Başkanlık Sistemine Geçilmeli mi? Başkanlık Sistemi Yorumları

Dünya da çok farklı şekilde yönetim biçimleri mevcut. Bu yönetim sistemleri kültüre ve tarihi geçmişe göre farklılıklar göstermekte. Ayrıca aynı sistemlerin farklı uygulamaları da mevcut. Son zamanlarda ülkemizde de bir sistem tartışması başladı. Türkiye Cumhuriyeti olarak başkanlık sistemine geçilmeli mi? geçilmemeli mi?  Okumaya devam et “Başkanlık Sistemine Geçilmeli mi? Başkanlık Sistemi Yorumları”

Esra Ceyhan Kanal 7 den Ne Kadar Maaş Alıyor?

Bu yazımı habertürk sitesindeki aşağıdaki haberdaen aldığım bilgilere dayanarak yazıyorum.Yazının tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Samimi sunumunun yanı sıra, ekranda kendi yazıp okuduğu şiirleriyle geniş bir izleyici kitlesine sahip olan Kısaparmak yaz başında, yeni sezon için ücretinin artırılmasını istedi. ‘Hayatı paylaşmaya ve güne dair güzelliklerle evlerinize konuk olan program’ sloganıyla ekrana gelen Kısaparmak haftada 30 bin lira alırken(ayda 120, yılda 1.440.000 TL) ücretinin 50 bin liraya çıkartılmasını talep etti.

Esra Ceyhan, Şebnem Kısaparmak’ın yerine hafta içi hergün öğleden sonra program yapmaya başladı. Programında, aktüel, moda, güzellik, anne, çocuk, sağlık ve yaşam konularını işleyen Esra Ceyhan’ın program için kanal ile haftada 40 bin liraya anlaştığı öğrenildi.

40.000 tl hemde haftada
ayda 160.000 tl
yılda 1.920.000 tl yapar.

ya bir öğretmen

Evli ve eşi çalışmayan bir öğretmen ayda 2000 TL
yılda 24000tl
zorunlu hizmet süresi boyunca (25 yıl) 600.000tl
emekli olana kadar çalışırsa (yaklaşık 40 yıl) 960.000tl maaş alıyor.

Bu da şu oluyor; bir öğretmen öğretmenlik hayatı boyunca esra ceyhanın 1 yılda aldığı paranın yarısını bile alamıyor.
İşte acımasız dünyanın adaleti…

Asıl sorulması gereken şu bunlar kazandıkları paranın vergisini ödüyorlar mı? yoksa devletten kaçırıyorlar mı?(örnek)
Malum onlar vergilerini ödemeyince devlet benzine zam yapıyor o zammı da çoğunlukla zavallı vatandaş ödüyor.

İllüninati Oyun Kartları Nedir? İlluminati Oyun Kartlarındaki Sırlar? İkiz Kuleler ve Tokyo Depremi

Gizliden gizden gizliye dünyayı yönettikleri tartışılan İllüminati adlı örgütün yıllar önce bir girişimci kanalıyla piyasaya çıkarttığı oyun kartlarında öngörülen olaylarla, bugün gerçekleşen olaylar arasındaki inanılmaz benzerlik izleyenleri hayrete düşürüyor. Öncelikle şunu bilmelisiniz bu oyunlar 90 lı yılların başında piyasaya sürüldü ve içeriğinin, hatta kart resimlerinin gerçeklerle olan benzerliği. Bu benzerlikler ışığında ileride yapılması planlanan olaylarında şimdiden kestirilmesine meydan hazırlıyor ve adeta dünyaya meydan okuyorlar. İşte izleyenleri hayrete düşüren oyun kartları:

Memurlara Kötü Haber…

Memurlara kötü haber… Mesai 06’da başlayacak, cumartesi mesaisi geliyor.

Enerji Bakanı Taner Yıldız günr ışığından daha fazla yararlanmak ve verimliliği artırmak için mesaiyi saat 6-7 civarında başlatmak ve cumartesiyi de çalışma günlerine dahil etmek için hazırlık yaptıkların ısöyledi. Taner Yıldız’a göre zaten esnaf bunu yapıyor ücretliler de yapabilir.

Posta Gazetesi’nden Hakan Çelik ile sohbet eden ve enerji verimliliği konusunda bir dizi girişime öncelük etmek istediklerini anlatan Bakan Taner Yıldız, “Amerika ve Avrupa’daki bazı ülkelerde mesai sabah saat 06:00-07:00 civarında başlıyor. Türkiye’de de bunu uygulamak istiyoruz” dedi.

