Muaviye Kimdir? Kısaca Hazreti Muaviye’nin Hayatı ve Yaptıkları

Günümüzde hala tartışılan isimlerin başında gelmektedir Muaviye bin Ebu Süfyan! Yaşadığı yılların üstünden 1400 yıl geçmesine rağmen, yaşadığımız şu günlerde bazılarının Hazreti Ali  ile giriştiği halifelik mücadelesinden dolayı küfür ettiği, bazılarının, özellikle de sünni kesimin Hazreti Muaviye diye yücelttiği bir şahsiyettir Muaviye. İşte bizde her yönden İslam tarihi için çok önemli olan bu şahsiyetin hayatına değineceğiz kısaca.

Muaviye bin Ebu Süfyan, Ashab-ı kiramın büyüklerindendir. Emevi Devletinin kurucusudur. Hicretten 19 yıl evvel (Miladi 604) Mekke’de doğdu. Babası, Ebu Süfyan bin Harb bin Ümeyye, annesi Hind’dir. Peygamberimizin kayın biraderi olup, Mekke fethedildiği gün babası ile beraber Müslüman oldu. Sonra Medine’ye yerleşerek, Peygamberimizin; “Ya Rabbi! Onu doğru yolda bulundur ve başkalarını da doğru yola götürücü kıl”, “Ya Rabbi! Muaviye’ye yazı ve kitap öğret! Onu azabından koru!”, “Ya Rabbi! Onu memleketlere hakim kıl!” dualarıyla şereflendi. Vahy kâtipliğine alınması, Cebrail aleyhiselamın bildirmesiyle olmuştur. Cebrail’in getirdiği Kur’an-ı Kerim’i ve Peygamberimizin mektuplarını yazardı. Peygamber efendimiz namazda rükudan kalkarken; “Semiallahü limen hamideh” okuduklarında, ön safta bulunan hazret-i Muaviye; “Rabbena lekelhamd” derdi. Resulullah efendimiz bu hareketi beğenip tasvip ettiği için, bunu söylemek, bütün Müslümanlara sünnet olarak kaldı. Hazret-i Muaviye, Huneyn Gazasında Resulullah’ın önünde babası ile birlikte kahramanca çarpıştı. Tebük Gazvesine katıldı. Veda Haccında bulundu.

 

Hazret-i Ebu Bekr ve hazret-i Ömer zamanlarında Suriye taraflarındaki muharebelere katıldı. Hazret-i Ömer, onu Şam valisi yaptı. Hazret-i Osman, halifeliği sırasında bütün Suriye’yi onun emrine verdi. Hazret-i Ömer zamanında dört yıl, hazret-i Osman devrinde on iki yıl, hazret-i Ali’nin hilafeti esnasında beş yıl, İmam-ı Hasan zamanında altı ay Şam valiliği yaptı.

 

Hazret-i Muaviye, Miladi 661 yılında Kufe’de halife seçildi. Hazret-i Hasan hilafeti bıraktıktan sonra, bütün İslam memleketlerinde meşru halife oldu. On dokuz buçuk sene hilafet ve saltanat sürdü. İslamiyet’in yayılmasında kıymetli ve pek çok hizmetlerde bulunmuştur. Miladi 662 senesinde Sicistan’ı, 663’de Sudan’ı, bir sene sonra Afganistan’ı, Kabil şehrini ve Hindistan’ın kuzey kısmını, 665’te Tunus’u aldı. 668 senesinde gemilerle gittiği Kıbrıs’ı ve iki sene sonra da İran’daki büyük Kuhistan eyaletini fethetti. Yine aynı sene Bizans İmparatoru Dördüncü Konstantin zamanında, oğlu Yezid’i büyük bir ordu ile İstanbul’un fethi için gönderdi ve şehir kuşatıldı. Konstantin, her sene büyük miktarda vergi vermek şartıyla barış yapmak zorunda kaldı. 673 senesinde Ubeydullah bin Ziyad’ı Horasan’daki orduya kumandan yapıp, Ceyhun Nehrini develerle geçerek Buhara’yı aldı. Hazret-i Ömer tarafından fethedilen Kudüs Hıristiyanlara geçince, hazret-i Muaviye şehri tekrar ele geçirdi. Yemen, Mısır, Kayrevan, Irak, Azerbaycan, Anadolu, Horasan ve Maveraünnehr’e hakim olup, büyük bir saltanata kavuştu ve çok sevildi. Peygamber efendimiz, hazret-i Muaviye’ye; “Ey Muaviye! Memleketlere hakim olduğun zaman, iyilik et!” buyurmuştur. Resulullah’ın sohbeti ve hayır dualarının bereketiyle, İslamiyet’in tesir sahasını çok genişletti. 680 senesinin Recep ayında Şam’da vefat etti. Kabri Şam’dadır. Bugün kabrinin taşları bile olmayıp bakıma muhtaçtır.

 

Hazret-i Muaviye, uzun boylu, beyaz tenli, heybetliydi. Güzel konuşur, adaletli davranırdı. Çalışkan, gayretli, azimliydi. Arabistan’da meşhur olmuş dört dahi Sahabiden birisidir. Sanki her bakımdan devlet başkanı olmak için yaratılmıştı. Hatta hazret-i Ömer, hazret-i Muaviye’ye her bakışta; “Bu, ne güzel bir Arap sultanıdır.” derdi. Cins atlara biner, kıymetli elbiseler giyerdi. Resulullah’ın sohbetinin bereketiyle şeriatten hiç ayrılmazdı. Hazret-i Ali onun hakkında; “Muaviye’nin hakimliğini kötülemeyiniz! O giderse başların koptuğunu görürsünüz.” buyurmuştur.

