Yeni Nüfus Cüzdanları

TÜBİTAK tarafından tamamen milli olanaklar kullanılarak geliştirilen ve 2010’dan itibaren nüfus cüzdanının yerine kullanılması hedeflenen akıllı kimlik kartları, kopyalanma riskine karşı görünürde 7 üstün güvenirlikli önlemle korunuyor.

TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsünde (UEKAE) geliştirilen Akıllı Kart İşletim Sistemi (AKİS) Proje Sorumlusu Mustafa Başak 2010’dan itibaren tüm Türkiye’de uygulanması planlanan elektronik kimlik kartının teknolojik özelliklerini anlattı.

Akıllı kartın en başta akıllı kart tabanlı ulusal kimlik kartı olarak nüfus cüzdanının yerini alacağını aktaran Başak, kartın ayrıca sürücü belgesi, pasaport, e-devlet uygulamalarında kimlik doğrulama amaçlı bir belge olacağını ve SSK karnesi, Sağlık Bakanlığı sertifikalarında, Maliye Bakanlığının vergi uygulamalarında kullanılabileceğini belirtti.

Başak, AKiS tabanlı benzer akıllı kartların şehir kartları, kontörlü kartlar gibi belediye uygulamalarında da kullanılabileceğini anımsattı.

KRİPTOLU OLACAK

Akıllı kimlik kartının tamamen yerli kaynak ve mühendislerle son şifreleme teknolojisi kullanılarak ve uluslararası standartlara uygun yapıldığını belirten Başak, kartın “taklit edilemez” ve “tahrip ya da tahrif edildiğinde değişikliğin algılanmasına imkan veren güvenlik özelliklerinin” bulunduğunu söyledi.

Başak, akıllı kart üzerindeki ve çip içerisindeki bilgilerin elektronik ortamda, kriptografik yöntem denilen güvenlik özellikleriyle korunduğunu anlatarak, bu yöntem sayesinde kartın mükerrer basımının engellenebildiğini, Merkezi Nüfus İdaresi Sistemine (MERNİS) erişimle yazım hatalarının önüne geçilebildiğini aktardı.

Kimlik kartlarının taklit edilmesini önlemek için çeşitli güvenlik özelliklerinin uygulandığını kaydeden Başak, yapısal ve baskısal güvenlik ögelerinin yüksek çözünürlüklü makinelerce yapıldığını ve taklidinin de çok zor olduğunu vurguladı. Başak, elektronik güvenlik sisteminin taklidinin ise mümkün olmadığını söyledi.

Akıllı kartta aynen kağıt paralarda olduğu gibi dış görünürde 7 güvenlik önlemi olduğunu bildiren Başak, şöyle konuştu: “Kartın ön ve arka yüzünde kullanılan hologram teknolojisiyle ışığın geldiği açıyla şekillerin ve renklerin değişimi sağlandı. Çok özel mürekkeplerin kullanıldığı OVI teknolojisinde ise ön yüzde bulunan Türkiye haritası ışığın geldiği açıya göre üç farklı renkte görülüyor. Mor ötesi baskı yöntemiyle de ultra viyole ışığı altında görünecek şekilde ön yüzde mavi renkte “T.C” ibaresinin, arka yüzde de Türkiye haritasının ortasında mavi renkte ay-yıldız şekli gizlendi.

Mikro yazılar ile ön yüze ay-yıldız çizildi ve büyüteçle bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti yazısı görülebiliyor. Aynı baskı, arka yüzde de şerit görünümünde yer alıyor. Meneviş baskı yöntemiyle ise kartın hem ön, hem de arka yüzünde algoritmik desenler bulunuyor. Bu desenler matematiksel bir formülle oluşturuldu. Son görüntü şifresi ise gökkuşağı baskı dediğimiz ve desen çizgilerinde kopyalamaya karşı kırmızı-turkuaz-kırmızı renk geçişleri yer aldı. Tüm bu şifreler çok özel tekniklerle üretildi ve kartın taklidini ve kopyalanmasını çok zor hale getiriyor.”

İlk etapta karta bakıldığında görünür şifrelemelerde kartın sahte olup olmadığının anlaşılabileceğini dile getiren Başak, “Fakat kopyalanmasının çok zor olmasına karşın her ihtimale karşı görünür özelliklerin kopyalanma riskine karşı bu bilgilerin aynısı kartın üzerindeki çipe elektronik olarak şifrelendi. Bu çipin içinde bir oynama olduğunda, kart erişim cihazına takıldığında bilgiler teşhis edilemez. Bu taklit edilememezlik aslında, elektronik şifreleme teknikleriyle sağlandı” dedi.

Başak, kimlik doğrulama için özel yazılımlara sahip kartın ayrıca pin ve puk kodlarının bulunduğunu belirterek, yasanın çıkması halinde hazır olan parmak izi teknolojisinin de eklenebileceğini söyledi.

AKİS’in enerji dalgalanmalarından veya başkaca fiziksel koşullar sebebiyle oluşan EEPROM bellek hücrelerindeki bozulmaları tespit edip düzelten bir mekanizmaya sahip olduğunu kaydeden Başak, şifreleme, deşifreleme ve asıllama anahtarlarının birbirlerinden tümüyle ayrıldığını belirtti.

PARMAK İZİ SAKLANMAYACAK

Parmak izi, iris tanıma gibi bilgilerin Avrupa Birliği kriterlerine göre bilgisayarların veri tabanlarında saklanmasının yasak olduğunu ve bu nedenle de parmak izi şifresinin kartın içinde saklandığını aktaran Başak, “Kart sahibinin elinde olacağından, bazı basın organlarında yer aldığı gibi parmak izinin bir yerde saklanması gibi bir durum da olmayacak” diye konuştu.

Türkiye’nin akıllı kart teknolojisinde Avrupa Birliğine üye pek çok ülkeden daha ileri bir aşamaya geldiğini belirten Başak, ABD’deki kart teknolojisinin ise çip değil, optik tanıma üzerine kurulu olduğunu söyledi.

Başak, Türkiye’nin yarattığı bilgi birikimi ile akıllı kartlarda ileri teknoloji uygulayan Portekiz ve Ukrayna gibi ülkeler seviyesine geldiğini kaydederek, “Avrupa’nın henüz üzerinde çalıştığı bir sistemi Türkiye uygulamaya başladı bile” dedi.

SEÇİMLERDE MÜKERRER OYA DA ENGEL OLACAK

Elektronik kimlik uygulamasının özellikle genel ve yerel seçimlerde güvenli ve sağlıklı oy kullanılmasına olanak sağlayıp mükerrer oy kullanılması ihtimaline son verilebileceğini dile getiren Başak, sağlık uygulamalarında da sahibinin izni ile erişilebilen hastaya özel bazı bilgilerin de kartta saklanabileceğini bildirdi.

Başak, akıllı kart uygulamasının 1 Eylül 2008 itibariyle Bolu’da pilot çalışmalarının başlatıldığını anımsatarak, ilk aşamada bu yılın sonuna kadar 10 bin adet kartın Bolu merkezde dağıtılacağını ve ikinci aşamada da Mayıs 2010’a kadar 300 bin kart dağıtımının yapılacağını belirtti. Başak, dağıtılan kartların, 67 eczane, 1 hastane, 8 aile hekimliğinde kullanılmaya hazır olduğunu da bildirdi.

AA

2009 Memur Maaşları

Memurların 2009’da alacağı maaşlar belli oldu. Hükümetin sendikalarla vardığı sonuca göre memurların maaşlarına Ocak 2009’da yüzde 4, Temmuz 2009’da ise yüzde 4,5 zam yapılacak. Böylece ortalama bir memurun maaşına yıllık bazda yüzde 8,7 zam yapılmış oldu.