ERKENDEN YATILACAK

Bakan Yıldız “Mesai erken başlayınca erken bitecek. Böylece gün ışığından daha fazla yararlanacağız. Esnafımız zaten bunu yıllardır yapıyor. Bu aslında kültürümüzde de var. Devlet bunu niye yapmasın ki? Yılda 3 milyar kilovatsaat elektrik tasarruf edebiliriz” dedi.

Bakan Taner Yıldız, ‘Çalışanlar uykusundan fedakarlık yapacak” sorusuna “Uyku süresinde azalma olmaz. Vatandaş akşam daha erken uyur”yanıtını verdi.

1973’TE KANUN ÇIKMIŞTI

Türkiye’nin kalkınma ve zenginleşme için daha katetmesi gereken çok yol olduğunu söyleyen bakan Taner Yıldız, “Cumartesi tam ya da yarım gün mesai yapılması için de harekete geçeceğiz. Zenginleşmeyi ancak çalışmayla elde edebiliriz dedi.

Türkiye’de cumartesileri yarım gün mesai yapılıyordu. 1973’te çıkarılan kanunla cumartesileri tatil ilan edildi…

Photoshop Cs6 ve Özellikleri

Hepimizin bildiği gibi, fotoğraf editör programları arasında başı çeken firma Adobe Photoshop’tur.Genellikle her sene yeni bir versiyon çıkaran Adobe Photoshop nihayet Cs6 ile karşımızda.Peki bu sürümün diğer versiyonlardan farkı nedir? Tabi ki birçok fark söz konusu ama bunlardan öne çıkanları, ekstra gelen editleme araçları ile kullanılabilirlik hızıdır.Yeni geliştirmiş oldukları içerik dolgu sistemi ile aksam çekilmiş bir fotoğrafı, gündüz çekilmiş gibi gösterebiliyoruz.Herzaman söylerim, Adobe Photoshop yapmış olduğu araştırma geliştirme harcamalarıyla, bu sektörde herzaman bir numara olacaktır.Bunuda her yeni versiyonda, getirdiği ekstra özelliklerle görüyoruz.Bu sayede fotoğraf editlemek, photoshop cs6 ile oldukça zevkli bir hal alıyor.Bu arada Adobe photoshop Cs6 kullanma fırsatı buldum.Gerçekten yeni arayüze bayıldım.Gündelik hayatımızda, bu programı sürekli kullanan arkadaşlar bunu çok sevecekler.Bir diğer yenilik, artık yaptığımız çalışmalar otomatik bir şekilde kaydedilecek.Bu sayede herhangi bir problem esnasında projemizi kaybetmeyeceğiz.Bence, editör programlarının kralı olan photoshop cs6 indirip deneyin.Bu sayede bana hak vereceğinize eminim.Photoshop Cs6 ile fotomontaj yapabilir, resimleri editleyebilir, istemediğimiz objeleri kolayca resimden çıkartabiliriz.Tabiki bu saydıklarım sadece birkaç özelliği, yeni özellikleri deneyip siz çözeceksiniz.Fakat hayran kalacağınıza şimdiden eminim.Profesyonel işler dışında basit olarak, resimleri renklendirebilir, parlaklaştırıp, matlaştırabilirsiniz.Hatta ve hatta photoshop cs6 ile renkli resimleri basit bir şekilde siyah beyaza dönüştürebilirsiniz.Kısacası yapabilecekleriniz, sizin yaratıcılık gücünüzle orantılıdır.Bu yazımda sizlere Photoshop Cs6 ile yeni gelen özellikleri anlatmaya çalıştım.Teknik olarak programı incelememiz gerekirse, Windows’un her sürümünde ister 32 ister 64 bit olsun program sorunsuz olarak çalışmaktadır.Photoshop cs6 bence yeni gelen özelliklerle bir önceki sürümün tahtını elinden alacaktır.Bilhassa kullanılabilirlik oranı ve menüler arası geçiş hızı oldukça yüksek.Kısacası tatmin olacağınıza eminim.Adobe Photoshop Cs6 benim favori resim editörü programımdır.photoshop indirdikten sonra, eğitim setleri ile kendinizi geliştirebilirsiniz.Unutmayın, photoshop hayatımızın her alanında bize lazım olacaktır.

UzmanPortal

Esnemek,Neden Esneriz

Sadece uykumuz gelince mi esneriz? Esneme bulaşıcı mıdır? Aslında esnemenin ve fizyolojisinin ardında yatan gerçek hala tam olarak bilinememektedir.

