Ferdi Özbeğen Kimdir? Ferdi Özbeğenin Hayatı

ferdi_özbeğen_hayatı

Ferdi Özbeğen 1941 yılında İzmirde doğdu. İzmir Özel Türk Koleji mezunudur.İstanbul Üniversitesi Özbeğen İktisat Fakültesi’nde üniversite eğitimine başlamak Liseden mezun olduktan sonra eğitim nedeniyle 1963 yılında babasının ölümünden kısa kesilmişti.’ Altın Mikrofon tarafından düzenlenen yarışmaya katılarak 1965 yılında Hürriyet” Özbeğen müzik yolculuğuna başladı, rekabet çalışır sonra kurmak kendi orkestrasını üretmeye başladı.

1977 yılında ilk uzunçaları olan Ferdi Özbeğen’le 45 Dakika’yı çıkardı. Acaba tutar mı endişesiyle yapılan bu albüm kısa sürede büyük bir satış rakamına ulaştı. 1978 yılında Orhan Gencebay’ın plak şirketi Kervan Plak’a geçerek Ferdi Özbeğen’le Sohbet, 1979 yılında Teşekkürler ve 1980 yılında da Mutluluklar albümlerini hayranlarına sundu. Sohbet albümüyle Altın Plak kazanan Özbeğen, Mutluluklar albümüyle de Platin Plak ve Altın Piyano kazandı. Bu yıllarda geniş hayran kitlelerine ulaşan Ferdi Özbeğen, kendi yorumuyla orkestralar dönemini, halk yorumuyla da tavernalar dönemini açmış oluyordu.

1980 yılının sonlarına doğru Kervan Plak ile ortaklığını bitiren Yaşar Kekeva, Yaşar Kekeva Plakçılık adında bir şirket kurdu ve milyonları peşinden sürükleyen Ferdi Özbeğen’i şirketine transfer etti; şirketin ilk plağı olan Nice Yıllara albümünü çıkardı. Bunu 1981 yılında Yaşadıkça, 1982 yılında Bir Sır Gibi ve 1983 yılında Seviyorum Delicesine albümleri izledi. Bu albümlerde Özbeğen, Ülkü Aker’in aranjmanlarından oluşan Rahbani Brothers şarkılarını, dönemin sevilen veya klasikleşmiş parçalarını ve de daha önceden söylenmiş ve unutulmuş şarkıları yeniden düzenleyerek seslendirdi; Eskimeyen Dost, Seni Terkedeceğim, Yok Yok Yalan Deme, Kandil, gibi. 1983 yılında, Şan Tiyatrosu’nda 20. Sanat Yılını Devlet Senfoni Orkestrası ile verdiği müthiş konserler zinciriyle kutlayan Ferdi Özbeğen, 1984 yılında bugün bile aynı kaliteye ulaşılamamış bir tarafı alaturka, bir tarafı pop şarkılarından oluşan Piyanist albümünü çıkardı. Alaturka balatları Gurbette Sevgilim, Bir Gülü Sevdim, Bir Sevgi İstiyorum gibi parçalardan oluşurken pop balatları Ülkü Aker aranjmanlarından oluşan Elega-Her Gece, La Boheme-Giden Sensin, Cenizas-Özlenen Sevgiliye gibi aşk şarkılarından oluşuyordu. Artık şöhretinin zirvesindedir Ferdi Özbeğen, plakları çok satar, öyle ki 1982 yılının vergi rekortmenidir.

1984 yılında Yaşar Plak’ın düştüğü zor durumdan kurtaran Ferdi Özbeğen oldu. Sizin Seçtiklerinizle albümü kendisinin yorumuyla o zamanın yapılmış ilk best of albümüdür. Dönemin sevilen 11 şarkısını seslendirdiği bu albüm kendisinin en çok satan albümü idi. Bu albümü 1985’te çıkardığı bir tarafı alaturka diğer tarafı da pop-rock temaları içeren Belki Bir Gün ve 1986’da çıkardığı tamamı Ülkü Aker aranjeleri ve daha önceki 9 albümünün orkestra şefi olan Osman İşmen’in senfonik düzenlemelerinden oluşan Sana İhtiyacım Var albümü izledi; bu albümde Orson Welles’in I Know What Is To Be Young ve Lionel Richie’nin Hello şarkılarının Türkçe uyarlamalarını seslendirdi. 1986 yılının sonlarına doğru çıkardığı Sevdiğiniz Şarkılar albümü Türkiye’de çıkarılan ilk krom kasettir ve dönemin şartlarına göre masraflıdır.