Toplu görüşmelerde belirlenen ve bütçeye bu çerçevede ödenek konulan yeni zamlara göre; evli ve eşi çalışmayan, aynı zamanda da 2 çocuğu olan 13’ün 3’ündeki bir devlet memurunun halen bin 118 YTL olan maaşı, yılbaşında bin 163 YTL, temmuz ayında da bin 215 YTL olacak.

Böylece en düşük memur maaşı aile ve çocuk yardımıyla birlikte ocakta 45, temmuzda da 52 YTL olmak üzere yıllık toplam 97 YTL artacak. 2009 yılında aynı zamanda YTL’den TL’ye geçileceği için, memur ocaktaki maaşını TL cinsi yeni banknotlarla alacak.

MAAŞ FARKI DEĞİŞMEDİ
Yeni zamlar, önümüzdeki yıl da en düşük ve en yüksek memur maaşı arasındaki 3,7 katlık farkı değiştirmeyecek. Halen aile ve çocuk yardımıyla birlikte en düşük memur bin 118 YTL, müsteşarlar ise 4 bin 180 YTL maaş alıyor. Temmuzda en düşük dereceli memur bin 215, en yüksek dereceli memur olan müsteşar ise 4 bin 543 lira maaş alacak.

UNAKITAN’IN AÇIKLAMALARI
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, kurlardaki artışın, Türkiye’nin avantajına olduğunu belirterek, ”Döviz kurlarının yükselmesi, ihracattaki rekabet gücümüzü daha da artıracaktır” dedi.
Unakıtan, doğrudan yabancı sermaye girişinin bu yıl 15 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmesini beklediklerini söyledi.

Kemal Unakıtan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısını sunuşunda, bugüne kadar mali disiplinden en ufak bir taviz vermediklerini belirtti. Unakıtan, seçim dönemlerinde de mali disiplinden ayrılmadıklarını dile getirerek, ”Bugün, bütün dünyayı sarsan küresel mali krizden asgari şekilde etkileniyorsak bu, 6 yıldır uyguladığımız piyasa dostu önlemlerin, uyguladığımız akılcı bütçe politikalarının ve mali disiplinin, köklü yapısal reformlar ve özelleştirmeler ile güçlü bankacılık sistemi ve mali sistemin bir sonucudur. Doğru bildiğimiz yoldan şaşmadık” dedi.

-”İŞSİZLİK ARTABİLİR”-
Sunuş konuşmasında dünya ekonomisindeki gelişmeleri de değerlendiren Unakıtan, 2007 yılının 2. yarısından itibaren ABD konut piyasasında yaşanan olumsuz gelişmeler nedeniyle küresel finans piyasalarında uzun zamandan beri var olan istikrar ortamının bozulduğunu kaydetti.

Unakıtan, son yıllarda küresel sistem ile hem ticari hem de finansal açıdan entegre olan Türkiye’nin dünyadaki bu büyük dalgalanmadan etkilendiğini ifade etti. Unakıtan, Türkiye’nin küresel krizden iki açıdan etkilendiğine işaret ederek, ”Birincisi, kredi imkanlarının daralmasıyla borçlanma daha maliyetli hale gelebilir. İkincisi, büyüme hızımızın düşmesiyle birlikte işsizlik artabilir” tespitinde bulundu.

Kamu olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını ancak finansal piyasaların ve reel sektörün durumunun da önemli olduğunu belirten Unakıtan, bu süreçte, kamu, reel ve finans sektörlerini birlikte uyum içinde işletecek politikaları takip etmeyi hedeflediklerini söyledi. Unakıtan, ekonominin bir bütün olduğunu, kamu ve özel sektörün birlikte yer aldığını vurgulayarak, önlemlerin de birlikte alınmasının önemine işaret etti.

-”YÜZDE 10’LUK VERGİYİ SIFIRA İNDİRECEĞİZ”-
Ekonomik tedbir olarak hayata geçirdikleri istihdam paketiyle getirilen düzenlemeleri anlatan Unakıtan, yurt dışındaki mevduatları ülkede değerlendirmek amacıyla ”Varlık Barışı” adı altında bir düzenleme yaptıklarını anımsattı. Kişi ve kurumların yurt dışında bulunan şirketlerindeki kazançlarını Türkiye’ye transfer edebilmeleri için, herhangi bir şarta bağlı olmayan vergi istisnası getirmeyi düşündüklerini ifade eden Kemal Unakıtan, bununla ilgili düzenlemenin Bakanlar Kurulunda tamamlanarak, önümüzdeki hafta TBMM’ye sevk edileceğini bildirdi.

Unakıtan, borsada işlem gören hisse senetlerinin alım satımında yerli yatırımcılardan alınan yüzde 10 oranındaki vergiyi sıfıra indireceklerini söyledi. Bakan Unakıtan, son dönemde yaşanan küresel gelişmeler sonucunda Türkiye’yi daha avantajlı bir konuma getiren konuları da anlattı.

-”ABD VE AB’YE İHRACAT AZALDI”-
Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkelerin değiştiğini, ABD ve AB ülkelerine olan ihracatın, toplam ihracat içindeki payının azaldığına işaret eden Unakıtan, şöyle konuştu:

”Kurlardaki artış, bir diğer önemli avantajımızdır. Dolar ve avro, Türk Lirasına karşı son dönemde büyük değer kazandı. Döviz kurlarının yükselmesi ihracattaki rekabet gücümüzü daha da artıracaktır. Petrol fiyatları da düşmektedir. Petrol fiyatları 150 dolar seviyesinden 70 doların altına indi. Bu, 45 milyar doları bulan yıllık enerji ithalatının azalmasını da beraberinde getirecektir.

Kurlardaki bu yükselme ve aldığımız yapısal önlemler, yıllık 150 milyar doları bulan ara malı ithalatımızı da düşürecektir. Bu gelişmeler, ülkemizin ara malı üretimini artırmak suretiyle ihracattaki rekabetçi yapımızı ve katma değerimizi artıracaktır. Ayrıca, son yıllarda yüksek seyreden cari açığımızın düşürülmesi yönünde de önemli bir katkı sağlayacaktır.”

-”DÜNYA KESENİN AĞZINI AÇARKEN…”-
Maliye Bakanı Unakıtan, küresel gelişmelerin bir sonucu olarak birçok ülkenin harcama artışlarına gittiğini belirtti. İngiltere’de 2002 yılında yüzde 1,7 oranında olan bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının 2009 yılında 4,6 olacağını kaydeden Unakıtan, ”Dünya kesenin ağzını açarken, biz hala mali disipline riayet ediyoruz” dedi.

Bakan Unakıtan, 2002’de yüzde 11,5 olan bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payını, 2007 yılında yüzde 1,6’ya getirdiklerini ifade ederek, 2008 yılını daha da az bir bütçe açığı ile kapatacaklarını, 2009’da da bu rakamın yüzde 1,2 olacağını söyledi. Unakıtan, bütçe açığındaki iyileşmelerin, Türkiye’nin önemli bir avantajı olduğunu ifade ederek, ”Dünyadaki mali krize bütçe açıklarıyla yakalansaydık, Türkiye’nin durumu daha vahim olurdu” diye konuştu.

-BÜYÜME HIZI-
Kemal Unakıtan, Türkiye’nin, 2002-2007 yılları arasında yüksek oranlı büyüme hızlarına ulaştığını ve ekonominin son 6 yılda ortalama yüzde 6,8 oranında büyüdüğünü bildirdi.

Göreve geldiklerinde 230 milyar dolar büyüklüğünde olan ekonomiyi 5 yılda 657 milyar dolara ulaştırdıklarını, 2009’da ise 788,4 milyar dolar seviyesine getireceklerini dile getiren Unakıtan, tarım dışı sektörlerde yaklaşık 2,5 milyon kişilik istihdam artışı sağladıklarını söyledi.