 

Ali bin Ahmed hazretleri, Fedail-üs-Sahabe adlı risalesinde, Muaviye bin Ebu Süfyan’ın üstünlüklerini şöyle anlatıyor: “İbn-i Abbas radıyallahü anh şöyle anlatır: “Peygamber efendimizin mescidinde bir grup Sahabeyle oturmuş, birbirimizin, Resulullah zamanındaki üstünlüklerini konuşuyorduk. Bu arada içeriye Muaviye radıyallahü anh girerek bize selam verdi. Selamını aldık. Yanımıza oturdu ve; “Ey Ashab-ı Resulullah! Görüyorum ki, Allahü Teâlâ sizi hayır için bir araya getirmiş bulunuyor” dedi. Biz de ona; “Sen de bizimlesin” dedik. Bize; “Niçin toplandınız?” diye sorunca, biz de; “Resulullah zamanındaki faziletlerimizi konuşuyoruz.” diye cevap verdik. “Senin de tespit ettiğin faziletin var mı?” diye ona sorduğumuzda; “Evet! Ben sizin hiçbirinizde bulunmayan altı hasletle faziletli kılındım.” dedi. “Bu üstünlüklerini bize anlat. Belki içimizden bunları bilen vardır.” dedik. Muaviye bin Ebu Süfyan radıyallahü anh bunun üzerine anlatmaya başladı: “Ben altı hasletle sizden faziletli oldum. Birincisi; Bir gün Resulullah’ın hanımı olan kız kardeşim Ümmü Habibe’nin evindeydim. Saçımı taramış, gözlerime sürme çekmiş bir haldeyken uyku bastırdı ve kız kardeşimin dizine başımı koyup uyudum. Bu arada Peygamber efendimiz içeri girince, kardeşim başımı dizlerinin üzerinden kaldırıp, yastığa koymak istediğinde, Resul-i ekrem; “Dizlerinin üzerinde kalsın, ya Ümmü Habibe!” dedikten sonra; “Ey Ümmü Habibe! Onu çok mu seviyorsun?” buyurmuş. Kız kardeşim de; “Evet ya Resulallah! Nasıl sevmeyeyim? O kardeşimdir.” dediğinde, Resulullah; “Ey Ümmü Habibe, onu sev! Çünkü onu Allah seviyor, melekleri ve Resulü seviyor.” buyurmuştur.” dedi. Anlattıklarını dinledikten sonra, biz de ona, doğru söyledin dedik.

 

“İkincisi; bir gün Resulullah efendimizle birlikte bir sefere çıkmıştık. Resul-i ekrem bir hayvana binmiş, ben de arkalarından yürüyordum. Çok şiddetli bir sıcak vardı. Resulullah bana doğru baktı. Sıcağın şiddetinden iki gözüm ve yanaklarım kızarmıştı. Yanaklarımdan ter dökülüyordu. Resul-i Ekrem bana; “Ya Muaviye, yanıma yaklaş!” buyurdu. Yanına yaklaşınca beni hayvanın terkisine aldı. Sonra; “Neren bana temas ediyor?” diye sordu. Ben de; “Karnım, ya Resulallah!” dedim. O zaman; “Allahü Teâlâ karnını ilim ve yumuşak huyla doldursun.” buyurdu.” deyince, biz de ona; “Doğru söyledin.” dedik.

 

“Üçüncüsü; Resulullah’a bir tabak ayva hediye edilmişti. Herkese bir tane verdi. En sonunda bir ayva kalmıştı. Sadece Resul-i Ekrem ve ben almamıştık. Kalan bu ayva, Resulullah efendimizin elinden düştü. Yerden alıp kendisine vermek istediğimde; “Onu al ya Muaviye! Yarın kıyamet gününde, o ayva elinde olarak bana kavuşursun.” buyurdu.” deyince, biz de; “Doğru söyledin.” dedik.

 

“Dördüncüsü ise; Resul-i Ekrem, Sahabe-i kiram ile birlikte Tebük Gazvesinden dönerken, Hudeybiye mevkiine geldik. Şiddetli bir sıcak vardı ve çok susamıştık. Neredeyse susuzluktan helak olacaktık. Resul-i Ekrem’in yanına giderek; “Ya Resulallah! Musa aleyhisselamın kavmine istediği gibi, sen de Rabbinden su talep etmez misin!” dedim. Bana; “Ya Muaviye! Bak şurada bir kaya görüyorsun.” buyurduklarında, güneş ışınlarıyla parlayan beyaz bir kaya gördüm. Peygamber efendimiz elime, ortadan yarılmış bir çubuk verdi ve; “Ey Muaviye! O kayanın yanına git ve ona bu çubukla vur. Musa bin İmran, senin Peygamberinden daha cömert değildir.” buyurdu. Gösterdikleri yere gidip taşa vurunca, baldan tatlı, buz gibi bir su fışkırdı. Hemen içmeye teşebbüs ettim. Bu sırada Sevgili Peygamberimizi ve Ashabını hatırladım ve geri çekildim. Arkama bakınca, onları arkamda bekler gördüm. Resul-i Akrem bana; “Ey Muaviye, iç! Allahü Teâlâ bu suyu senin için yarattı.” buyurdu.” deyince, biz yine; “Doğru söyledin.” dedik.

 