Önceleri esneme, insanın yorgun olduğu zamanlarda kandaki oksijen miktarını artırmak için vücudun yaptığı bir solunum sistemi refleksi olarak düşünülüyordu. Yapılan deneylerin sonucunda, esnemenin, solunum olayına kısa bir destek verdiği, ancak onun önemli bir fonksiyonu olmadığı tespit edilmiştir.

Hem burnumuzla, hem de ağzımızla nefes alabilmemize rağmen, kapalı ağızla esnemek mümkün değildir. En çok ve sık esnemenin olduğu zaman, sabah uykudan kalkma vaktidir. Ortalama bir esneme 6 saniye sürer.

Sadece insanlar değil, kediler, kuşlar, fareler ve birçok canlı türü de esner. Ancak farklı türlerdeki bu davranış biçimi, aynı fonksiyona yönelik olabilir mi? Örneğin insanların gülme olarak yaptığı yüzdeki kas hareketi diğer bazı canlılarda korkunun ifadesi olabilmektedir.

Yapılan araştırmalarda, hayvanların daha çok dikkat gerektiren bir olayı karşılama sırasında esnedikleri, insanların ise, tersine dış uyarılarda azalma olduğunda esnedikleri saptanmıştır.

Derslerde canı sıkılan öğrencilerin değil de, canı sıkıldığı halde uyumamaya çalışanların daha çok esnedikleri gözlemlenmiştir. Bir diğer görüşe göre de, sınava girecek bir öğrencinin veya yarışa girecek bir atletin çok esnemesinin sebebi, organizmanın kendini sakinleştirmesidir.

Esneme de gülme gibi bulaşıcıdır. Esneyen kişinin yüz hatlarında meydana gelen şekillenmenin, diğer insanlar üzerinde esnemeyi teşvik edici bir etki uyandırdığı tahmin ediliyor. Yani nasıl yemek yiyen bir insanı görünce acıkırsak, onun gibi bir şey.

Esnemenin bulaşıcı olduğunu ileri süren bir görüşe göre ise ilk insanlardan kalma bir davranış olarak esnemekteyiz. İlkel atalarımız akşamları ateşin etrafında topluca otururken grubun lideri tüm dişlerini göstererek esner, oturumu kapatır, artık gecenin başladığı, herkesin sabaha kadar yatması ve hareket etmemesi gerektiği sinyalini verirdi. Grubun diğer üyeleri de esneyerek görüş birliği içinde olduklarını beyan ederlerdi.

Günümüzde bu iş için daha karışık teknolojiler kullanılıyor. Baba televizyonu uzaktan kumanda ile kapatıp koltuğundan kalkıyor. Bu nedenle günümüzde esnemenin hiçbir faydası görülmemektedir ve önümüzdeki bir milyon yıl içinde ortadan kalkacağı sanılmaktadır.

Arılar Balı Nasıl Yapar?

Arılar Balı Nasıl Yapar?

Tabii ki sadece insanlar yesinler diye değil. Bal arılan eşek arılarından farklı olarak kışı koloni halinde geçirirler. Koloni kış uykusuna yatmaz ama bir salkım gibi kümeleşir. Bu şekilde kış süresince sıcak ve aktif olarak kalabilirler. Bunun için de önceden, yaz aylarında yeterli miktarda bal depo etmeleri gerekir. Ortalama bir kovanın kışlık bal ihtiyacı 9-13 kilogram kadardır.

 

Bal arılarının bal yapma kapasiteleri ise uygun yer bulabildiklerinde bundan çok daha fazladır. İşte arıcılığın felsefesinde de bu yatar. Sen arılara imkan sağla, onlar da hem kendileri hem de senin için bal üretsinler. Arılar kendilerine yetebilecek miktardan 2-3 kat fazla bal üretebildiklerinden arıcılar da kovana şekerli şuruplar koyarak onlara bu ortamı hazırlarlar. Arılar da sonradan ellerinden alınan bu ürün fazlasını dert etmezler.

 

Arıların balı çiçeklerden topladıkları nektarı ağızlarındaki bir emzimle birleştirip altıgen biçiminde balmumundan yaptıkları hücrelere depoladıklarını biliyoruz. Bu karışımın su oranının yüzde 17`ye kadar düşmesini bekledikten sonra hücrelerin ağızlarını yine bir balmumu tabakası ile kaplarlar. Artık arıcı için mahsul zamanı gelmiştir. Ağzı kapalı hücrelerdeki bal hiç bozulmaz, saklama zamanı süresizdir.