1993–2002 döneminde ortalama yüzde 70’lerde seyreden enflasyonun, 2007 yılı sonunda 8,4’e düştüğünü ifade eden Unakıtan, 2008’de, küresel piyasalardaki olumsuz gelişmelerin tüm dünyada olduğu gibi ülkede de enflasyonun artmasına yol açtığını kaydetti.

Kemal Unakıtan, 2002’de yüzde 10 olan Kamu Kesimi Borçlanma Gereğinin Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının, 2007’de yüzde 0,10’a gerilediğini; 2009 yılında bu oranı yüzde -0,02’ye düşürmeyi hedeflediklerini bildirdi.

2002 yılında yüzde 61,4 olan Kamu Net Borç Stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının 2007 yılı sonunda yüzde 29,1 seviyesine gerilediğini, bu oranın 2008 yılı sonunda daha da düşmesini beklediklerini kaydeden Unakıtan, 2007 yılının Mart ayından itibaren, 12 aylık ihracatın, ithalattan daha hızlı arttığını söyledi.

-İHRACAT-
Maliye Bakanı Unakıtan, ihracatın, Ocak-Eylül 2008 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35,4 artış göstererek 102,5 milyar dolara ulaştığını belirterek, ”12 aylık kümülatif verilere göre 132,8 milyar dolar olan ihracatın, bu artış trendini sürdürerek yıl sonunda 137,5 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. 2002 yılında ihracatımız 36 milyar dolardı. 6 yıl içerisinde ihracatımızı 100 milyar dolardan fazla artırmayı başardık” diye konuştu.

İhracat gibi dış ticaret hacminin de arttığını vurgulayan Unakıtan, 2002’de 87,6 milyar dolar olan dış ticaret hacminin 2007’de 277,3 milyar dolara ulaştığını, 2008 yılı Ağustos ayı itibarıyla 12 aylık verilere göre 340,9 milyar dolar olarak gerçekleşen dış ticaret hacminin, yıl sonunda 355,5 milyar doları bulmasını beklediklerini bildirdi.

Ocak-Ağustos 2007 döneminde AB’ye yapılan ihracatın toplam ihracat içindeki payının yüzde 56,4 iken, 2008 yılının aynı döneminde yüzde 49,3’e gerilediğini belirten Unakıtan, ABD’ye yapılan ihracatın toplam ihracat içindeki payının da yüzde 4,2’den 3’e gerilediğini söyledi. Bakan Unakıtan, AB dışındaki Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerine yapılan ihracat payının arttığını belirtti.

-İTHALAT-
Unakıtan, ihracatta olduğu gibi ithalat ve buna bağlı olarak cari açıkta da artışlar olduğunu söyleyerek, 2002’de 9,2 milyar dolar olan enerji ithalatının 2007’de 33,9 milyar dolara yükseldiğini, bu yılın ilk 8 ayında ise özellikle ham petrol fiyatlarının yüksek seyretmesiyle birlikte 34 milyar dolar olarak gerçekleştiğini bildirdi. Bakan Unakıtan, Merkez Bankası döviz rezervlerinin, son yıllardaki yüksek sermaye girişlerine bağlı olarak arttığını, 2002’de 26,8 milyar dolar olan Merkez Bankası brüt döviz rezervlerinin 2008 yılı Eylül sonu itibarıyla 76,6 milyar dolara ulaştığını belirtti.

Doğrudan yabancı sermaye girişinin, bu yılın ilk 8 ayında 11,2 milyar dolar olduğunu, bu rakamın bu yıl 15 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmesini beklediklerini vurgulayan Unakıtan, ”Böylece son 6 yılda toplam 72 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye çekmiş olacağız” dedi.

-YURT DIŞINA YAPILAN YATIRIM-
Türkiye’den yurt dışına 2007 yılında 2,1, bu yılın ilk 8 ayında ise 2,2 milyar dolar doğrudan yatırım yapıldığına işaret eden Unakıtan, özelleştirme konusundaki kararlılık ve ekonomide sağlanan istikrar sonucu, özelleştirme uygulamalarında çok yol katettiklerini vurguladı.

Kemal Unakıtan, 2003’ten önce 20 yılda yapılan özelleştirmenin 8 milyar dolar olduğunu ifade ederek, ”2003’ten bu yana yapılan özelleştirme ise 32,5 milyar doları Özelleştirme İdaresi tarafından olmak üzere, TMSF ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılan özelleştirmelerle birlikte toplam tutar 50 milyar doları aşmıştır” dedi. Unakıtan, özelleştirmeyi, ekonomide rekabetin önünü açmak, verimliliği artırmak, maliyet etkinliğini sağlamak ve hizmetlerin kalitesini yükseltmek açısından olmazsa olmaz gördüklerini söyledi.

-MAAŞ ARTIŞLARI-
Çalışanlara ve emeklilere, hükümetleri döneminde sağladıkları mali imkanlarla ilgili de bilgi veren Unakıtan, Aralık 2002’de 392 YTL olan en düşük memur maaşının, Ekim 2008’de bin 118 YTL’ye çıktığını, artışın yüzde 164,9 olduğunu anlattı. Asgari ücreti de yüzde 147,2 artışla, 184 YTL’den 503 YTL’ye çıkardıklarını ifade eden Unakıtan, Aralık 2002’de 257 YTL olan en düşük SSK emekli aylığının da 2008 Ekim ayında 598 YTL’ye yükseldiğini bildirdi.

BAĞ-KUR esnaf emekli aylığı, BAĞ-KUR çiftçi emekli aylığı, memur emekli aylığı, 65 yaş aylığı, muhtar aylığında da artışlar yaşandığına dikkati çeken Unakıtan, ”Bu oranlar ve maaş tutarları; çalışan, emekli ve dar gelirli vatandaşlarımızın mali durumlarının 2002 yılına göre iyileştiğini, gelirlerinde reel artışlar olduğunu açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

Unakıtan, bunların yeterli olmadığını ancak ellerindeki imkanlara göre hareket etmeleri gerektiğini vurguladı. Maliye Bakanı Unakıtan, 2008 yıl sonu itibarıyla, bütçe giderlerinin 229,5, gelirlerinin 215,4, bütçe açığının 14,1 ve faiz dışı fazla tutarının 40,4 milyar YTL olarak gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini kaydederek, ”Hükümetimiz, önceki yıllar bütçe uygulamalarında olduğu gibi, 2008 bütçesini de Hükümetimizin ekonomi ve kamu maliyesi politikalarına uygun olarak tam bir kararlılık ve mali disiplin anlayışı içinde uygulamaya devam etmektedir” dedi.

-”AİLE YARDIMI DAHİL EN DÜŞÜK DERECELİ MEMURUN EKİM’DE 1.118 TL OLAN NET MAAŞI OCAK 2009’DA 1.164 TL’YE, TEMMUZ’DA İSE 1.215 TL’YE YÜKSELECEK”
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, 2009 Merkezi Yönetim Bütçesinin küresel mali krize karşı ekonomimizin dayanıklılığını artıracak, mali disipline riayet eden ve popülizme meydan vermeyen bir bütçe olduğunu söyledi.

Unakıtan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda 2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısını sunuş konuşmasında, 2009 yılında Gayrisafi Yurtiçi Hasılanın (GSYİH) 1 trilyon 111 milyar 438 milyon TL şeklinde belirlendiğini bildirdi.