“Beşincisi de; Resulullah, mescid-i saadetlerinde bulundukları bir sırada Cebrail aleyhisselam geldi. Havada durup; “Esselamü aleyke ya Ahmed! Allahü Teâlâ size selam ediyor. Bugün de sana ve ümmetine ikram olarak bir fazilet verildi.” deyince, Resul-i Ekrem; “Ey Kardeşim Cebrail! Bu fazilet nedir?” diye sual etti. Cebrail de cevap olarak; “Sana, Ayet-el-kürsi’yi ihsan etti.” deyince, Resulullah; “Bu ayeti kim yazacaktır?” buyurdu. Cebrail aleyhisselam; “Şu kapıdan içeriye ilk giren kişi.” dedi. O kapıdan Resul-i Ekrem’in yanına giren ilk şahıs ben oldum. Resulullah bana; “Ya Muaviye! Cenab-ı Hak bugünkü fazileti sana nasib etti.” buyurunca; “Nedir o, ya Resulallah?” dedim. Bunun üzerine; “Sana, ayet-el-kürsi’yi tahsis kıldı.” buyurdu. Sonra beyaz bir kağıt ve kırmızı yakuttan bir kalemi bana uzatarak; “Ey Muaviye! Ayet-el-kürsi’yi yaz!” buyurdu. Ben de; “Ya Resulallah! Eve gidip hokka ve mürekkep getireyim mi?” diye sorunca, Resul-i ekrem; “Ya Muaviye yaz! Zira Allahü teala kalemi de Ayet-el-kürsi’den yaratmıştır.” buyurdu. Bunun üzerine yazmaya başladım. Yazma işini bitirince, Resul-i Ekrem elimde bulunan kağıtları aldı. Sonra, Resulullah efendimiz ayet-el-kürsiyi okumaya başladı. Her harf üzerinde duruyor ve onları çok güzel telaffuz ediyordu. Ben de kendilerini dinledim.” deyince, biz yine; “Doğru söyledin.” dedik.

 

“Altıncısı ise; bir gün Peygamber efendimizin arkasında namaz kılıyorduk. Resul-i Ekrem, Fatiha suresini okuyup “Veleddallin” dediklerinde, peşinden; “Amin” dedim. Namazdan sonra mihraptan Ashab-ı kirama; “Ey Müslümanlar! Hanginiz “Amin” dedi?” buyurunca, hiç kimse cevap vermedi. Ben de cevap vermekten korktum. Resul-i Ekrem aynı soruyu iki üç defa tekrarladılar. Fakat yine kimseden bir ses çıkmadı. Bunun üzerine ben; “Ya Resulallah! Ondan ne istiyorsunuz?” dediğimde; “Onu ve ona tabi olanları Cennetle müjdelemek istiyorum.” buyurdu. O zaman; “Ya Resulallah! Ben söyledim.” deyince; “Ya Muaviye müjdeler olsun!Onun ve kıyamete kadar onu söyleyenlerin sevabı sanadır.” buyurdu.” deyince, biz de ona; “Doğru söyledin.” dedik.”

 

Hazret-i Muaviye buyurdu ki:

 

Herkesi memnun etmek, mümkündür; yalnız hasetçi olanı memnun etmek zordur. Çünkü o ancak haset ettiği şeyin yok olmasıyla sevinir.

 

Yumuşaklık gösterip tahammül ediniz ki, fırsat daima elinizde olsun. Fırsatı ele geçirdikten sonra dilerseniz hakkınızı alırsınız, dilerseniz affedersiniz.

 

Büyük İslam alimi Abdullah ibni Mübarek’e; “Hazret-i Muaviye ile Ömer bin Abdülaziz’den hangisi efdaldir?” diye sorulunca; “Resulullah’ın yanında giderken, hazreti Muaviye’nin bindiği atın burnuna giren toz, Ömer bin Abdülaziz’den yüzlerce defa daha kıymetlidir.” buyurmuştur. Hazret-i Muaviye, Peygamberimizden çok hadis rivayet etmiştir. Bu hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:

 

Allahü Teâlâ kime iyilik murad ederse, onu din alimi yapar ve dinine zarar verecek şeyleri ona bildirir. Ona doğruyu gösterir.

 

Ahmed, Nesai ve Ebu Davud’un, hazret-i Muaviye’den alarak bildirdiklerine göre; “Bütün günahları Allah’ın bağışlaması umulur, yalnız müşrik olarak ölen ve kasten bir mümini öldüren müstesna.”

 

 


Bu haberi beğendiysen : FaceBook ta paylaş



51 Responses to Muaviye Kimdir? Kısaca Hazreti Muaviye’nin Hayatı ve Yaptıkları

  1. BİLGE KAAN dedi ki:

    ALLAH BÜTÜN MÜSLÜMAN KARDEŞLERİMİZDEN RAZI OLSUNKİ ONLAR ÇOCUKLARINA muaviye VE yezid İSMİNİ VERMEMİŞTİR.ONLAR PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.S.) TORUNLARINI ŞEHİD ETMİŞLERDİR.EBEDİYETE KADAR ONLARA LANET OKUNACAKTIR.LANET OLSUN ONLARA VE ONLARGİBİ DÜŞÜNENLERE.

    • mustafa kacmaz dedi ki:

      aynen size katılıyorum.eyvallah.doğrudur.

      • savava dedi ki:

        Sizin gibi ehlibeyti sevip ahşap efendilerimiz düşmanlık edenlere inat olsun bir gün çocuğum olursa Allah bu dediğimi hatırlatirsa birinin adını muaviye efendimizin ismini birinde hasan efendimizin ismini koy cam..çünkü onların tek derdi Allah ti sizin gibi miras yediler onların bıraktığı kutlu mirasa ve haddini bilmeden onlara saygısızlık ediosunz

        • nedim sağlam dedi ki:

          cehalette zirveyi yakalamışsın. Hz. hüseyi değil ama muaviyenin amacı saltanatti.

    • Anonim dedi ki:

      hz. hasan ile hüseyi şehit edilirken sende mi ordaydın kardeşim. lanet okunması gerekn biri varsa oda bugün şii ve sünni diye ayrım yapan çatışma çıkarmak isteyenlerdir.

    • KENDİNİ BİLEN KAAN dedi ki:

      hz. hasan ile hüseyi şehit edilirken sende mi ordaydın kardeşim. lanet okunması gerekn biri varsa oda bugün şii ve sünni diye ayrım yapan çatışma çıkarmak isteyenlerdir.

  2. MUSTAFA ÇELİK dedi ki:

    Allah(c.c.)ın laneti ehlibeyte ve yarenlerine kılıç çekip dil sürtenlere olsun.Onların tohubu olan muaviye(allahın laneti üzerine olsun) ona ve evladı yezid(Allah’ın laneti üzerine olsun)e olsun.İslam’ı Muhammed(s.a.s)’siz yaşamaya uğraşan cahil kesimlerede ayrıca lanet olsun.hangi dil bunları övebilirki bu mahlukatı hz.lakabına almışlar.