Arılar böcek dünyasının en gelişmiş sosyal hayatına sahiptirler. İşçi arılar dünyaya geldikten sonra bir ay içinde kovanda bir iki günlük sürelerle temizlik, larvaları besleme, balmumu yapma, yiyecek taşıma, muhafızlık gibi değişik görevler yaparlar. Sonra uçuş başlar, çiçekler ziyaret edilir, nektar, polen ve su toplanır.

İşçi arılar çalışma mevsiminde 4-8 hafta yaşarlar. Kış mevsiminde ise arkadan gelen gençler olmadığı için ömürleri 5-7 ay sürebilir. İşçi arılar dişi olmalarına rağmen kısırdırlar, yavru yapma yetenekleri yoktur.

Arılar polenleri, su ile karıştırıp larva halindeki yavruları beslemek için toplarlar. Bir arı kovandan 7 kilometre uzağa gidip, geri dönebilir. Ancak arılar normal olarak kovanlarından ortalama bir kilometre kadar uzaklaşırlar.

Arılar bu yolculuklarında yollarını güneşin pozisyonuna göre saptarlar. Ayrıca yer kürenin manyetik alanına karşı da hassastırlar. Gözleri polarize ışığa karşı o kadar hassastır ki çok kalın bir bulut tabakasının ardından gelen zayıf bir güneş ışığıyla bile kötü havalarda yollarını bulabilirler.

Arılar geceleri ortadan yok olurlar ama uyumazlar. Gece boyu hareketsiz kalarak enerjilerini ertesi günkü yoğun işler için biriktirirler.

Arılar renklerin çoğunu görürler. Işık dağılımında mavi ve ona yakın renkleri daha iyi görürler. Ultraviyole ışınlarına karşı da çok duyarlıdırlar. Ultraviyole ışınlarını çok yansıtan çiçekler onlara daha parlak görünür. Kırmızı rengi hiç ayırt edemezler.

Bize bu derecede faydalı olan arılar etrafımızda dolaştıklarında veya balkonda kahvaltı sefası yaparken reçel tabağına konduklarında çoğu insan huzursuz olur. Bunun nedeni minik arının sokma tehlikesidir. Halbuki arılar sadece iki durumda canlılara saldırır ve sokarlar: 1) Kolonilerine bir tehdit olduğunda korumak için; 2) Korkutuldukları zaman. Bu nedenle arı kovanlarına çok yaklaşmamanız, el kol hareketleri yaparak hızlı hareket etmemeniz önerilir.

Arılar insanı soktuktan sonra genellikle ölürler, çünkü arı tarafından sokulan insan ani bir hareketle arıyı fırlatınca arının iğnesi ile beraber zehir torbası ve ifrazat bezi de yırtılarak arıdan ayrılır ve soktuğu yerde kalır. İlginçtir ki bu kalan zehir torbasındaki kaslar arıdan ayrılsalar bile zehri pompalamaya bir süre devam ederler. Bu nedenle tırnağın ucu ile bir an evvel iğneyi soktuğu yerden çıkarmakta fayda vardır.

Arı zehrine alerjisi olan kimselerde arı sokmaları ağır tepkilere hatta ölüme yol açabilir. Buna karşın arı zehri bazı ağrılı hastalıkların özellikle romatizmanın tedavisinde kullanılır.

Öğretmenlik Mesleği Kolay mı Acaba?

ogretmen_uzmanportal_comBende bir öğretmen olarak sürekli etrafımda şu cümlelerin kurulduğunu görüyorum; öğretmenlik ne kolay meslek, sürekli yatıyorsunuz, çok fazla tatiliniz var vs gibi. Bu konuda bir öğretmen arkadaşımın bana yolladığı mail çok hoşuma gidince sizinle paylaşmak istedim. Gerçekten işin gerçek yüzünü bilmeyen insanların kendi kafalarından uydurduklarının tersine bakın lütfen bir öğretmenin ne kadar da çok görevi vardır. İşini evine getirmesi, 24 saat onunla ilgilenmesi ise bambaşka bir tarafı bu işin… İşte bana gelen mailin tamamı;

Öğretmenlik: Bol tatil, yatarak para!

‘Ne güzel işiniz var, yata yata para kazanıyorsunuz’ diyenler gerçekten haklılar mı? Bir de mesleğin ne denli kolay (!) olduğunu onların ağzından dinleyelim:

Memur maaşları söz konusu olduğu tartışmalarda özellikle öğretmenlerin izin günleri ve çalışma saatleri hep eleştirilmiştir.

Öğretmenlerden bir tanesinin mail yoluyla ulaştırdığı ‘Biz öğretmenler ne iş yaparız’ yazısını okuyunca onlara hak vermek zorunda kaldık.