Önümüzdeki yıl büyüme hızının yüzde 4, kişi başına milli gelirin 10 bin 913 dolar, yıl sonu TÜFE’nin yüzde 7,5, ihracatın 149 milyar dolar, ithalatın ise 232,5 milyar dolar olarak öngörüldüğünü ifade eden Unakıtan, 2009 yılının maliye politikası hedeflerini de şu şekilde sıraladı:

”Tesis edilen mali disiplini devam ettirmek, enflasyonla mücadele politikasını desteklemek, etkin bir borçlanma politikası yoluyla faiz giderlerinin bütçe üzerindeki baskısını hafifletmek,

-Mali disiplin anlayışına uygun olarak kaynakların belirlenmiş temel politika öncelikleri doğrultusunda tahsisini, kamu harcamalarının kalitesinin arttırılmasını ve bu suretle halkımızın hayat standardının yükseltilmesini sağlamak,

-Sağlam gelir kaynaklarıyla harcama yapmak,

-Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesini ve kullanılmasını temin etmek,

-Dışsal şoklara karşı ekonominin dayanıklılığını arttırmak,

-Makroekonomik istikrarla birlikte sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek,

-Hesap verilebilirliği ve mali saydamlılığı güçlendirmek,

-Yatırıma ayrılan kaynakların öncelikle ve kısa sürede sonuç alınabilecek projelere yönlendirilmesini temin etmek,

-Orta ve uzun vadede ekonominin verimliliğini ve üretken yapısını destekleyen alt yapı yatırımlarına ağırlık vermek,

-Verimliliği artırıcı ve üretimi teşvik edici bir tarımsal destekleme politikası oluşturmak,

_-Eğitim, sağlık ve sosyal nitelikli harcamalarla bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılmasına yönelik harcamalara daha fazla kaynak sağlamak,

-Kırsal kesimin altyapısını güçlendirmek.”

-BÜTÇE BÜYÜKLÜKLERİ-
Unakıtan, daha sonra 2009 Merkezi Yönetim Bütçesi hakkında bilgi verdi.

262,1 milyar TL harcamanın, 248,8 milyar TL’de gelirin öngörüldüğü 2009 yılında Merkezi Yönetim Bütçesinin 13,4 milyar TL açık vermesinin beklendiğini kaydeden Unakıtan, bütçedeki faiz dışı fazla rakamını da 44,1 milyar TL olarak verdi.

Unakıtan, bu şekilde 2008 yıl sonu gerçekleşme tahminine göre, bütçe giderlerinde yüzde 14,2, bütçe gelirlerinde ise yüzde 15,5 oranında artış olacağını belirtti.

2009 yılında bütçe açığının GSYİH’ya oranının da yüzde 1,2 olacağını anlatan Maliye Bakanı, faiz dışı fazlanın ise yüzde 4 şeklinde hedeflendiğini vurguladı.

Unakıtan’ın verdiği bilgiye göre, 262,1 milyar TL olarak belirlenen bütçe giderlerinin 57,2 milyar YTL’sini personel, 7,2 milyar TL’sini sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi, 26,1 milyar TL’sini mal ve hizmet alımı, 88,5 milyar TL’sini cari transferler, 16,6 milyar TL’sini sermaye giderleri ve 2,8 milyar TL’sini sermaye transferleri oluşturacak.

57,5 milyar TL faiz ödenmesi planlanan 2009 bütçesinde, borç verme kalemindeki ödenek tutarı 4,7 milyar TL, yedek ödenek ise 1,4 milyar TL olacak.

-SOSYAL GÜVENLİĞE 46,7 MİLYAR TL AKTARILACAK-
Bu arada transfer kalemlerinden de Sosyal Güvenlik Kurumuna 46,7 milyar TL, mahalli idarelere 19,9 milyar TL, tarımsal desteklemeye ise 5,5 milyar TL aktarılacak. Yeni yılda fon ve paylar için 4,8 milyar TL’lik ödenek konulurken, öğrenci kredisi ve burslar için de bütçeden 2 milyar TL transfer yapılacak.

-202,1 MİLYAR TL VERGİ TOPLANACAK-
İadeler dahil 267,8, iadeler çıkarıldığında ise 248,8 milyar TL gelirin toplanacağı 2009 bütçesinde, vergi gelirleri 202,1 milyar TL, vergi dışı gelirler ise 46,7 milyar TL olacak.

Hazineye en fazla katkı da özel tüketim vergisinden sağlanacak. Bütçede, önümüzdeki yıl 49,4 milyar TL ÖTV tahsilatı beklenirken, bunu 38,5 milyar TL’si ithalde, 20 milyar TL’si dahilde alınan KDV olmak üzere 48,5 milyar TL ile KDV gelirleri, 45,3 milyar TL ile gelir vergisi, 20,1 milyar TL ile de kurumlar vergisi izleyecek.

Bütçe hedeflerine göre, yeni yılda Hazineye, Motorlu Taşıtlar Vergisinden 4,7 milyar TL, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinden 4,1 milyar TL, Harçlardan 6 milyar TL, Damga Vergisinden de 4,7 milyar TL girecek.

Konuşmasında bütçe harcamalarını karşılayacak en önemli kalemin vergi gelirleri olduğuna dikkat çeken Maliye Bakanı, ”Vergi gelirlerini artırmadan bütçeyi ve dolayısıyla ekonomik yapıyı güçlendirmek mümkün değildir. Hükümete geldiğimizde 60 milyar TL seviyesinde olan vergi gelirleri tahsilatını bu yılın sonunda 175 milyar TL’ye çıkarıyoruz. 2009 yılında ise hedefimiz 202 milyar TL’dir” dedi.

-2009 BÜTÇESİNİN ÖZELLİKLERİ-
Unakıtan, son yıllarda gelir ve gider politikaları arasında gerçekleştirilen uyum, bütçe giderlerinde sağlanan etkinlik ve tasarrufla, vergi gelirlerinde gösterilen yüksek performans sayesinde bütçe açığının azaltılması yönünde önemli bir başarı yakaladıklarını da söyledi.

Unakıtan, 2009 yılı bütçe ödeneklerinin de, uygulanan ekonomik programın ilke ve hedeflerine uygun olarak, kamu kesimi açıklarıyla, enflasyonun düşürülmesini, reel ekonomideki büyümenin sürdürülmesini ve dışsal şoklara karşı ekonomimizin direncini artırmaya katkıda bulunulmasını sağlayacak şekilde belirlendiğini kaydetti.

Bütçe yönetiminde saydamlığın artırılması ve Meclisin bütçe uygulamaları konusunda daha iyi bilgilendirilmesi amacıyla, bütçe gerekçesinde mahalli idareler ve sosyal güvenlik kurumlarının bütçe büyüklükleri, döner sermayeler ile bütçe dışı fonlara ve bütçeden yardım alan kuruluşlara ilişkin bilgilere de yer verildiğine işaret eden Unakıtan, 2009 bütçesinin bazı özellikleri hakkında da şu değerlendirmelerde bulundu:

”Bütçenin uygulanmasında merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin inisiyatiflerinin artırılması amacıyla idarelerin, aktarma yapılacak tertipteki ödeneğin yüzde yirmisine kadar kendi bütçeleri içinde ödenek aktarması yapabilmelerine imkan tanınmaktadır.

Kural olarak 2009 Yılı Yatırım Programına ek yatırım cetvellerinde yer alan projeler dışında herhangi bir projeye harcama yapılamayacaktır.

Belirlenen sınırlar içinde memur ihtiyacını karşılayamayacak idare, kurum ve kuruluşlardan yükseköğretim kurumları için ilave 4 bin adet, diğerleri için ilave 21 bin adet atama izni verilebilecektir.

Yükseköğretim kurumlarının, öğretim üyesi dışındaki boş öğretim elemanı kadrolarına yapabilecekleri atamalara ilişkin hususlara ve bu sınırlar içinde öğretim elemanı ihtiyacını karşılayamayacak yükseköğretim kurumları için ise ilave 3 bin adet atama izni verilebilecektir.”