    • admin dedi ki:

      Sayın Mustafa ÇELİK, yorumunuzu ve düşüncenizi saygıyla karşılıyoruz. Yalnız size Hazreti Peygamberimizin, “Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir, hangisine tutunursanız kurtuluşa erersiniz.” sözünü hatırlatmak isterim. Muaviye de, Peygamber Efendimiz zamanında saygın bir sahabe, Peygamberimizin berberi, ayrıca da çok önemli bir Kuran katibidir (yazısıcısı). Sırf oğlunun yaptıklarından dolayı kendisini kötülemek, küfretmek doğru mudur acaba? Bizim görüşümüze göre, işimizi garantiye alıp bütün sahabelere koşulsuz saygı duymalıyız. Kimin hangi suçu varsa elbetteki Allah ahirette cezasını verecektir, saygılarımla…

  3. Turhan Ener dedi ki:

    Müşriklerin büyüğü Ebu Süfyan ile Hz. Hamza’nın ciğerini söktürüp yiyen Hind’ in oğlu Muaviye, Hicretin bilmem kaçıncı yılı değil; Mekke’nin fethinden 2 yıl sonra müslüman olmuştur.
    Uyanık-okur-yazar ve zeki bir adam olduğu rivayet olunur.
    Hz Ömer, ısrarlarından usanarak, kendisini Şam Valisi yapmıştır. Ve bu hususu böylece anlattığı rivayet olunmuştur. Bütün mesele “Ehl-i-Beyt” düşmanlığıdır. Resulullah’ın cüppesi altına almadığı herkes, Ehl-i-Beyt’i kıskanmış, güçlerinden korkmuş ve düşmanlıkta yarışmıştır. Ve sonuçta, Hz. Fatıma hariç, tüm Ehl-i-Beyt yokedilmiştir. Bu, müşriklerin ve Mekke Oligarjisinin Resulullah’tan intikamıdır. Bu intikam, bizzat Muaviye ve oğulları..giderek Emevi ve Abbasi sülalelerince devam ettirilerek, bugünlere kadar getirilmiştir.

  4. celal özkan dedi ki:

    siz ne dıyorsunuz ya bu söylemler cok yanlış.hz.muaviye ile alakalı ehli beyti yok etmıstır demek sacmalıgın danıskasıdır.yanlış yapıyorsunuz Allah RASULU SAV övdugu bırını hakaret etmek cok tehlıkelıdır

  5. ömerfaruk dedi ki:

    hz muaviyeyi belki sevmeyebilirsiniz fakat hakaret etme gibi bir cahillikte yapmayınız biz onları hayırla anarız şefaatlerini talep ederiz şüphesiz en iyisini ALLAH cc bilir

  6. zeynel aslan dedi ki:

    Peygamber efendimizin torunlarını katledenlere ”hazret” demek , efendimizi Cennette bile rahatsız eder, ehlibeyti katledene,kanını dökene hazret demeyi ve yazmayı içime sindiremem, sindirenide sevmem. İki cihanı senin için yarattım demiş Cenabı Allah, kalkıp onun torunlarını katledene hazret diyeceksin.

    • sinan dedi ki:

      Birincisi sen kerbela da onları kimin katlettigıni bilmiyorsun ikincisi ise
      Sen risalei nur u okumamissin orda Hz .Muaviye için R.A tabiri
      kullanılıyor bu da onu ispatlıyor

    • memiş dedi ki:

      hay ağzına sağlık zeynel kardeşim.ADAM hem elhibeyti katlediyor.70 yıl ehlibeytimize camilerde küfür okutturuluyor daha Hz.Muaviye diyorlar

  7. yusuf nasrullah dedi ki:

    zeynel karde$ eline saglik.

    beni umeyye lanetlenmi$ ki$ilerdir .

    ehlibeyte zulum yapanlarin yeri sadece cehhennemdir dunyada ve ahirete ugruyacaklari yerdir.

    siz kimleri ovuyorsunuz lanetlik zalim yezidiler tagut larin adamlari sizlersiniz biraz açip okuyun ama imamlarinizi duydukça kalbiniz sertle$ip gozleriniz korle$ecek.

  8. asiktürk dedi ki:

    bence türk düşmanı arap putperest fahşi hidin sen bunun babasını bilmezmisin putcu akedeş sen hangi bayraga bakıyon cahil putperes arapcı seni peygamberimizi 3 defa zehirledinizde öldüremediniz. birde ehli beytimizi kuruttunuz putperes munafık sözdemüslüman .bugum amerikada masonlarda senin yaptıgınını aynısını yapıyor. işallah cehennmi yoylarsınız sen ve senin gibiler gözünü ac. siz iman azam hififi ye bile inanmadınız araplara teslimettinizde onladda döverek öldürdüler .ki siz mevlanayıda sevmediniz. .araplar korkakv ve vahşidirler aldanma .atgözlügünü çikar dunya aşmış sen muvye piçine tapıyorsun putperes

  9. asiktürk dedi ki:

    hidin pcindef şefatmi beklersin munafık putperes belliki sensuriye uyruklu evevi aylesindensin olabilir ben ne oldugn beni akakadar etmez ama sen sunu unutma emevi sarayında hıristiyanların figurleri ne anlama geliyor cevap evet ne oldu kerbekada imam hüseyini katlettiklerinde yezidin en iyi dostları hıristiyan larıdı ondan islam ortadoks oldu bu avrupa roma degil rus hıristiyan dostu yezit bunlardan şefat bekleyin o muavyede osıpası yezitte sizinen beraber yanacak cahil putperes kuteyş aglarının kölesi ac gözunü.dun hırıstiyan islam karması oldu asırlarca sayenizde şimdide musevi karması olcak resmen peygamger efendimizin dinini yokettiniz bu 2 dalga nız tamamiyle yoketceniz ondan dolayı araplar adam olamadı.