Ferdi Özbeğen, 80’lerin sonu ile 90’ların başına kadar çıkarttığı albümlerde gene alaturka ve taverna tarzı şarkılar söyledi. 90’lar yeni müzik türleriyle tanışırken kendisi de yavaş yavaş inzivaya çekildi. 1991 yılında piyasaya sunduğu nostalji albümü Şarkılarım, Türkiye’de pek duyulmayan unplugged yani elektronik müzik kullanmadan canlı performansla hazırlandı. 1998’de Kiss Müzik Firmasından Kandil albümünü çıkarır, bu albüm kendisini tanımayan yeni kuşak ve hayranları için büyük bir prestij albümü oldu. Bu albümü 2001’de Ayrılmayalım albümü izledi.

2006 yılına geldiğimizde Yaşar Plak, Ferdi Özbeğen’in 26 yıl önce okuduğu şarkıları bir re-mastered çalışmasıyla Can Suyum adıyla yayınladı. Büyük ses getiren albüm kendisini özleyen ve yeni tanıyan hayranları için güzel bir albüm oldu. Sanatçı, son zamanlarda yakalandığı kanser hastalığı ile mücadele etmekteyken 28 ocak 2013 de vefat etmiştir.

Diyanet Yeterlik Sınavı 2013 Hakkında Güncel Bilgi

diyanet_yeterlik_sınavıDiyanet İşleri Başkanlığının personel alımı için yaptığı yeterlik sınavı 2013 yılı mart ayında paılması öngörülüyor. Diyanetin resmi sitesinde yayınlanan 2013 sınav takviminde mart ayında YETERLİK/MBSTS sınavı yapılacaktır. Sınavın kayıt tarihi henüz açıklanmadı.Fakat burada sınava başvuracakların dikkatli olmaları gerek çünkü başvurular önceki sınavlarda bir hafta içinde açıklanıp sonlandırıldı. Bu nedenle sitemizi taip etmeye devam ederek güncel tarihleri öğrenebilirsiniz.

Diyanet işleri başkanlığının sınav takvimi:

 