-HANGİ ALANDA NELER YAPILDI?-
Maliye Bakanı, sunuş konuşmasında AK Parti iktidarı döneminde çeşitli alanlarda kaydedilen gelişmeleri de anlattı.

2002 yılında 7,5 milyar TL olan Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesinin, 2009 yılında 27,9 milyar TL büyüklüğe ulaşmış olacağını belirten Unakıtan, Milli Eğitimin bütçeden en fazla payı alan idare olma özelliğini sürdürdüğünü söyledi.

İktidarları döneminde 123 bin dersliğin yapımını tamamladıklarını, 2009 yılında 28 bin adet derslik yapacaklarını bildiren Unakıtan, sosyal güvencesine bakmaksızın ilk defa özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam eden tüm özürlülerin özel eğitim giderlerini karşılamaya başladıklarını dile getirdi. Unakıtan, 2006 yılında 83 bin özürlü öğrencinin eğitim masrafları karşılanırken, bu rakamın, bu yıl 196 bine ulaştığını, önümüzdeki yıl ise 233 bine yükseleceğini belirtti.

AK Parti iktidarı sırasında yaklaşık 739 milyon adet ders kitabının öğrencilerimize ücretsiz dağıtıldığını kaydeden Unakıtan, 2009’da bu rakamın da 918 milyon olacağını vurguladı.

2002 yılında 45 TL’den 452 bin öğrenciye öğrenim kredisi ödenirken, 2008 yılında 160 TL’den 748 bin öğrenciye burs ve öğrenim kredisi verildiğini anlatan Maliye Bakanı, 2009 yılında 335 bin yeni öğrenciye daha burs, öğrenim ve katkı kredisi ödemesi yapılmasının hedeflendiğini bildirdi.

Unakıtan, koruyucu sağlık hizmetinin göstergesi olan aşı bütçesinin de 2002 yılında 14 milyon TL iken, 2008 yılında 201 milyon TL’ye ulaştığını, 2009’da ise 2009 yılında ise 300 milyon TL’ye yükseleceğini kaydetti.

Unakıtan, TOKİ’nin konut seferberliği kapsamında da 2008 sonunda 350 bin konutluk üretim rakamına ulaşılacağına işaret etti ve 2001 sonunda 500 bin konut hedeflendiğini söyledi.

-MEMUR MAAŞLARI-
Unakıtan, 2009 yılında devlet memurlarının aylıklarında yapılacak artışların kamu görevlileri sendikaları ve bunların bağlı bulunduğu konfederasyonlar ile Kamu İşveren Kurulu arasında yapılan toplu görüşmelerde sağlanan mutabakat çerçevesinde belirlendiğine de dikkat çekerek, bu çerçevede memur maaşlarının Ocak’ta yüzde 4, Temmuz’da ise yüzde 4,5 oranında artacağını vurguladı.

Bu şekilde yıllık maaş artışının yüzde 8,7 olacağını kaydeden Unakıtan, özlük hakları konusunda şöyle konuştu:

”Sendika üyesi olan personele 5 TL tutarında ödenmekte olan sendika ödeneğinin ‘toplu görüşme primi’ adıyla ödenmesi ve bu tutarın 10 TL;ye çıkarılması sağlanacaktır.

Ayrıca, yılın her bir yarısı için gerçekleşen enflasyon oranının anılan dönemlerde yapılan artış oranını aşması halinde, gerçekleşen enflasyon oranı ile söz konusu artış oranı arasındaki fark, ilk 6 ay için Temmuz 2009 ve ikinci 6 ay için ise Ocak 2010’dan itibaren geçerli olmak üzere enflasyon farkı olarak kamu görevlilerimizin aylık ve ücretlerine yansıtılacaktır.

Yapılacak artışlar sonucunda; aile yardımı ödeneği dahil en düşük dereceli memurun 2008 yılı Ekim ayında 1.118 TL olan net maaşı, 2009 yılı Ocak ayında 1.164 TL’ye ve Temmuz ayında ise 1.215 TL;ye yükselecektir.

2009 yılı için tüketici fiyatlarında öngörülen kümülatif artışın yüzde 7,5 olduğu dikkate alındığında, Devlet memurlarının aylıklarında yapılacak artışın enflasyonun üzerinde olduğu görülecektir.”

2008’de asgari geçim indiriminden kaynaklı artışlar hariç, en düşük memur maaşında yüzde 23,2, ortalama memur maaşında ise yüzde 19 oranında artış sağlandığını bildiren Unakıtan, ”Önümüzdeki dönemlerde ise bütçe imkânları çerçevesinde yapılacak yeni düzenlemeler ile söz konusu dengesizlikler giderilmek suretiyle ücret adaleti sağlanacaktır” dedi.

-POLİTİKA ÜRETİRKEN KÜRESEL BAZDA DÜŞÜNÜYORUZ-
Maliye Bakanı, hükümetleri döneminde, hantal, merkeziyetçi ve formalitelere boğulan bir yönetim anlayışı yerine hizmet kalitesini, hızını ve kapsamını ön planda tutan bir anlayışı uygulamaya geçirdiklerini de ifade etti.

Makroekonomik politikalara ilave olarak bölgesel farklılıkların giderilmesine yönelik politikalarla, istihdam, KOBİ’ler, çalışma hayatı, sosyal güvenlik, sağlık, eğitim, tarım, konut ve enerji gibi alanlarda izlenen politikaların sosyal etkileri bakımından önemli sonuçlar doğurduğunu ve daha da doğuracağını belirten Unakıtan, şöyle devam etti:

”2009 Yılı Bütçesi de istikrarın ve refahın artırılmasını dikkate alan bir bütçedir. Sosyal devlet anlayışını benimseyen bir bütçedir. Bu Bütçe, yaşanmakta olan küresel mali krize karşı ekonomimizin dayanıklılığını artıracak bir bütçedir. Bu Bütçe mali disipline riayet eden, popülizme meydan vermeyen bir bütçedir.

Dinamik bir küresel yapı var. Buna ayak uyduramayan ülkeler, bu yüzyılın kaybedenleri olacaklardır. Biz maliye politikalarımızı üretirken küresel bazda düşünüyoruz. Ülkemizin küresel yarışta bir adım öne geçmesi için uğraş veriyoruz. Risklerin yeniden tanımlandığı bir süreçten geçiyoruz. Bunu bir fırsata dönüştürmek için çalışıyoruz.

Küresel rekabet yarışında ülkemizin layık olduğu yere gelebilmesi, etkin kaynak kullanımı ve mali disipline bağlıdır. Çünkü rekabet gücü, insan kaynakları da dâhil olmak üzere etkin bir kaynak kullanımı anlamına gelmektedir.”

Atatürk’ün her fırsatta tam bağımsızlığın ancak mali bağımsızlıkla mümkün olacağını vurguladığına da işaret eden Unakıtan, Atatürk’ün gösterdiği yolda ilerlediklerini ve halen dünyanın 17’nci büyük ekonomisi olan Türkiye’nin yakın zamanda dünya ekonomileri içinde çok daha yüksek seviyelere çıkacağını söyledi.

UNAKITAN: ”GELİR VERGİSİ KANUNUN YENİDEN YAZIM ÇALIŞMALARI TAMAMLANMA AŞAMASINDA”

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, yeni Gelir Vergisi Kanunun yazım çalışmalarının tamamlanma aşamasında olduğunu bildirdi. Unakıtan, yeni düzenlemede, küçük esnaf ve sanatkarın cüzi bir harç alınmak suretiyle gelir vergisinden muaf tutulacağını söyledi.

Unakıtan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda 2009 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Tasarısını sunuş konuşmasında, vergi politikası ve uygulamaları hakkında açıklamalarda bulundu.