Bir de siz okuyun:

Biz öğretmenlere ne güzel işiniz var. Bol bol tatiliniz var, yata yata para kazanıyorsunuz diyenler haklı. Aşağıda öğretmenlerin yaptıkları işleri okuyunca öğretmenliğin gayet basit bir meslek olduğunu siz de göreceksiniz.

1- Toplantılara katılınacak,
2- Yıllık plan yapılacak
3- Günlük plan yapılacak
4- OGYE çalışmasına katılınacak
5-TKY çalışmalarında bulunulacak
6- Nöbet tutulacak
7- Sınıflar düzenlenip panolar hazırlanacak
8- Toplantılar hafta sonları veya ders saatleri dışında yapılacak
9- Kurumların açtığı sınavlara ucuz iş gücü olarak gidilecek,
10- Seçimlerde zorunlu olarak sandık başkanı olunacak
11- Envai çeşit tören, kutlama vb. proğrama katılınacak.
12- Her hafta tüm öğrenciler için ve tüm derslerde değerlendirme formları doldurulacak.
13- Kişisel dosyalar her dönem sonunda doldurulacak.
14- Öğrenci tanıma fişleri doldurulacak.
15- Portfolyo dosyalarına hiçbir çalışma getirmeyen öğrencilere çalışmalarını getirmeleri için yalvarılacak.
16- Öğretmenliği öğretmenlerden iyi bilen velilere dert anlatılacak.
17- Sosyal kulüp çalışmaları ve toplantıları yapılacak.
18- Rehberlik çalışmaları, anketleri yapılacak ve raporları tutulacak
19-Ders işlemek yerine internetteki ve kitaplardaki bilgileri bize okuyarak ‘bak okuyan toplumuz’ imajı veren insanların zorunlu seminerlerine katılınacak.
20- Pansiyonda nöbet esnasında öğrencilerin yemek etüt, uyku, banyo, hastalık, can sıkıntısı , koğuş ve oda düzeni durumlarına bire-bir müdahil olunacak.
21- Sınırsız sorumluluk, öğrenci takılıp düştüğünde polise ifade verilecek. Hiçbir dayanağı olmaksızın dayakçı öğretmen olmakla suçlanılacak.
22- Öğrencilere çalışma kâğıdı hazırlanacak
23- Öğrencilere yarın ne gibi etkinlikler yaptırabilirim diye düşünülecek
24- Velilerle görüşülecek
25- Teneffüslerde çocukların şikâyetleri dinlenecek
26- Panolara asılan şeyler belli aralıklarla dosyalanacak
27- Her hafta rehberlik ve sosyal etkinlikler dersi için tutanak tutulacak
28- Toplum hizmeti için zaman yaratılacak
29- 40 dk içinde yüz kere öğretmenim diyen bücürlere efendim denilecek
30- Kavga edenler ayırt edilecek, kafası gözü yarılanlara pansuman yapılacak,
31- Değerlendirme testleri hazırlanacak
32- Değerlendirme testleri evde değerlendirilecek,
33- Üstüne saldıran veliler ikna edilecek,
34- Bilgi yarışmalarına öğrenci hazırlanacak,,
35- Öğrencilerin evlerine gidilip hal hatırı sorulacak,
36- Saha çalışması yapıp okula gelmeyen öğrencileri toplayacak ve okulagetirecek,türkçe bilmeyenlere türkçe öğretilecek,
37- Temizlik, spor, fotokopi, demirbaş, sabun, tuvalet kağıdı için paratoplanılacak,
38- Taşımalı öğrencileri sabah servisten inerken sayıp kontrol edilecek,,
39- Öğle yemeğinde listeden çağırıp sıraya koyulacak,
40- Okul çıkışı öğrenciler servislerine bindirilecek.
41- Belirli Gün ve Haftalarla ilgili program hazırlanacak,
42- Öğrencilere katılım için yalvarılacak,
43- Belirli günler ile ilgili pano hazırlanacak,
44- Panolar için yazı ve şiirler, bulunacak ya da kontrol edilecek.
45- Veliler okulda bilgilendirilip, eğitilecek