Revizyon Tarihi

21.01.2013

İlan Tarihi

31.12.2012

2013 DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI MUHTEMEL SINAV TAKVİMİ
SIRA SINAVIN ADI SINAV TARİHİ SORUMLU BİRİM
1 HAFIZLIK TESPİT SINAVI OCAK-NİSAN EKİM-AĞUSTOS EĞİTİM HİZ. GEN. MÜD.
2 YURTDIŞI SÖZLEŞMELİ DİN GÖREVLİSİ SINAVI OCAK DIŞ İLİŞKİLER GEN. MÜD.
3 MÜFETTİŞ YARDIMCILIĞI SINAVI OCAK REHBERLİK VE TEFTİŞ BŞK.
4 ŞOFÖRLÜK SINAVI ŞUBAT İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
5 EĞİTİM GÖREVLİSİ SINAVI ŞUBAT İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
6 DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU UZMAN YARDIMCILIĞI SINAVI ŞUBAT/MART İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
7 YETERLİK/MBSTS MART İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
8 CAMİ REHBERİ ALIM SINAVI MART İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
9 DİN HİZMETLERİ MÜŞAVİRLİK, ATAŞELİK, KOORDİNATÖRLÜK SINAVI MART DIŞ İLİŞKİLER GEN. MÜD.
10 HAC GÖREVLENDİRME SINAVI MART HAC VE UMRE HİZ. GEN. MÜD.
11 HAC GÖREVLENDİRME SINAVI (SAĞLIK PERSONELİ İÇİN) YAZILI NİSAN HAC VE UMRE HİZ. GEN. MÜD.
12 DİYANET İŞLERİ UZMAN YARDIMCILIĞI SINAVI NİSAN/MAYIS İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
13 MURAKIPLIK SINAVI NİSAN/MAYIS İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
14 İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ NİSAN/MAYIS İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
15 VAİZLİK GİRİŞ SINAVI NİSAN/MAYIS İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
16 HAC GÖREVLENDİRME SINAVI (SAĞLIK PERSONELİ İÇİN) SÖZLÜ MAYIS HAC VE UMRE HİZ. GEN. MÜD.
17 İHTİSAS KURSU GİRİŞ SINAVI-YAZILI MAYIS EĞİTİM HİZ. GEN. MÜD.
18 2013-I AÇIKTAN ATAMA SINAVI MAYIS İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
19 BAŞKANLIK PERSONELİ İÇİN KUR’AN KURSU ÖĞRETİCİLİĞİ, İMAM-HATİPLİK VE MÜEZZİN KAYYIMLIK UNVANLARINA GİRİŞ SINAVI HAZİRAN İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
20 İHTİSAS KURSU GİRİŞ SINAVI-SÖZLÜ HAZİRAN EĞİTİM HİZ. GEN. MÜD.
21 VAİZLİK GİRİŞ SINAVI (İHTİSAS KURSUNDAN MEZUN OLACAKLAR İÇİN) TEMMUZ EĞİTİM HİZ. GEN. MÜD.
22 TASHİH-İ HURUF KURSU GİRİŞ SINAVI EYLÜL EĞİTİM HİZ. GEN. MÜD.
23 UZMAN VAİZLİK, K.K. UZMAN ÖĞRETİCİLİĞİ, UZMAN İMAM-HATİPLİK SINAVLARI EKİM/KASIM İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
24 SÖZLEŞMELİ PERSONEL ALIMI KASIM İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
25 AÇIKTAN (SABIK) ATAMA SINAVI KASIM-ARALIK İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
26 GÖREVDE YÜKSELME VE UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ SINAVLARI ARALIK İNSAN KAYN. GEN. MÜD.
NOT: 1. Başkanlığımızca yapılması planlanan sınav ve tarihleri muhtemeldir. İhtiyaç görülmesi halinde Başkanlığımız sınav ve tarihlerinde değişiklik yapabilir. 2. Sınav başvuru tarihleri, başvuru şekli, adaylarda aranacak şartlar ve sınavlara ilişkin diğer hususlar her sınav öncesi Başkanlığımız internet sitesinde yayımlanacak sınavla ilgili duyuruda ilan edilecektir.

3. Sınav takviminde yer alan bazı sınavlar Başkanlığımızca başka bir kuruma yaptırılacağından, muhtemel sınav tarihi, ilgili kurumlarla yapılacak olan nihai protokol sonucunda belirlenecektir. Bu sınavlar için tarih değişikliği yapılabilir.

 

İlgililere duyurulur.

D.İ.B.İNSAN KAYNAKLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

Stephen Hawking Kimdir? Stephen Hawking Müslüman Mı Oldu?