İktidarları döneminde Vergi Kanunlarında köklü değişiklikler yapıldığını kaydeden Unakıtan, sözkonusu düzenlemeler neticesinde istihdam üzerindeki vergi yükünün önemli ölçüde azaltıldığını ve Türkiye’nin istihdamdaki vergi yükleri sıralamasında OECD ülkeleri arasında çok daha iyi konumlara getirildiğini söyledi.

Büyüme ve istihdam politikalarını destekleyici, etkin ve basit bir vergilendirme sisteminin oluşturulması için Türkiye’de vergi sistemini sürekli olarak geliştirip güçlendirdiklerini belirten Unakıtan, şöyle konuştu:

”Gelir Vergisi Kanununun baştan sona daha yalın ve anlaşılır bir dille yeniden yazılması çalışmaları tamamlanma aşamasındadır. Bu yeni kanunda, serbest piyasa ekonomisiyle uyumlu, gelişmiş ülke örnekleriyle paralel, yatırımları ve istihdamı teşvik edecek ve vergiye gönüllü uyumu sağlayacak geniş tabanlı bir vergi sisteminin oluşturulmasına yönelik düzenlemeler öngörülmektedir.

Esnaf ve sanatkârlara ilişkin vergileme rejiminin yeniden düzenlenerek, küçük esnaf ve sanat erbabının cüzi bir harç alınmak suretiyle gelir vergisinden muaf tutulması, diğer esnaf ve sanatkarların vergilendirilmesinde ise daha kolay uygulanabilir bir sistem oluşturulması da söz konusu Kanunda yer alacak düzenlemeler arasındadır.

Gelir Vergisi Kanununda yapılacak bu değişikliklerle birlikte, Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu yürürlükten kaldırılacaktır. Bu Kanunda yer alan ivazsız suretle vaki intikaller ise Gelir Vergisi Kanunu kapsamına alınacaktır.

1961 yılında yürürlüğe girmiş bulunan ve mükelleflerin vergi uygulamalarıyla ilgili hak ve yükümlülüklerini ve buna ilişkin süreçleri düzenleyen Vergi Usul Kanununu da gözden geçireceğiz.”

-KAYIT DIŞI EKONOMİ-
Kayıtdışı ekonomi ile etkin bir şekilde mücadele, mükellef odaklı bir yaklaşımla artan mükellef beklentilerine en iyi şekilde cevap verebilmenin temel amaçları arasında yer aldığını da dile getiren Unakıtan, bu amaçla geçen yıl mükelleflere hızlı, doğru ve eksiksiz cevap verebilmek için ”Vergi İletişim Merkezi” ni kurduklarını anlattı.

Vergisel konularda yüz yüze danışmanlık hizmeti vermek üzere bu yıl da ”Mükellef Hizmetleri Merkezi”nin kurulduğunu belirten Unakıtan, aynı şekilde vergisel konularda açıklanacak bilgilerin kamuoyuna daha hızlı ulaştırılması ve veri dağıtım çeşitliliğinin arttırılmasının sağlanması için ”Kısa Mesaj Bilgilendirme Servisi”nin hizmete sokulduğuna dikkat çekti.

Unakıtan, ”Teknolojik altyapımızı VEDOP-3 yoluyla güçlendiriyoruz. Tüm vergi dairesi ve mal müdürlüklerinin elektronik ağ tabanlı yapıya geçmesiyle ”e-Tahsilat” sisteminde sadece cari dönem tahakkukları değil, tüm tahakkuklar sorgulanabilecek. Ayrıca süresinden sonra yapılan ödemeler de banka ve PTT şubelerince alınabilecek” dedi.

Vergi beyannamelerinin de ”e-beyanname” uygulamasıyla internetten alınmaya başlandığını hatırlatan Maliye Bakanı, bu şekilde vergi dairelerinin iş yükünün azaltıldığını, mükelleflerin vergi işlemlerinin basitleştirildiğini ve sunulan hizmet kalitesinin arttırıldığını vurguladı.

-VERGİ KAYIP VE KAÇAĞI İLE MÜCADELE-
Vergi kayıp ve kaçağının asgari düzeye indirilmesi çalışmalarının sürdüğünü de ifade eden Maliye Bakanı, bu konuya ilişkinde şu bilgileri verdi:
”-2 ayrı kuruma verilen ‘muhtasar beyanname’ ile ‘aylık prim ve hizmet belgesi’ni elektronik ortamda birleştiriyoruz. Bu yolla, hem istihdama ilişkin ortak bir veri tabanı oluşturulacak, vergi ve sosyal güvenlik primi kayıp ve kaçağı ile kayıtdışı istihdam en aza indirilecek hem de mükelleflerin beyanname verme ve bildirimde bulunmaya yönelik iş yükü azaltılmış olacak.

-Mükelleflerce 2005 ve 2006 dönemleri için verilen Ba-Bs bildirim formlarından hareketle mal ve hizmet alım satımını bildirmeyenleri tespit etmiş bulunuyoruz.

-Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden alınan gayrimenkul alım-satım ve ipotek bilgilerinin analizi neticesinde riskli mükelleflerin önemli bir bölümü tespit edilmiş olup, ilk aşamada gayrimenkul alım satımında oluşan kayıtdışı hasılatın belirlenebilmesi konusunda çalışmalar yapılmıştır.

-KDV iadeleri bakımından riskli görülen mükelleflerin tespitine yönelik olarak KDV İadeleri Risk Analizi Projesi başlatılmıştır.

-Akaryakıt satışlarının kayıt altına alınması ve bu alandaki vergi kaybının önlenmesine yönelik olarak akaryakıt pompalarının ödeme kaydedici cihazlara bağlanmasına ilişkin uygulamaya yurt genelinde geçilmiştir.”

ÖTV Yalan Oldu

Ekonomik krizin etkilerini yaşamaya başlayan otomotiv sektörü Maliye Bakanlığı kaynaklı bir haberle rahatlamıştı. Habere göre Bakanlık, iç piyasanın hareketlenmesi için ÖTV indirimi üzerinde çalışıyordu.

Sektör zaten uzun zamandan beri, otomobil üzerindeki vergilerin hafifletilmesinin ekonomiye yapacağı olumlu katkıları her fırsatta dile getiriyordu. Döviz kurlarının ani ve hızlı yükselişinin yanı sıra bankaların kredi isteklerini geri çevirmeye başlaması otomotivcileri zor duruma düşürdü.

Türkiye’de satılan otomobillerin yaklaşık yüzde 75’inin banka kredisiyle satıldığı ve son dönemde kredi başvurularının yaklaşık yüzde 60’ının geri çevrildiği haberleri durumun vahametini ortaya koyuyor. ÖTV indiriminin yanı sıra 2003- 2004’te uygulanan hurda teşvikinin de tekrar gündeme alınmasını bekleyen otomotivciler Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın açıklamalarıyla sessizliğe büründü.

‘YERLİ ÜRETİCİYİ DESTEKLERİZ’

Unakıtan, Türkiye’de satılan otomobillerin yüzde 75’inin ithal olduğunu ve yapılacak ÖTV indiriminin ithalatı arttıracağını, dolayısıyla döviz ihtiyacının da yükseleceğini söyleyerek, buna sıcak bakmayacaklarını vurguladı. Unakıtan, yerli üreticiyi destekleyecek bir formüle teşvik sağlayacaklarını da sözlerine ekledi.

Takvim

Sağlıkta Katılım Payı Hakkında Herşey

saglik1  Ekim itibariyle sağlıkta katılım payı dönemi başladı. Yeni uygulamada dikkat edilmezse sürprizlerle karşılaşabilirsiniz.

Sağlıkta yeni dönem başladı. Yeni kurallardan bir çok kimsenin haberi yok. Örneğin muayene için kayıt yaptırdınız ama sonra vazgeçtiniz. Yaptığınız kaydı iptal ettirmezseniz borcu ödemek zorundasınız. Yapmanız gereken kaydı iptal ettirmek..