  10. alimuaviye ömeroğlu dedi ki:

    hz.muaviye.ra…efendimizide..hz.vahşi ra…efendimizide yani kısaca..başta dörtbüyük halifelerimiz..ehl-i beyt ve tüm ashabı kiram efendilerimizin hepsini çooooooooook çok seviyorum..hz.Ali kerramallahü vech…den hz.muaviye radiyallahüanha.ya….hz.Hamza ra.dan…hz.vahşi.ra..a kadar hepsine canımız kurban….”kişi sevdiği ile beraberdir”…”herkese şefaat edeceğim.ashabıma sövenler.seb edenler hariç.” bu ve benzeri hadis-i şerifler gerçektir..ehl-i sünnet müslümanlara müjdeler olsun…

  11. Ümit otakli dedi ki:

    Muaviyeye, Hz reti demez,O Islamin ilk büyük düsmanidir. Hic kendi haki yok ken .Veliler sahina kilc cekmistir. Okuduklarim. Dogrultusunda , Muaviyeyi, Naletliyorum.

  12. solo ist dedi ki:

    arkadaşlar uzun zamandır muaviye konusunu araştırdım..1-Bediüzzamanın da Muaviye hakkında zalim olduğuna dair yazıldığı hatta bir ayetin de muaviye hakkında fasık olduğunu fakat tarih kitaplarında bu ayetin açıklamalarının kaldırıldığını anlatıyor..2-EN ÖNEMLİ DELİL :muaviye VAHİY KATİPLİĞİ NASIL YAPTI ÇELİŞKİLER a)ebu süfyan ve muaviye mekkenin fethinden sonra müslüman oldular TARİH :630 (mekkenin fethi) veee Kur ‘an ı Kerimin tamamlanması 632 yılıdır..muaviye bu iki yıl içinde zaten müslüman oluşu 2 yıl sonra ise ne zaman katiplik yaptı..bunu herkes araştırabilir..3-Kur an da birçok ayette “”Allah(c.c) zalimlere lanet eder…gibi birçok ayet var.muaviye Hz.Ali(r.a) zalimce yaklaşmadımı Mızrakların ucuna Kur an taktırarak hile yapmadı mı..EN ÖNEMLİSİ İSlam devletinin adını EMEVİLER yaptı…bir sürü zalimce hataları var..da varr…..vb.

  13. solo ist dedi ki:

    fakat YEZİD TAMAMEN LANETLENMİŞTİR..küfe halkıda belki….birde HAZRETİ KELİMESİNİN TANIMI:dünyada yaşarken cennetle müjdelenen sahabilere HAzreti denir..sadece peygamberi gören müminler değildir…Ehli Beyt çok önemlidir.Onlara zülüm bence en büyük Fitne ve alçaklıktır..–müşrik esirlere bile savşlarda susuz bırakılmadığı halde LANETLENMİŞ YEZİD tüm erkek çocoukları öldürdüğü gibi o çocouklar 8 gün susuz kalmışlardı bir yudum su verilmemişti.. bu kadar basit değil tabii..Kerbelayı iyice bir araştırın..haritalarla İSLAM TARİHİNİ ARAŞTIRIN..

  14. Ümit otakli dedi ki:

    Nasil Öcalana sayindediler, cok kimse itiraz eti. Ebü süfayin oglu Muaviyeyede Hz denmez vede kati
    surete burasi Türkiyedir. Biz Türklerin Velisine kilic cekmis .Islâma ,Ayrilik düsürmüs Kimseye
    Türkler kati surete .Bu söz söylemez.
    Sakal birakan birde siyah kumastan cüpe giydimi. Müslümanligin bir gecmisi vardir.
    Ehlibeyit (Peygaberin ev halki) Ne zorluklarla bu inanci yasatip bizlere asilâmislâr Bunu mutlâka
    bilmemiz Lazim , Muaviyeye Hz demek yakisiyormi

  15. ahmet yılmaz dedi ki:

    Ahmaklar yanlış biliyorsunuz

  16. ahmet yılmaz dedi ki:

    alın kaynak araştırısın ondan sonra konuşun:Bkz. Canan İbrahim, Kütüb-i Sitte muhtasarı tercüme ve şerhi XIII. 30-33; I. 518-530

  17. Ümit otakli dedi ki:

    Kaynaklar arastirilsin, ondan sonra konusuisun,Ebü Süfyan Kimdi Aptül müptalip kimdi…
    Biliyorsunuz..
    Bu Biraz ilgim oldu Ben Alevi degilm.Öyle bir ,hava estiriliyorki.Sünniler Muaviya tarafi. Aleviyim diyenlerde Hz Ali Tarafi. Öyle bir sey yoktur.
    Ne Ehli sünned tarafi Ümeyir oglu Muaviye Tarafidir,
    Nede Aleviyim diyenler Hz Ali tarafidir.
    Insanin icinde olan onu kandirip ta kandini Hakli oldugunu ispat etmeye ugrasan .
    Melik tafuzun isidir. Gecici olan Dünyaya temat etmek .Nefis. Iste .Seytanin ismi Nefistir.
    Okuduklarim .Dorultusunda Nefsini Yok eden Imam Hz Alidir.
    Bunu bilmek ,gayet kolay. Nendisi Arap olmasina ramen. Nefsini yok eden Hz Alidir.
    Neden Arap olmasina ramen dedim.Bu gün su Arap Dünyasina bir bakin..
    Suna basa basa , bildiriyorum. Ahirzaman Peygamberinni.Nesli Hz Ali ve Hz Fatima dan gelmistir
    Nakibil esraf. Ev halki (ehli beyit) Bu nesil cok zor sartlar altinda yasamislar. Ümeyir oglari. menfuat icin Düsman kesilmisler bu soya. Birde ayni soydan gelmis olmalarina ramen Appasiler
    Olmadik kötülükler yapmislar.
    Vede Su iyi bilinsin, Imam Hz Aliyi Önce Onunlan birmis gibi olan sonradan ayrilan. Hayberlilerden Haricilerden Aptul Mülcem .Kufede Mescite sohped eder ken .zehirli hancerle sehit..Etmistir,
    Mülcem Abdül ibni sebenin adami oldugu . Malüm degilmidir
    Biz Türklerin Atalarimiz . Nerden Islami sectiler. Bu düsmanliklari yasayacagima cavur kalsaydik . Simdi yasanan Cavurluklari yasamiyacaktik.
    Nedir Ayrilik ayrilik.. Bu Düpe düz CAVURLUK degilmidir.
    .