stephen hawking kimdir_ hayatıÜnlü İngiliz evrenbilimci Stephen Hawking’i dünya daha çok big bang teorisi çalışmasıyla tanımaya başladı. Stephen Hawking aslında babasının tıpla ilgilenmesini istemesine karşın, o matematiği seviyordu. Fakat okulun matematik bölümü mevcut değildi. Bu yüzden onun yerine fizik öğrenimi görmeye başladı. Üç yıl sonra doğa bilimlerinde birinci sınıf onur madalyasıyla ödüllendirildi.
Hawking daha sonra Kozmoloji (Evrenbilim) üzerine çalışmak üzere Cambridge’e gitti. O zamanlar Oxford’da evren bilimi üzerine çalışma yoktu. Cambridge’de danışman olarak Fred Hoyle’u istemesine karşın Dennis Sciama atanmıştı. Doktorasını aldıktan sonra ilk önce araştırma asistanı, daha sonra Gonville and Caius College’de profesör asistanı oldu. 1973’de Gökbilim Enstitüsünden ayrıldıktan sonra Hawking Uygulamalı matematik ve Kuramsal fizik bölümüne geçti. 1979’dan sonra matematik bölümünde Lucasian matematik profesörü oldu. Bu profesörlük 1663 yılında üniversite parlemento üyesi olan Henry Lucas tarafından kurulmuştu. İlk olarak Isaac Barrow sonra 1669’da Isaac Newton’a verilmişti.
Hawking, evrenin temel prensipleri üzerine çalıştı. Roger Penrose ile birlikte Einstein’ın Uzay ve Zamanı kapsayan Genel Görelilik Kuramının, Big Bang’le başlayıp karadeliklerle sonlandığını gösterdi. Bu sonuç Kuantum mekaniği ile Genel Görelilik Kuramı’nın birleştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyordu. Bu yirminci yüzyılın ikinci yarısının en büyük buluşlarından biriydi. Bu birleşmenin bir sonucuda karadeliklerin aslında tamamen kara olmadığını, fakat radyasyon yayıp buharlaştıklarını ve görünmez olduklarını ortaya koyuyordu. Diğer bir sonuç da evrenin bir sonu ve sınırı olmadığıydı. Bu da evrenin başlangıcının tamamen bilimsel kurallar çercevesinde meydana geldiği anlamına geliyordu.
Stephen Hawking 1960’ların başında 21 yaşındayken tedavisi olmayan Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalandı. Motor nöronların zamanla yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden; ancak beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık, Hawking’i tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm etti. Ünlü bilim adamı, 1985 yılından bu yana sesini de yitirmiş olduğu için, koltuğuna yerleştirilmiş, yazıları sese dönüştürebilen bilgisayarı sayesinde insanlarla iletişim kurabiliyor. Kuantum fiziği ve kara deliklerle ilgili iddialarıyla, bugün yaşayan bilim adamları arasında dünyada en çok tanınan isimdir. Kitapları, 40 dile çevrildi; evrenle ilgili çılgın teorik bilgilerini popüler hale getirmek için gereken maddi bağımsızlığı sağlayacak ve Cambridge Üniversitesi’ndeki uygulamalı matematik ve teorik fizik laboratuvarını geliştirecek kadar da sattı. Hawking, hastalığıyla gizemli bir kişilik oluşturmaktadır. Son kitabı “Ceviz Kabuğundaki Evren”de, dünyanın büyük bir felaket ile karşı karşıya kalabileceğini belirterek uzayda insan kolonileri kurulmasını gündeme getirmişti. Bir fenomen haline gelen ve milyonlarca satan “Zamanın Kısa Tarihi: Büyük Patlamadan Karadeliklere” kitabı, Hawking’e asıl şöhreti getirmişti. İlk kitabının yayımlanmasından bu yana gerçekleşen önemli buluşların ardındaki sırrı açığa çıkaran “Ceviz Kabuğundaki Evren”, “Zamanın Kısa Tarihi”nin bir devamı sayılabilir. Yeni kitabıyla yazar, bizleri çoğu kez gerçeklerin kurmacadan daha şaşırtıcı olduğu teorik fiziğin en üst noktalarına çıkarıyor ve evrenin temel ilkelerine dair anlaşılır yorumlarda bulunuyor. Görelilik kuramından zaman yolculuğuna, süper kütle çekiminden süpersimetriye, kuantum teorisinden M-Kuramı’na ve bütünsel beyin algılanımına kadar evrenin bilinen en kışkırtıcı sırlarına kapı aralayan kitap, Einstein’in “Genel Görelelik Kuramı” ile Richard Feynman’ın çoklu geçmiş düşüncesini birleştirerek evrende olup bitenleri tanımlayabilecek eksiksiz ve tek bir teori geliştirmeye çalışıyor. Okur, kitabı bir bilimsel eser olarak algılayabileceği gibi, rahatlıkla bir bilim–kurgu romanı gibi de değerlendirebilir. Hawking’in “karmaşık önermeleri günlük yaşamdan çekip aldığı analojilerle resmetme becerisi” buna imkân tanımaktadır. 2012’de ‘Büyük Tasarım’ adlı kitabını da çıkartmıştır. Kitaplarında genellikle bir Yaradan’ın varlığını inkar eden Stephen Hawking bu kitabında bir Yaratıcı olabileceğini bilimin ışığında kaleme almıştır.