Sigortalılar hangi hastaneye ne kadar ödeyecek?

Memurlar hariç, diğer sigortalılar devlet hastanelerinde 3 YTL, eğitim ve araştırma hastanelerinde 4 YTL, üniversite hastanelerinde 6 YTL ve özel hastanelerde 10 YTL katılım payı ödeyecekler.

Katılım payını muayene farkı ve ilaç katkı payı ile karıştırmayın. Katılım payı ilaç alırken eczanede ilaç farkı ile birlikte ödenecek. Eczacı, hastaneden tahsil ettiği bu parayı SGK’nın hesabına yatıracak veya SGK tarafından eczacıya yapılacak ödemeden mahsup edilecek.

Hangilerinden para alınmıyor?

Burada dikkat edilmesi gereken iki husus var. Birincisi, yukarıda bahsi geçen katılım payı, birinci basamak resmi sağlık kuruluşları ve aile hekimi muayenelerde alınmayacak. Yani;

– Kamu idareleri bünyesindeki kurum hekimlikleri,

– Sağlık ocağı, verem savaş dispanseri, ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezi, sağlık merkezi ve toplum sağlığı merkezi,

– Sağlık Bakanlığı ile aile hekimliği sözleşmesi yapmış aile hekimleri,

– 112 acil sağlık hizmeti birimi, üniversitelerin medikososyal birimleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin birinci basamak sağlık ünitelerinde muayene olur ve ilaç yazdırırsanız katılım payı ödemeyeceksiniz. Bu yüzden okurlarımıza, zorunlu olmadığı taktirde, küçük çaplı muayene ve ilaç yazdırma gibi durumlar için hastanelere gitmemelerini tavsiye ediyoruz.

Muayene olmadıysanız protokolü iptal ettirin!

Memurlar dışındaki sigortalıların katılım payı ödememek için dikkat etmeleri gereken bir nokta daha var. Diyelim ki devlet, özel ya da üniversite hastanesine gittiniz. Hasta kabul işlemleriniz yapıldı ve size bilgisayardan bir protokol numarası verildi. Normalde siz bu numara ile ilgili bölüme gidip muayene, tahlil ya da tetkik yaptıracaksınız. Ancak bir şekilde işleminizi yaptıramadınız veya muayeneden vazgeçtiniz.

İptal ettirmezseniz hanenize borç yazılıyor

Bu taktirde mutlaka hasta kabule başvurup protokol numaranızı iptal ettirmeniz gerekiyor. Aksi halde muayene olmadığınız halde katılım payı ödemek zorunda kalacaksınız. O gün için eczaneye gitmemiş olsanız bile, muayene katılım payı sizin SGK’daki hesabınıza borç yazılacak. Emekliyseniz maaşınızdan kesilecek, çalışıyorsanız eczaneye ilk uğramanızda karşınıza çıkacak.

BUGÜN

Açıköğretim Lisesi kayıtları 19 Aralık´ta son

Liseyi dışardan bitirmek isteyen öğrencilerindevam ettiği AçıköğretimLisesi kayıtları 19 Aralık´ta sona eriyor.

Milli Eğitim Bakanlığı´ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü, Ölçme Değerlendirme ve Açıköğretim Kurumları Daire Başkanlığı´na bağlı Açık Öğretim Lisesine kayıtlı olup, durumu aktif veya donuk olan öğrencilerin, 6 Ekim Pazartesi günü başlayan 2008-2009 eğitim öğretim yılı birinci dönem kayıt yenileme işlemleri, 19 Aralık Cuma günü sona erecek.

Açıklamaya göre, öğrenciler kayıtlarını il ve ilçelerde bulunan Halk Eğitim Merkezi Müdürlüklerinde yapabilecek.

Kurban Bayramı ‘nın Amacı Nedir?

Kurban bayramı amacı tatil mi yoksa eski gelenekler olan ana-baba , hasta ziyareti mi yoksa tatil mi?

Cevabı siz verin?

Gelelim kurban diye kesilen hayvanlara : Amaç Allah ‘a adanan hayvanın kesilmesi (boğazlanması) .Allah ‘ın ne ete ne kana ne de başka birşeye ihtiyacı yoktur.Ama bizler kurbanı Allah için değil de artistik için kesiyoruz (herkes dahil değil tabi). Ben bir kurban satıcısı olarak bayramın 1. günü 40 baş hayvan kestim. Kurbanlarını kestiğim kişilerin acaba kurbanları kabul oldu mu? Bunu neden diyorum : Yanımda çalışan çocuklar yoksullar ama kurban kesen kişilerden biri dahi bir kilo et bile vermedi.Ben de istemedim(kendim için değil, çalışanlarım için). Etler nereye gitti 🙂 🙂 . Dolaba gitti.Hani kurbanın amacı fakirlerin et yemesi idi( 40 gün et yemeyenin ahlakı bozulur, 40 gün et yiyenin de ahlakı bozulur. ) Hadis- i Şerif ‘tir bu.

Evet kurbanlar kesildi, insanlar kendini ispat etti. Dolaplar et doldu.

Yoksullar yine etsiz kaldı(belki de et diye verilen kemikleri yemiş olabilirler). Çok acı ama malesef böyle.

Bütün Cep Telefonları Yeniden Kayıt Edilecek!

Türkiye’de halen kullanımda olan yaklaşık 100 milyon cep telefonunun kaydı yenileniyor. Bir kereye mahsus olacak bilgi güncellemeyi yaptırmayanların hatlarını sistem kesecek.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün onayının ardından yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme Yasası uyarınca; GSM operatörlerinde tutulan abonelik kayıtlarının güncellenmesi amacıyla, 100 milyon cep telefonuna ait abonelik kayıtları 1 yıl içinde yenilenecek.

Ücretsiz yapılacak

Herkes, kullandığı cep telefonunu hiçbir ücret ödemeden kendi üzerine kaydettirebilecek. Bu kapsamda bilgi ve belgelerinde eksiklik ya da yanlışlıkları bulunan tüm aboneler, 1 yıl içerisinde kimliklerini ispatlayıcı belgelerle birlikte ilgili işletmeciye başvuracak. Başvuru esnasında abonelerden kimliklerini ispata yarar belgelerin birer örneği ile birlikte, bireysel abonelerden TC kimlik numaraları, kurumsal abonelerden ise vergi numaraları alınacak. Bu şekilde bilgileri güncellenemeyen hatların elektronik haberleşme şebekesi ile bağlantısı kesilecek.

Üzerinize alın

Cep telefonunun son kullanıcıları, kullanmakta oldukları hatları, bir kereye mahsus olmak üzere verilen süre içerisinde, hiçbir vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüğe tabi olmaksızın kendi üzerlerine kaydettirmek için ilgili işletmeciyle abonelik sözleşmesi yapabilecek. Söz konusu hatların eski abonelerinin de, yapılan işleme 1 yıllık zaman aşımı süresi içinde itiraz hakları bulunacak.

Şerife Üstüner / Takvim

Kurbanlık Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Gaziantep-Kilis Bölge Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mehmet Satıl, kurbanlık alımının bilinçli yapılması gerektiğini bildirerek, ”satış merkezleri hazırlanmalı, hayvanlar sağlık kontrolünden geçirilmeli” dedi.

Satıl, yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı’na bir aydan kısa bir zaman kaldığına dikkat çekerek, öncelikle hayvan satışı konusunda satış merkezlerinin belirlenmesinin gerekli olduğunu söyledi.

Özellikle, Kurban Bayramı’na yakın dönemlerde ve sonrasında, Türkiye genelinde hayvandan hayvana, hayvandan insana salgın hastalıkların bulaşma riskinin arttığına işaret eden Satıl, hayvan sevkıyatının hız kazandığı bu dönemde, hayvan hareketlerinin mutlaka kontrol altına alınması gerektiğine işaret etti.

