve öldürdü. Hz. Ömer, Hâlid’i bu olayda hatalı davrandığı gerekçesiyle kınamıştır.

Daha sonra Museylemetu’l-Kezzâb’a karşı sefere çıktı ve onu Yemâme sınırında Akraba denilen yerde mağlub etti ve öldürttü.

Yalancı Peygamberlerle olan mücadelesinden sonra zekat vermeyen kabileler üzerine gönderildi. Onları da sindirdi. Daha sonra Hicrî oniki yılında Irak’a İranlılara karşı gönderildi. İki ay zarfında Iran Sâsânî, ordularını bozguna uğratarak Hire’yi zabtetti ve Fırat çevresini hâkimiyeti altına aldı.

Suriye sınırında Bizanslıların ordu hazırladıkları haberi gelince hilâfet merkezinden Hz. Hâlid’e Irak bölgesinin komutanlığını Müsenna’ya bırakarak Şam’a gitmesi emri verildi. Hicrî onüçüncü yılda Bizanslıları Acnadeyn’de mağlup ederek Şam’a doğru püskürttü. Hz. Hâlid şehri muhasara etti ve hicrî ondördüncü yılın receb ayında Şam (Dımaşk) şehrini zabtetti. Daha sonar Humus’u fethetti. Yermuk savaşında Bizanslıları bozguna uğrattı. Kudüs’ü kuşattı ve teslim aldı. Bütün Suriye mıntıkası müslümanların eline geçti.

Hicretin 17. yılında Hz. Ömer, Hâlid b. Velid’i komutanlıktan indirdi. Hz. Hâlid’in komutanlıktan ahmşının sebepleri ve azledildiği yıl tarihçiler arasında ihtilaflıdır. Genel kanaate göre, Hz. Ömer, hilâfet merkezine döndükten sonra Hâfid’i azletti. Ama bu rivayet gerçeği yansıtmamaktadır. Hz. Ömer hilafetinin beşinci senesi, yani hicretin 17. senesinde Hz. Hâlid’i azletmiştir.

Komutanlıktan alınışı ile ilgili olarak bir çok sebepler ileri sürülmektedir. Bu sebepleri şöyle sıralayabiliriz: Hz. Hâlid bir çok insana kumanda ediyordu. Ancak sert mizaçlı olup sert muamele ediyordu. Kimsenin sözünü dinlemiyor, kendi fikrinden başkasına kıymet vermiyordu. Hatta birçok işlerde hilâfet merkezinin görüşlerine de müracaat etmiyordu.

Irak topraklarını İslâm topraklarına dönüştürdükten sonra Halife Hz. Ebû Bekir (r.a.)’in emrinin hilâfına hacca gitmiş ve bu duruma Hz. Ebû Bekir çok üzülmüştü. Kendi başına buyruk bir tavrın içinde hareket ediyordu. Bundan dolayı Hz. Ömer (r.a) zaman zaman Hz. Ebû Bekir Efendimize Hz. Hâlid’i komutanlıktan azletmesini istemişti. Hz. Ebû Bekir (r.a) daima şöyle cevaplandırmıştı: “O, Allah’ın kılıcıdır, bu kılıcı kınına sokmak doğru değildir.”

Hz. Ömer’in hilâfeti döneminde de Hz. Halid’in tutumunda bir değişiklik olmadı. Yine bildiği gibi devam etmekteydi. Ancak Hz. Ömer (r.a) Onu hemen azletmedi. Bir çok defalar kendisini uyardı, ve bu konuda mektuplar gönderdi. Hz. Ömer, Hz. Ebû Bekir (r.a) zamanındaki meseleleri de ona hatırlattı.

Komutanlıktan alınışının ikinci sebebi ise, müslümanların genelinde şöyle bir fikir oluştu, fetihlerin gerçekleştirilmesi Hz. Halid’in kabiliyet ve kahramanlığından kaynaklanmaktadır. Fetihlerin yegane sebebinin Hz. Halid olarak gösterilmesi elbette bir yanlışlıktı. Savaşların zaferlerle neticelenmesinde onun dehasını da gözardı etmek mümkün değilse de ondan ibaretmiş gibi göstermekte doğru değildir.