Şu anda yazıları sese dönüştüren bir bilgisayar yardımıyla konuşan ve yıllardır Allah’ın varlığını inkar eden açıklamaları ile ateistler arasında öne çıkan ünlü Fizikçi 70. yaşına girdiği şu günlerde herkesi şaşırtan bir açıklama yaptı. Hawking, “evrenin oluşumu bilimsel bir gerçekliğe dayanır ve bu Tanrı’nın olmadığı anlamına gelmez” dedi.

TANRI OLMADIĞI ANLAMINA GELMEZ

Kanal D Londra Temsilcisi Ayşegül Ekinci’nin röpörtaj yaptığı Hawking ilk kez Allah’ın varlığını kabul etti. Röpörtaj sırasında sorulan bir soruya Hawking’in çalışma ekibinin de şaşırdığı görüldü. Hawking Tanrı ile ilgili sorulan soruya “Evrenin oluşumu bilimin gerçekliğine dayanır. Ama bu hiçbir şekilde, Bilim Kuralları’nı koyan ve onları da yaratan bir Tanrı olmadığı anlamına gelmez…” cevabını verdi.
Hawking’in bu sözlerinin son yıllarda ortaya çıkan Evrim Teorisi’nin yanlış olduğunun kanıtlanması ve Kuran’da 1400 yıl önce bildirilen bilimsel konuların aynen bulunması ile doğrudan ilgisi olduğu değerlendirmesi yapılıyor.

Türkiyedeki Sikorsky Helikopterler


Türkiyede daha çok kara havacılığında kullanılan Siokrsky helikopterleri aslında yeni bir teknoloji ürünü değil. İlk uçuşunu 1974 yılında yapan Helikopter 1979 yılında hizmete girmiştir. Halen aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ABD, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Bahreyn, Brezilya, Bruney, Çin, Fas, Filipinler, Güney Kore, İsrail, Japonya, Kolombiya, Malezya, Meksika, Mısır, Suudi Arabistan ve Tayland da kullanılmaya devam ediyor. Helikopterin en büyük özelliki çok amaçlı kullanılabilir olması.Sikorsky UH-60 Kara Şahin, birçok görevde kullanılır. 11 tam teçhizatlı askeri veya 1.170 kg yükü taşıyabilir. Ayrıca halatla 4.050 kg yükü çekebilir. Kara Şahinler yangın söndürme, kurtarma ve ambulans olarak da kullanılabilir.
Maliyeti yaklaşık 6.5 milyon amerikan dolarıdır.

Türk Silahlı Kuvvetleri Envanter Kayıtlarına Göre
Mart 2009 itibariyle:

S-70A28D Blackhawk Helimod I: 8
S-70D28 Blackhawk: 49 (4 ambulans, 5 SAR)
S-70A17 Blackhawk: 3 (1 VIP)
S-70A28Y Blackhawk: 4 (Yarasa Ozel Kuvvetler CSAR)
S-70A28 Blackhawk: 4 (Ozel Kuvvetler CSAR)
S-70D28 Blackhawk: 2 (Ozel Kuvvetler CSAR)

ayrıca Jandarma Kuvvetlerine bağlı

S-70A28 Blackhawk Helimod III: 21
S-70A28D Blackhawk Helimod I: 5
S-70A17 Blackhawk Helimod III: 2

toplamda 98 adet Sikorsky helikopter bulunmaktadır.