  18. cüneyt akın dedi ki:

    nasıl olurda ehlibeyt efendilerımızın önderi hz.peygamberimiz muhammed mustafanın velisi olan hz.ali efemdimize el kaldırıp kılıç çekme şerefsizxligini gösteren bu adi herife hazret denir birde kurdugu devleti ve saltanatı iyi bir şeymiş gibi anlatılıyor siz kimsiniz provakatormu ajanmısınız size bunları kim yazdırıyor niye sunni kaynak deniliyor ben bundan çok rahaatsızlık duyuyorum.ben onun soyundan gelenlerın ta gelmişini geçmişini yezidin butun sulalesini şu mubarek gunde lanetliyorum

    • Ahmet dedi ki:

      Ayet vardır hucurat.9 Ve eğer mü’minlerden iki grup savaşırlarsa, o zaman ikisinin arasını düzeltin. Fakat, eğer ikisinden biri diğerine saldırırsa, o taktirde saldıran grupla Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın. Bundan sonra eğer dönerse, böylece ikisinin arasını adaletle düzeltin, (onlara) adil davranın (diğerine zulmetmeyin). Muhakkak ki Allah, adaletle davrananları sever.
      Yanı muslümalar karşı karşıya gelebilir Şia palavraları yüzünden yanlış düşünüyorsun azıcık Kuran okuyun sağdan soldan duyduğunuzu burda satmayın!!

  19. mehmet emin dedi ki:

    Selamların en güzeliyle

    Siz kim oluyorsunuzda Sahabeye dil uzatma cesaretini gösteriyorsunuzki? Şu veya bu demeden her sahabe bizim için birer nurdur birer güneştir. kendi aralarında husumetler falan olmuştur. onları eleştirmeye hakkımız yok. hiç birimizi o zaman yaşamadık ve o zaman kimin hangi grup veya kuruluşun yaptığı munafıklıkların iç yüzünü bilmiyoruz. Hz. Ebubekir (Resul-i zişanın kayınpederi). Hz. Ömer, Hz. Osman (iki sefer Resul-ı ekreme damat olma şerefine ermiş), Hz. Ali (Resul-ı ekremin torunlarının babası). Hz. Muaviye. Ebu hureyre ve tüm sahabelere selam olsun.

  20. recep akhoy dedi ki:

    allah sızden razı olsun …

  21. cengiz kılınç dedi ki:

    muaviyeye rahmet okuyanlara şunu sormak istiyorum:::nasıl bir müslümandıki yezid gibi bir evlat yetiştirdi????sadece zenginliklerini korumak amacı ile mekke fethedildikten sonra müslüman olduklarını söylediler. mekkenin fethi kesinleşmiş…..– ondan sonra müslüman olmaları manidar değilmidir??..—ALLAH CC içinde ehlibeyt sevgisi taşıyan herkesin dualarını kabul eylesin….

  22. Ümit otakli dedi ki:

    Ben simdi 62 yasindayim. Hayatimda yanlis yolara inandim. Kalbim Harun yahya beye sütliman.
    Eminimki Cok Iyi niyetli ,Insan ben. yasadigim hayatimda , memnun degilim.
    Tabiyi özel hayatimdan. Bagzilari ,diyorki Insanlar öldükten sonra ,bir daha hayata kavusuyormus, Insalâ . Birdaha Anam dan dogarsam. Romanlârdan esimi sececegim.

    Insalâh masalâh. Simdi ömrüm bitti Harun beyi nasil kiskaniyorum bilseniz

  23. ali demirci dedi ki:

    Arkadaslar  yaklasik 1saattir yorumlari okuyorum ve okadar cok uzuluyorumki basta kendim olmak uzere butun musluman kardeslerime peki ya suan peygamberimiz burda yanimizda olsa kim bilir ne kadar cok uzulurdu su halimize cuma namazi harici bir kahvehanenin 3de1kadar bile dolmadigi camileriz neden bos israilin yiillardir muslumanlari katlettigine seyirci kalmamiz sahabiye lanet ettigimizde muslumanmi  oluyoruz yada etmedigimizde islamiyet elden gidiyor kuran yetim kaldi  yetim

  24. Erkan A. dedi ki:

    Selamünaleyküm arkadaşlar,

    Önce en iyi Bilen ZÜL CELÂLİ VEL İKRAM dır. Hiç kimse babasının ya da oğlunun akrabalarının yaptıklarında sorumlu değildir hadisine hatıra getirelim.

    Ardından Mekke’nin fethi sırasında meydana gelen gizli mektup olayını hatırlayalım.