Kurban Bayramı’na kısa bir süre kalması dolayısıyla belirli bölgelerde kurban satışlarına rastlandığına dikkat çeken Başkan Satıl, ”Şu anda kurban konusunda yapılması gereken ilk şey, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile birlikte ilçe belediyelerinin belirli bölgelerde satış merkezi oluşturmasıdır” dedi.

Satıl, cadde ve sokaklarda rastgele dolaştırılarak hayvan satışına izin verilmemesini istedi ve bu durumun özelikle hayvandan insana bir çok hastalığın bulaşmasına zemin hazırlayacağı uyarısında bulundu.

Hayvandan insana geçen hastalıkların ölümle dahi sonuçlanabildiğine işaret eden Satıl, şu bilgileri verdi:

”Hayvandan hayvana geçen hastalıkların yanı sıra, hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar da var. Bu hastalıkların yanı sıra özellikle deri ve iç organlardan da insanlara kist hastalığı bulaştığına tanık oluyoruz. Tüm bu hastalıkların, hayvan sirkülasyonunun yoğun olduğu dönemlerde arttığına tanık olduğumuz için dikkat etmek zorundayız.

Satın alacağımız hayvanların mutlaka sağlık kontrolünden geçirilmeleri, kaçan hayvan girişlerine ise izin verilmemesi gerekir. Oda olarak, hayvan kontrolleri konusunda gerekenlerin yapılamadığını düşünüyor ve bu konuda yetkililerin daha etkin önlemler almasını istiyoruz.”

Satıl, kurbanlık alacak olan vatandaşlara da hayvan alımında şu uyarılarda bulundu:

”Satın alınacak olan küçükbaş hayvanların canlı gözükmesi, ağzından burnundan salya akmaması, yünlerinin karışık olmaması, görünümü düzgün olması, zayıf olmaması, kısacası göze hoş gelen bir görünümü olmasına dikkat edilmeli. Ayrıca, küçük baş hayvanlar için 1 yaşını doldurmuş olması, 55-60 kiloda olması ve erkek olanların tercih edilmesi gerekir. Büyükbaş hayvanlarda ise doğum yapmamış olan ve 2 yaşını doldurmuş olan hayvanlar tercih edilmeli.

Büyükbaş hayvanlarda ise ideal kilo 250-300 kilo ile 450-500 kilo ağırlığıdır. Özellikle, fazla kilolu hayvanların tercih edilmemesi gerekir. Çünkü, fazla kilolu olan hayvanlarda yağ oranı yüksek olduğu için etin kalitesi düşmektedir.”

aa

İnternet Raporunda Korkutan Rakam

İnternet ailenin bir üyesi haline gelirken 26 ilde yapılan araştırma, önlem alınmazsa internetin, çocuklara ve aileye ne denli zararlı olduğunu ortaya koydu.

Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün (SAGEM) yaptığı araştırmalar, internetin eğer dikkatli olunmazsa başta çocuklar olmak üzere tüm aileye zarar verdiğini ortaya koydu. SAGEM tarafından yapılan “İnternet Kullanımı ve Aile Araştırması”nı Yardımcı Doç. Dr. Abdullah Kuzu başkanlığındaki bilim adamları hazırladı. Araştırma 18 yaş altı çocuklar merkezli olarak yapıldı. 26 ilde ve toplam 2 bin hanede yapılan araştırmada anket yöntemi kullanıldı. Raporlaştırılan araştırmaya göre Türkiye’de artık bir “internet nesli” var. İnternet ise adeta çekirdek ailenin bir üyesi haline geldi.

EN AZ 3 SAAT İNTERNETTE

İnternetin zengin kaynaklar sağladığı ve bilgi paylaşımı, iletişim gibi konularda oldukça faydalı olarak kullanılabileceğini dikkat çekilirken, şirketlerin de artık pazarlama çabalarında interneti yoğun kullandığı bilgisine yer verildi. SAGEM’in hazırladığı raporda elde edilen bazı bulgular şöyle:

* İnternete girince yarım saatten az zaman geçirenlerin oranı yüzde 12. Yüzde 28’lik dilim ise internete girince 1 saate yakın zaman geçiyor. 3 saate yakın zaman geçirenlerin oranı yüzde 53.

* Ailelerin yüzde 11’i 3 saatten fazla zamanı internette geçiriyor.

TÜRKÇE KULLANIMINA ENGEL

*Günde en az 1 kere internete girenlerin oranı yüzde 51. En çok internete girilen saatler 15.00-18.00 arası.

* Anne-babaların en çok kullandıkları medya türü cep telefonu. Bunu televizyon ve sabit telefon izliyor. Çocuklar ise en çok interneti kullanıyor ve bunu cep telefonu ve televizyon izliyor.

* Aileler en çok internetin ‘düzgün Türkçe kullanımını engellediği’ görüşünü savunuyor.

* Ailelerin bir diğer şikayeti ise internet kullanımı arttıkça, çocukların aile ile geçirdiği zamanın azalması, aile çevresinden uzaklaşmaları ve yüzyüze iletişimin azalması. Bunun da aile içi çatışmaya neden olduğu, günlük işleri aksattığı ve zaman kaybına neden olduğu şikâyetleri var.

MSN açık değilse çocuklar huzursuz

Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’nün (SAGEM) yaptığı araştırmada, internetin sağlık üzerindeki etkilerine dair sonuçları ise şöyle ifade ediliyor:

* Aileler internet kullanımı ile ilgili olarak en çok göz yorgunluğu, göz kızarıklığından şikayetçi. Bu şikâyetleri sırtboyun ağrısı, baş ağrısı, eklem-kas ağrısı, uykusuzluk ve yorgunluk izliyor. Yemek yeme düzeninin bozulması da bir başka şikâyet nedeni.

* Ailelerin büyük çoğunluğu internetin sağlığa etkilerini bilmiyor. Bu nedenle de aileler önlem almıyor.

* Ailelerin büyük çoğunluğu internete bağlı psiko-sosyal sorun yaşamadığına inanıyor. Sorun yaşayanlar arasında yer alanlar ve çocuklar ise, MSN açık olmadığı zamanlarda kendilerini huzursuz hissettiklerini ifade ediyor.

* İnternet ilk zamanlarda her derde deva olarak görülürken, bugün insanları kaygılandıran bir noktaya geldi.

sabah

325. Dönem Yedek Subay Sınav Sonuçları Öğren

325. Dönem yedek subay , 325 Kısa dönem veya Asteğmen olarak askerlik görevini yapacak adaylar , 1-2-3 Aralık 2008 tarihlerinde yapılacak olan 325. dönem askerlik sınav sonucunuzu buradan öğrenebilirsiniz.

325. Yedek Subay Sınav Tarihi : 1-2-3 Aralık 2008

325. Yedek Subay Sınavı Açıklanma Tarihi:10 Aralık 2008

325. dönem yedek subay askerlik sınav sonuçlarınızı 13-14 Aralık 2008 tarihinde aşağıdaki linkten öğrenebileceksiniz.

325. Dönem Yedek Subay Sınıflandırma Sonuçları

SINAV SONUCU İÇİN TIKLAYIN

Bu sitenin yazarı olan ben de 325. Dönem kısa dönem gidicem askere. Sizler gibi ben de yavaş yavaş heyecanlanmaya başladım acaba neresi çıkacak diye. Hep birlikte öğreneceğiz. Şimdiden hepimizin için hayırlısı olsun diyorum.

Siz de duygu ve düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.

Ayrıca sınav sonucunu öğrenen arkadaşlar nereye düştüklerini yine buraya yazarlarsa sevinirim.

Hepimize şimdiden hayırlı teskereler.