Turgut Özal’ın Hayatı Kısaca Özeti, Bilinmeyen Yönleri

Turgut Özal Hayatı Özet, Turgut Özalın Ölüm Tarihi

8. CUMHURBAŞKANIMIZ TURGUT ÖZAL (1927 – 1993)
CUMHURBAŞKANLIK GÖREV SÜRESİ : 9 KASIM 1989 – 17 NİSAN 1993

1927 yılında Malatya’da doğdu. 1950 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Elektrik Mühendisi olarak mezun oldu. 1952 yılında A.B.D’ne giderek ekonomi tahsili gördü. Türkiye’ye döndükten sonra Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdür Yardımcısı oldu ve Türkiye’nin elektrifikasyonu ile ilgili projelerde çalıştı.

1961-62 yılları arasında askerlik hizmetini Milli Savunma Bakanlığı Bilimsel Danışma Kurulu üyesi olarak ifa etti ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın kurulmasına katkıda bulundu. Bu sırada, Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde ders de verdi.

Bir süre Başbakanlık Teknik Uzmanlar Kurulu Üyesi olarak çalıştı ve 1967-71 yılları arasında da Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini yürüttü. Ekonomik Koordinasyon Kurulu, Para ve Kredi Kurulu, RCD Koordinasyon Kurulu ve AET Koordinasyon Kurulu başkanlıklarında bulundu.

1971-1973 tarihleri arasında Dünya Bankası’nda danışman olarak çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra çeşitli sınai kuruluşlarda çalıştı ve 1979 yılı sonlarına doğru Başbakanlık Müsteşarı olarak atandı. Aynı dönemde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı görevini de vekaleten yürüttü.

12 Eylül 1980 müdahalesinden sonra kurulan hükûmete ekonomik işlerden sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak atandı. 1982 yılında bu görevinden istifa etti. 1983 yılında Anavatan Partisi’ni kurdu ve aynı yıl yapılan genel seçimlerde partisinin başarılı olması üzerine hükûmeti kurmakla görevlendirildi ve böylece Türkiye’nin 19. Başbakanı oldu. 1987 yılında yapılan seçimler sonrasında tekrar hükûmet kurdu ve başbakan olarak görev yaptı.

31 Ekim 1989′da TBMM tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin 8.Cumhurbaşkanı olarak seçildi ve 9 Kasım 1989 tarihinde bu görevine başladı.

17 Nisan 1993 tarihinde geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle görevi sırasında vefat etti.

İllüninati Oyun Kartları Nedir? İlluminati Oyun Kartlarındaki Sırlar? İkiz Kuleler ve Tokyo Depremi

Gizliden gizden gizliye dünyayı yönettikleri tartışılan İllüminati adlı örgütün yıllar önce bir girişimci kanalıyla piyasaya çıkarttığı oyun kartlarında öngörülen olaylarla, bugün gerçekleşen olaylar arasındaki inanılmaz benzerlik izleyenleri hayrete düşürüyor. Öncelikle şunu bilmelisiniz bu oyunlar 90 lı yılların başında piyasaya sürüldü ve içeriğinin, hatta kart resimlerinin gerçeklerle olan benzerliği. Bu benzerlikler ışığında ileride yapılması planlanan olaylarında şimdiden kestirilmesine meydan hazırlıyor ve adeta dünyaya meydan okuyorlar. İşte izleyenleri hayrete düşüren oyun kartları:

Neden Tahtaya Vurulur?