    “Ey iman edenler! Benim de düşmanım sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin.” Bu âyetin iniş sebebi Hatib b. Ebi Belte’a’nın bir mektubu olmuştur. Bu konuda tefsir ve hadis kitablarında zikredilen rivayetlerin özeti şöyledir: Resulullah (s.a.v) Mekke fethine hazırlık yaptığı sırada halk arasında bunun Hayber (yahut Huneyn) için bir hazırlık olduğu haberi yayılmış, fakat Hz. Peygamber sahabilerden bazılarına maksadının Mekke olduğunu gizlice söylemişti. Hatib b. Ebi Belte’a da bunlardandı. Abdulmuttalib oğullarından birinin azadlısı olan Sare adındaki bir kadın Mekke’den Medine’ye Hz. Peygamber’in yanına gelmişti. Resulullah ona, “Müslüman olarak mı geldin?” dedi. Kadın, “Hayır.” diye cevap verdi. Sonra ona, “Muhacir olarak mı geldin?” dedi. Kadın buna da “Hayır.” diye mukabelede bulundu. Bunun üzerine Hz. Peygamber, “O halde niçin geldin?” dedi. Kadın, “Sahib, efendi ve aşiret sizsiniz. Benim efendilerim gittiler ben de şiddetli yoksulluğa düştüm.” dedi. Kadını dinledikten sonra Resulullah (s.a.v) ona yardımda bulunmak üzere Abdulmuttalib oğullarını teşvik etti. Böylece onu giydirdiler, kuşattılar, erzak tedarik ettiler ve yolcu etmek üzere hazırladılar. Hatib b. Ebi Belte’a da kadının yanına varıp ona on dinar vermiş, bir aba giydirmiş ve Mekke halkına hitaben yazmış olduğu gizli bir mektubu da onunla göndermişti. Kadın yola çıktıktan sonra Cibril gelip durumu Peygamber’e haber verdi.” Bunu Buhârî, Müslim Tirmizî ve diğer kaynaklar çeşitli yollarla Hz. Ali (r.a.)’den şöyle rivayet etmişlerdir: “Hz. Ali demiştir ki, “Resulullah (s.a.v) benimle Zübeyr ve Mikdad’ı gönderdi bize “Hemen gidin, ta Ravza-i Hah’a kadar varın, orada bir zaine (yani hevdec içinde yolcu bir kadın) vardır, onda bir mektub bulunmaktadır. Çabuk o mektubu alıp bana getirin.” dedi. Hemen çıktık, atlarımızı koşturarak tam Ravza’ya vardık. Bir de baktık ki, zaine’nin yanındayız. Ona, “Mektubu çıkar.” dedik, “Bende mektub yok.” dedi. “Ya mektubu çıkarırsın, yahut elbiselerini soyunursun.” dedik. Bunun üzerine kadın ıkasından, yani saç bağından (İbnü Cerir ve İbnü Asakir’deki rivayetlerin bazısında hüczesinden, yani uçkurluğundan diğer bazısında da ön tarafından) çıkardı. Biz de mektubu alıp Hz. Peygamber (s.a.v)’e getirdik. Bu mektubunda o, “Hatib b. Ebî Belte’a’dan Mekke Müşrik halkına” diyor ve onlara Hz. Peygamber (s.a.v)’in bazı işlerini haber veriyordu. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v), “Bu ne ey Hatib?” dedi. O da, “Acele buyurma ey Allah’ın Resulü! ben Kureyş’e nisbet edilmiş bir kişiyim, kendilerinden değilim. Beraberinizde olan Muhâcirler’in onlara akrabalıkları vardır. Mekke’deki ailelerini ve mallarını o sebeple korurlar. Benim ise içlerinden birine neseb cihetiyle münasebetim olmadığı için yakınlarımı korumalarına bir vesile olmak üzere, onlara bir iyilik yapmak istedim. Yoksa bunu ne bir küfür, ne dinimden irtidat, ne de müslüman olduktan sonra küfre rıza maksadıyla yapmadım.” dedi. Resulullah da, “O, dosdoğru söyledi.” buyurdu. Hz. Ömer (r.a) “Ya Resulullah! bana müsaade buyur boynunu vurayım.” dedi. Resulullah da buyurdu ki: “O, Bedir’de bulundu, ne bilirsin; Allah Teâlâ’nın Bedir ehli hakkında bildiği var ki, “Onlara dilediğinizi yapın, ben sizi mağfiret ettim.” buyurdu. Bunun üzerine âyeti nazil oldu.” Buharî, bu rivayette tabirini zikretmemiş, ancak bazı rivayetlerde tabirinin hadisten mi, yoksa ravilerden Amr b. Dinar’ın sözü mü olduğunu “bilmiyorum” diyerek rivayet etmiş, bu yüzden âyeti nazil oldu.” sözünden bir veya bir kaç âyetin mi, yoksa bütün sûrenin mi kasdedildiğini kestirememiştir. Aynı şekilde Müslim de bu hadiste yok demiş, fakat bazı rivayetlerde bulunduğuna da işaret etmiştir. İbnü Cerir, yukarıda anlatılan hadise üzerine sûrenin baş tarafındaki âyetlerin nazil olduğunu ifade ederek bir kaç rivayeti nakletmiştir.

    Şimdi bize düşen sadece düşünmek ve en doğru olanı bulmaya çalışmaktır yargılamak, kötü söz söylemek değil. Çünkü en doğrusunu Rabbım bilir.

  25. özgür dedi ki:

    Allah bu sizlere hidayet versin.lanetli muaviyeye hazret diyorsunuz.anadoluda insanı aşağılamak için mavya tohumu (muaviye tohumu)denir.sizce bu ayet kimi anlatıyor.tevbe suresi ayet 101: ”Çevrenizdeki Bedevi Araplardan münafıklar var. Medine halkından da münafıklığa iyice alışmış olanlar var. Sen bilmezsin onları. Ama biz biliriz onları. İki kez azap edeceğiz onlara, sonra da çok büyük bir azaba itilecekler.”