46-Kanuni hak olan sevk ve izin istenirken mahcup, hafif ve ince bir sesle rica edilecek ve sevk dersin olmadığı bir zamana denk getirilecek,hasta hasta derslere girilecek, bazı yerlerde muayene saati sevkeyazdırılacak (diğer çalışanlara da mesai dışında mı sevk alın deniliyoracaba).
47- Veli toplantıları yapılacak.
48- Okul aile birliği toplantılarına katılınıp velilerin kahırlarıdinlenecek.
49- Her dönem ve gerektiğinde zümre toplantıları yapılıp tutanakhazırlanacak.
50- Yeni müfredat konusunda veliler bilgilendirilecek.
51- Gözlem dosyaları tutulacak
52- Etkinlik yaptırılacak(yapmayanlara bir şey yapılmayacak)
53- Sınıf başkanı, kitaplık görevlisi, temizlik başkanı seçilip görevlerini yapıp yapmadıkları günlük olarak takip edilecek.
54- Hizmetlilere ya da idareye bildirilen temizlik, tamirat ve görüşler bukişiler tarafından dikkate alınmayacak.
55- Gelen giden evrak defteri doldurulacak
56- Laboratuar düzenlenecek, temizlenecek
57- Müdür ve müdür yardımcılarının yapmak istemedikleri görevler yapılacak
58- Çocuklara tuvalat alışkanlığı kazandırılacak , altına yapanlar olursa ilgilenilecek, çocukların elbise, saç, tırnak temizliği ile ilgilenilecek.
59- Deneyler, gözlemler, etkinlikler için hazırlık yapılacak.
60- Beslenme saatinde beslenme yaptırılacak.
61- Başarısızlığın sebebi araştırılacak.
62- Mahallede kavga edenlerin aileleri okulda dinlenecek.
63- Müdür Beye hesap verilecek.
65- Dersi boş olan, derslerine branş öğretmenleri giren (özellikle sınıf öğretmenleri) öğretmenler, ”İşlerim var şu boş sınıfa derse giriver” diyen idarecilerin derslerine girilecek.
66- Birilerine ek ders ücreti verebilmek için açılan seminer, hizmet içi eğitim vb. şeylere gerçekten ihtiyacı olup olmadığını bilmeden, sormadan zorunlu olarak ders saatleri dışında katılmak zorunda kalınacak.
67- Sorumluluğu çok yüksek olan nöbetçilikler yapılacak
68- Son zamanlarda artık iyice raydan çıkan eğitim sisteminde öğretmenlikten çok dadılık yapılacak.
69- Müdür ve müdür yardımcılarının imalı ve iğneli sözlerine kulak asılmayacak, duymazlıktan gelinecek.
70- Spor parası toplanacak.
71- Yakacak ve ihtiyaçlar için aidat toplanacak hatta vermeleri için yalvarılacak
72- Onur kurulu ve disiplin kurulu toplantılarına katılınacak
73- Nöbet günü ve diğer günler öğrencilerin kılık kıyafet kontrolü yapılacak
74- Nöbet defterine gelmeyen öğretmen yazılacak ve sınıf defteri imzalanacak.
75- Zaman zaman öğrenci çantalarına arama yapılacak
76- Okula getirilmesi yasak olan eşyalar için tutanak tutulacak ve bu eşyalar ailelerine teslim edilecek.
77- Aidat toplanacak hatta vermeleri için yalvarılacak
78- Nöbetlerde mıntıka temizliği yaptırılacak.
79- Ünitelendirilmiş Yıllık Plan Yapılan Açıklamalar
80- İş Günü Takvimi
81- Ünite Süre Çizelgesi
82- Yıllık Çalışma Programı
83- Haftalık Ders Programı
84- Ünite Çalışma Dosyası
85- Sınıf Ders Defteri
86- Deney defteri Raporu
87- Gezi Planı
88- Öğrenci Kişisel Robşayanı
89- Öğretmen Not Defter
90- Kitaplık ve Defteri
91- Çevre İncelemesi
92- Tebliğler Dergisi Fihrist
93- Sınıf Demirbaş Listesi
94- Ders Dışı Etkinlik Dosyası
95- Yazılı Kağıt ve Cevapları
96- Ödev Listesi-Ödevler
97- Dershane Araçları
98- Koordinasyon Kurulu Kararı
a. Cümle Listesi
b. Metin Defteri
c. Metinler
d. Kontrol Tablosu