Meşe ağacına insanların ruhani bir değer vermesi çok eskilere dayanır. Ağacın yüksekliği ve sağlamlığı nedeni ile bazı
güçlere sahip olduğuna inanılıyordu. Tahtaya vurma inancı dünyanın apayrı iki yerinde birbirinden bağımsız olarak gelişti. Önce milattan önce 2000′li yıllarda Kuzey Amerika yerlilerinde, sonra da Ege’de Helen uygarlığında. Her iki kültür de meşe ağacına çok sık yıldırım düştüğünü gözlemlemişti. Amerika yerlileri meşenin, Tanrının yıldırımla yeryüzüne inip üzerinde oturduğu yer olduğuna, Helenler ise Yıldırım Tanrısı olduğuna inanmışlardı. Kuzey Amerika yerlileri bu batıl inancı bir adım daha ileri götürdüler. Bu
ağacın köküne vurarak, ileride başlarına gelebilecek tehlikelere ve
şansızlıklara karşı Tanrı ile temasa geçtiklerine inanıyorlar ve ondan kendilerini korumasını istiyorlardı. Ortaçağda ise Hıristiyan din adamları bu inancı kendi devirlerine taşıdılar. Onlara göre bu inanışın temelinde Hz. İsa’nın tahta bir çarmıhta öldürülmesi
yatıyordu. Hatta Avrupa’nın her katedralinde orijinal tahta haçın küçük bir parçasının bulunduğuna inanılıyordu. Bu tahtaya vurmak ise “Tanrım dua ve isteklerimi gerçekleştir” anlamına geliyordu.
Bu arada diğer kültürlerde inanıştaki tahta aynı kaldı ama cinsi biraz değişti. Amerika yerlileri ve Helen medeniyetinin ağacı meşe iken, Mısırlılar incir ağacını, Almanlar dişbudağı tercih ettiler. Hollandalılar ise ağacın cinsine önem vermediler. Boyasız ve cilasız olması onlar için yeterliydi. Amerikalıların tahtaya vurma inancının kökeni ne gariptir ki Amerikan yerlilerine dayanmıyor. Romalılar devrinde Avrupa’da iyice yaygınlaşan eski Helen inancının bir parçası olarak Amerikalılar tahtaya vuruyorlar. Başımıza gelebilecek kötü şeyleri savuşturmak için tahtaya vurma inancı hala devam ediyor ama uygulama alanı çok daraldı. Her taraf plastik ve laminat dolu.
Siz en iyisi yanınızda daima bir küçük tahta parçası bulundurun. Meşe ağacından olursa daha da iyi olur!

Çamaşır Suyundan Işık Üretildi.

Filipinler’in başkenti Manila’daki yaratıcı buluş için sadece su, çamaşır suyu ve plastik şişeler yeterli… Önce plastik şişeler tavanlara yerleştiriliyor, ardından içlerine su ve çamaşır suyu karışımı dolduruluyor.

Bir girişimci tarafından insanlığın yararına sunulan buluşta güneş ışığı açılan delikten dikey olarak içeriye giriyor ve 360 derece yansıyarak bulunduğu ortamı aydınlatıyor.

SU VE ÇAMAŞIR SUYU KARIŞIMI 55W-60W’LIK IŞIK VERİYOR
Plastik şişeleri 55W ila 60W arasında ışık veren ampullere dönüştüren girişimci, buluşunun güneş enerjisini en ekonomik kullanan buluş olarak nitelendiriyor. Plastik şişeden elde edilen ampullerin ömrü ise yaklaşık 10 ay.

Buluşu yoksul kitlelere kazandırmak isteyen Massachusetts Institute of Technology (MIT) öğrencileri projeyi şimdiden geliştirilmeye başladı bile. Yapılacak iyileştirmelerle söz konusu ampullerin 5 yıla kadar dayanmasını sağlamayı hedefliyorlar.

Oldukça kuvvetli bir ışık sağlayan plastik şişeler, ekonomik olmalarının yanında Manila’nın yüzde 90’ını oluşturan yoksul kesimin yaşam standardını da doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.

DÜNYA ÇAPINDA YAYILACAK
Düşük gelirli ülkeler için devrim niteliğinde olan buluş, yerel hükümetler ve özel yatırım ortakları tarafından geliştirilecek. İçi sadece bir litrelik su ve çamaşır suyu karışımı ile dolu plastik şişelerden sadece Manila’da 10 bin tane üretilmesi planlanıyor.

Proje gönüllülerinden Rey del Mundo çalışmayı şöyle aktarıyor:

“Bu proje ile üretemediğimiz halde çok fazla ihtiyaç duyduğumuz enerji büyük bir ölçüde karşılanmış olacak. İlerleyen günlerde alternatif enerji kaynaklarının çoğaltılacağını umuyoruz.”

Tüm dünyada gündüz elektrik için daha az para harcanması anlamına gelen proje ile yoksul ailelerin yiyecek ihtiyaçlarını karşılamaları da kolaylaştırılmış olacak.