Üçüncü sebep; Hz, Halid (r.a) ordu masraflarında pek fazla israf yolunu tutmuştu. Ordu ekranına bol para dağıtması diğer mücahidlere kötü örnek oluyordu. Bu hususta şâirler mübalağalı şiirler bile yazmıştı. Eş’as b. Kays’a bir defasında onbin dinar bahşiş vermişti. Olay halife Hz. Ömer (r.a)’e intikal etti. Hz. Ömer Hz. Ebu Ubeyde b. el-Cerrâh ile haber gönderdi. “Bu kadar bol parayı müslümanların malından yani ordu tahsisatından verdi ise müslümanlara hıyanet etmiştir. Kendi kişisel payından, kendi cebinden vermiş ise israf etmiştir. İkisi de câiz değildir.” Halife Hz. Ömer, Hz. Hâlid’i azlettikten sonra hilâfet merkezine çağırıp, sorguya çekti. Bol para harcadığından bahsetti. Hz. Hâlid, Ganimetten eline geçen hissesinin hesabını verdi. Hesabı temiz vermişti. Hz. Ömer Hz. Hâlid’i iltifat ve ikramla karşıladı. Gönlünü aldı. Yazdığı ve her tarafa gönderdiği fermanlarda; Hz. Hâlid’in, kusur veya herhangi bir kabahatinden dolayı azledilmediğini, ancak bütün müslümanların zihinlerinin aydınlanması için, yani bu kadar İslâm futuhâtının yalnız Hz. Hâlid’in kolunun kuvvetiyle meydana gelmediğini herkesin bilmesi için azlettiğini bildirdi.

Hz. Ömer, Hâlid’i idari görevlere getirdi. Bir yil kadar valilik yaptı sonra istifa etti (Müstedrek, II, 297).

Hz. Hâlid (r.a) cihâd duygusu ile şehitlik arzusu ile dopdolu bir mü’mindi. Cihâd meydanları onun için Allah’a en yakın meydanlardı. Kendisi şöyle der: “Ben harp meydanında mücahede ve mücadeleden aldığım zevki, hiçbir zaman zifaf gecesinin keyfinden alamam” En büyük arzusu cihad meydanlarında şehid düşmekti. İran üzerine yürürken, İranlılara şu haberi gönderdi: “Sizin dünyayı sevdiğiniz kadar Âhireti seven bir ordu ile üzerinize geliyorum”.

Hz. Halid şirke ve küfre karşı çok şiddetli idi. Müslüman olduktan bir sene kadar sonra Uzza putunu yıkmak için gittiğinde Uzza’ya şiirle şöyle seslenir: “Ey Uzza bu geliş seni ta’zim için değil seni inkâr içindir. Çünkü ben gördüm ki Allah seni değersiz kılmıştır.” (İbn Esir, Üsdü’l-Gâbe, II, I10).

Hz. Hâlid savaşçı olduğu kadar şahsi fazilet ve ilim konusunda da üstündü. Fırsat buldukça Hz. Peygamber’in sohbetlerinden istifade etmiş, Medine’de onun etrafında bulunan ilim ve irfan ashabı arasında Hz. Hâlid’in bulunduğu zikredilmiştir. Üç-dört mesele ile ilgili fetva verdiği de rivayet edilir.

Hz. Hâlid’in Buhârî, Müslîm ve diğer hadis kitaplarında Hz. Peygamberden onsekiz hadis rivayet etmiştir. (İbn Hacer, el-İsâbe, I, 413).

Rasûlullah. Hâlid’in şecâat ve cesaretini muhtelif zamanlarda muhtelif yerlerde medhetmişti. Mekke fethinden sonra müslümanlar, her tarafa toplanıp Mekke’ye girdikleri zaman Hâlid görününce, Hz. Peygamber Ebû Hureyre’ye: “Bu gelen kimdir?” diye sormuştu. Ebû Hureyre: “Hâlid b. Velid’dir” demiş. Onun üzerine Hz. Peygamber: “Bu Allah’ın ne iyi bir kuludur” buyurmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 1360).

Hz. Peygamber yine onun hakkında “Hâlid Allah’ın Kılıcıdır” buyurmuştur. Yine Hâlid hakkında: “Hâlid b. Velid’e gelince, o herşeyini sizin için vermiştir, nesi var nesi yok harplerde Allah yolunda sarfetmiştir” (Ebû Dâvûd, Sünen, I, 163).

Hz. Hâlid gönderildiği seriyyelerde ve yaptığı muharebelerde Allah rızasını ve Allah’ın dinine davetini esas almıştır. Nitekim Yermuk savaşında Rumların komutanına savaş meydanında İslâmı tebliğ etmiş ve komutan Corc onun daveti ile müslüman olmuştur.

Hz. Peygamber’in şahsına karşı da çok büyük hürmeti olan Hz. Hâlid onun isminin mücerred anılmasından bile rahatsız olmuş; savaşlarında kazandığı muvaffakiyeti Hz. Peygamberin sakalından bir kaç taneyi sarığının içinde taşımasına bağlamıştır (İbn Hacer, el-İsabe, I, 413-415; İbnü’l-Esir, Üsdü’l-Ğâbe, II, 109-112).

Bekir SAĞLAM

Zübeyr TEKKEŞİN