Bu kadarcık iş yapmakla hiç insan yorulur mu?

 

Sevgililer Günü Tarihçesi ve Aldatmacası

sevgililer_gunuHer yılın şubat ayı gelir gelmez haber bültenlerinin başlıklarını süslemeye başlar, sevgililer günü. Peki ama bu sevgililer günü nereden çıktı, ilk çıkış yeri neresiydi, nasıldı ilk çıkış şekli? İnsanlarımız bunu bilmeden masumane bir şekilde kutlamaya çalışıyorlar. İşte sevgililer günü ile ilgili çarpıcı gerçekler.

Aslında sevgiler günü değil esnafın, tüccarın, cafe, restaurant vs.. sahiplerinin günü 🙂 Ortalığın kırmızı renk, gül, kalp şeklindeki bir sürü ürün, restaurant menüsü, otel paket fiyatından geçilmediği 14 şubat günü… Sevgilisi olanlara durduk yerde heyecan, sevgilisi olmayanlara durduk yerde burukluk getiren gün…

Tüketim olgusunun önderliginde varolan bir pazarlama harikası 🙂

Ve işte 14 Şubat tarihçesi:

Sevgililer günü ”İsa’dan önce 4.yüzyıl Roma’sında kutlanan çobanların tanrısı Faurus Lupercus şenliğine,kurt bayramına kadar uzanır.Rivayete göre her 15 şubatta genç Romalılar.İçinde tanrı kurdun yaşadığına inandıkları bir mağaranın önünde toplanırlar.
Ortada,içinde şehirdeki kızların adlarının yazılı olduğu küçük levhalar bulunur.Delikanlılardan sadece biri,bir kızın adını çeker.Bu yolla buluşturulan çift,ertesi yılki 15 şubata kadar akıllarından geçen her tür cinsel fanteziyi yaşmakta serbest bırakılır.Romalı gençler İsa’dan sonra 500’lü yıllara kadar,bu geleneği sürdürür.Hristiyanlık gelişip kabul görünce şenlik hristiyanların tepkisini çeker.Roma imparatoru 2.Claudius,papaz Valentin’i bu duruma uygun görür,papazın kafasını keser.Çok sonraları Vatikan valentine aziz ünvanı verir.Roma kapılarının birine onun adını verir.Roma imparatorluğu,aziz Valentin’in ölüm gününü tarihe kaydeder:14 şubat 273.
Valentin’i ölümüyle bu festival arasında bir bağ kurulur. Valentin’in ölüm günü,böylece sevgililer günü olur…”

Bir başka görüşe göre,”çok tanrılı romanın bahar festivaliyle ilişkilidir.Hristiyan dünyası,haksız yere birbirinden ayrılan sevgilileri birleştirmek uğruna kendi canını veren papaz Valentin’in hatırasını yad etme günü olarak kutlar.”Diğer görüş şu:”Roma imparatoru savaşma kabiliyetlerine zarar verir düşüncesiyle gençlere evlenmeyi yasaklar.Papaz Valentin,birbirini seven gençleri gizlice buluşturur.İmparator bu durumu öğrenince Valentin’i öldürtür.O günden sonra Hristiyanlar 14 şubat’ı ‘sevgililer günü’ olarak kutlamaya başlar.”

Göz Göre Göre Provakasyon

 22/12/2008

Göz Göre Göre Provakasyon

Birileri hala ülkemizi karıştırmak isteyen güçlerin varlığını inkar edip dursun, varlığı inkar edilen bu güçler tarafından karışıklık çıkarmak için halkının çok büyük bir çoğunluğu Müslüman olan ülkemizin en kutsal mekanlarını, camiler kundaklıyor. Bu yazımda son günlerde meydana gelen cami kundaklamalarına değinmek istiyorum.

Şuana kadar kundaklanan camiler hakkında arşiv bilgisi:

Kartal Yakacık Caddesi’nde bulunan Yunus Emre Camisi’nin imam odasında 8 Aralık 2008 tarihinde, Ümraniye Yukarı Dudullu Mahallesi İnönü Caddesi Kemerdere Sokak’taki Hacı Mehmet Şahsuvaroğlu Camisi’nin imam odasında ise 10 Aralık 2008 günü yangın çıkmıştı.

İstanbul’un yeni ilçelerinden Sancaktepe’de ise 13 Aralık 2008’de, Eyüp Sultan Mahallesi Camili Sokak’taki Veysel Karani Camisi’nin girişindeki imam odasında, ayrıca aynı ilçedeki Yakacık Caddesi’nde bulunan Hacı Akif Demirci Camisi’nin imam odasında yangın olayı meydana gelmişti.

Kadıköy İçerenköy İnönü Mahallesi Kayışdağı Caddesi’ndeki ”Medine Mescidi”’ adlı camide, aynı ilçede Dudullu-Bostancı yolundaki Küçükbakkalköy Merkez Camisi’nin girişindeki bölümde ve Pendik Orta Mahalle 4. Yol Bahar Sokak’ta bulunan Ulu Camisi’nde de aynı akşam yangın çıkmıştı.

Maltepe Aydınevler Mahallesi Poyraz Sokak’ta Mavi Evler Camisi’nde imam odası olarak kullanılan bölümde 14 Aralık 2008’de çıkan yangın, itfaiye ekiplerince kısa sürede söndürülmüştü.

Küçükçamlıca Üçpınarlar Caddesi Bodrumi Rumi Sokak’taki Kotku Camisi’nin müezzin odasında 16 Aralık 2008 günü akşam saatlerinde çıkan yangın, itfaiye tarafından büyümeden kontrol altına alınmıştı.

Kadıköy Acıbadem Eminbey Caddesi Gümeç Sokak’ta bulunan Ahmet Süt Sitesi’ndeki aynı adı taşıyan camide de 17 Aralık 2008 günü yangın çıkmıştı.

Üsküdar Küçükçamlıca’daki Kotku Camisi’nin müezzin odasında 18 Aralık 2008’de çıkan yangın ise cemaat tarafından söndürülmüş, olayda maddi hasar meydana gelmişti.

             Malum önümüzde yerel seçimler var. Gerek medyanın gerekse de siyasilerin gündeminde seçimler var. Kim aday olacak, kim olmayacak, küskünler ne alemde, eski belediye başkanın çevirdiği dolaplar, yeni adayların geçmişleri vs…  gündem epey karışık anlayacağınız. Bu karışıklığı fırsat bilen karanlıkgüçler tabiî ki boş durmuyor. Maksatları açık halkı çeşitli etnik gruplara bölerek ortalığı karıştırmak. Kürt sorununu öne sürerek (zaten bu ekonomik krizde zar zor ayakta kalmaya direnen ) zavallı  esnafların dükkanlarına saldırdılar. Çok şükür bekledikleri gibi bir kutuplaşma havasını yakalayamadılar. Şimdide amaçları hayalini kurdukları bir Sünni –Alevi çatışmasını başlatmak. Bu amaçla değimli onca camiyi yaktılar. İlginç olan bu kundaklamalara şuana kadar kimse sahip çıkmadı. Birkaç kişi yakalanmış emniyet tarafından ama bakalım önümüzdeki günlerde açığa çıkar iplikleri. Umarım bu yakalananlar gerçek faillerdir. Yoksa düzmece birkaç kişiyi kamuoyu önüne atıp işte bunlardı kundakçılar diyerek birde bu adamlara bunlar alevidir dediklerinde seyredin gümbürtüyü. Ardından yine bir cem evine kundaklama düzenlediler mi işte suni bir kargaşa ortamı hazır.

                Nitekim bu ortamın bir benzerini ABD Irak ta denedi. Başarılıda oldu hani. Önce Şii camilerine bomba attı, Şiilere bunların Sünnilerin yaptığını söyledi. Sonra Sünni camilere bomba attı, Sünnilere de bunu Şiilerin yaptığını söyledi. Bu iki taraf birde gaza gelip birbirlerinden intikam almaya başladı ve işlem tamamdır. İki grup da Irak için ABD ile uğraşacakları yerde, birbirleriyle uğraşmaya başladılar. Irak’ı petrol ineği gibi sağmaya başlayan ABD ye dur diyecek biri kalmadı böylelikle.  Seyredin Irak daki vurgunları.

                Şu bir gerçektir ki büyük vurgunlar her zaman ülke karışıkken daha kolay yapılır. Zira ülke idarecilerinin başları kalabalıktır iç denetim mekanizması tam işlemez bu durum en çok kravatlı hırsızların işlerine yarar ve genelde dolandırılanla da devlet, yani vatandaş olur. Sovyetler birliği dağıldığında yağmalanan Sovyet silahları, Irak savaşı sırasında kaybolan Saddam’ın altınları, şimdi bazıları inkar edecek ama 28 şubat sırasında 22 bankanın başına gelenler bütün bunlar, devletin başı kalabalık olduğu zaman yapılan vurgunlardır. İnşallah bu tarz haksızlıklar ve hırsızlıklar bir daha olmaz.

                Bütün bunlara rağmen ben yinede iyimserim. Milletimizin bu tarz oyunlara gelmeyecek kadar soyludur. Buna örnek olarak Alevilerin Ehlibeyt Vakfı Başkanı Ali Yeral ise, “Bugün camileri kundaklayanlar yarın cem evlerini kundaklarlar.” Sözünü verebiliriz. Aslında bu tarz olaylar yeni de değil  (Madımak oteli olayları bunlardan sadece biriydi).

                Bu provakasyonlara gelmememiz dileğiyle… Hep birlikte daha güzel bir Türkiye için, daha güzel bir gelecek için, hoşçakalın.

Mehmet Emin

mehmetei@hotmail.com