    • müslim dedi ki:

      Arkadaşım insanların manevi değer verdiği kişileri alçaltıcı kelimeler kullanmak bizim haddimize değildir. Sonuç olarak Hz Muaviye Peygamber Efendimizin katiplerinden biriydi. Bu nedenle onun yakınlarındaydı. Ashab-ı Kiramdan olduğu için “Hazret” diyoruz. Hz ALİ (KAV) ve Mübarek oğulları Hz Hasan ve Hz Hüseyin Efendilerimizle aralarında olan siyasi ihtilaflar itikadi sorun çıkarmadığından dolayı, bu siyasi davada Hz Ali (KAV) haklı olduğuna inansak da Hz Muaviyenin itikadından şüphe edilemez. Ancak En Doğrusunu ALLAH bilir…

  26. Hüseyin dedi ki:

    Bir münafık ve gaddar olan muaviye için bu yazılar nasıl yazılabilir? Lütfen önce bir güzel Allah kelamı olan Kur’anı okuyun, sonra tarihte muaviyenin kim olduğunu ve neler yaptığını araştırın. Cekleri cakları bırakın. Kur’an okuyun Kuran.

  27. mehmet dedi ki:

    herşey bukadar açıkken muaviyeye hz diyenlere yazıklar olsun ancak okuma bilmeyen ve hiçbi aslı astarı olmayan hikayecilerden duyup sölemektir

  28. akın dedi ki:

    arkadaşalr allahau alem, ama sahabeye en ufak bir laf bile kiyamet günü insanı allah huzuruna yüzü sim siyah çıkarmaya yeter biz kimiz kı sahabe hakkında yorum yapuyoruz bizi aşan bir mesele bu yoksa benım eshabım hakında nasıl kötü düşünürsün diya bizi kovar huzurunda fahrı kainat allah muhafaza …..

  29. ekrem dedi ki:

    siz ister hz. deyin ister demeyin onların allah katındaki yerleri bellidir.onlar allah katında lanetli değillerse vay o lanetleyenlerin haline…

  30. Halil dedi ki:

    Bizler Ashabı Kiram ın hepsini çok seviyoruz. Hz. Muaviye Radıyallahu Anh ‘a dil uzatanlar yarın Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in huzurunda kendilerini nasıl savunacaklarını hazırlasın. Biz çenemizi tuttuk ne kaybettik , Hz. Muaviye’ye dil uzatanlar ne kaybetti orda görürüz. Sahabe değilim , onlarla birlikte savaşmadım , hiç birşey değilim ve Sababeden kimse hakkında da konuşabilecek adam değilim. Öyle babayiğit varsa yapsın 1 hafta istihare de Allah Teala İnşallah göstersin kendisine doğru olanı vesselam…

  31. SIRRI YEZDAN dedi ki:

    Allah razı olsun . Hz.Muaviyenin temiz oldugunu öğrenmiş olduk elhamdülillah .

  32. ali kara dedi ki:

    oncellikle s.a arkadaslar ben hayretler icindeyim cunku peygamberimizin ehli beytine zulum ve haksizlik yapmis olan muaviye yezid hindi ve sulalesini savunan zihniyetleri burdan kiniyorum ve allah islah etsin diyorum hz ti kelimesini birakin isimlerini anmak bile gunahtir allah belalarini vermistir zaten bu yezid tohumlarinin bunlara hz diyenlerinde versin belasini varsa gunahi boynuma olsun ama sevabi daha coktur

  33. hataylı dedi ki:

    selam aleykum
    hanım efendı ve bey efendıler, oncelıkle ben muslumanım cok sukur yuce rabbıme. peygamberım hz. muhammed tır kıtabımda kuranı kerım, bu tartısılmaz. benım ıcın kıtap ne derse o kuranı kerım’de ısmı gecmeyen bırı ıcın nasıl oluyorda bu kadar yuceltme gafletınde (cehaletınde) bulunursunuz. acırım sıze ve sızı bu sekılde mesnetsız bılgılendırende. yazık yazık
    yuce yaradan oku dıye buyurmustur bılmıyorsunuz lutfen okuyun sorun ama ısın ehlıne sorunuz ve mesnet ısteyınız lutfen.

  34. Cengiz bin Hüseyin dedi ki:

    selamun aleyküm

    Öncelikle
    1- Muaviye iyi biri olsaydı ismini Müslüman çocuklarda görürdük.( ayrıca Yezid ismi de yok)
    2- Muaviye Şam valisi iken Hz. Ali’ye biat etmeyip başkaldımış, hatta utanmadan Hz. Ali’ye kafa tutmuştur ki o zamanda Hz. Ali Emir ül Müminin. Yani devlet başkanı.
    Vali devlet başkanına kafa tutuyor.

    3- “Ashabım gökteki yıldızlar gibidir” hadisine gelince. Bu hadisin uydurma olduğunu birçok alim söylüyor. o zamanlar sahabe arasında içki içen, zina yapanların bile olduğunu biliyoruz. Hepsi birer hz ali değil bunu unutmayın.

    4- Muaviye yi ve Emevileri araştırırsanız, Emeviler kendi ailesi ile ilgili kötü şeyleri düzeltmek için o zamanki alim geçinenlere hadis uydurtmuşlardır.

    Buraya daha fazla yazmak istemiyorum. Bu konuda Mehmet Çelik in şu videosunu sonuna kadar dinleyin de Muaviye’nin ne kadar Müslüman’ın sırf iktidar hırsı yüzünden kanına girdiğini anlayın.

    aşağıdaki videoda Muaviyeyi iyice tanırsınız umarım

    • konyalı dedi ki:

      sen nerden biliyorsun sahabenin içinde içki içen zina ednelerin olduğunu sahebden müsşlüman olmadan bu söylediğini yapanlar vardı onlara sahabe denmez müslüman olmadan müslüman olduktan sonra sahabe oldular. kendi tezini haklı çıkarmak için müşriklerin söylediği gibi konuşarak bu nasıl bi hakarettir. efendimizin ashabı kendini allah yoluna ve efendimize adamış insanlardır içki kumar zina ile işleri olmaz. söylediklerini haklı çıkarmak için müşriklerin ağzı ile konuşma bu yazınıda düzelt veya kaldır ki günaha girme. içki içen zina edneden ashap olmaz efendimizin yanında yeri olmaz bunu bile anlayamadınmı… bu yorumundan sonra da senin sözüne itimat edilmesini beklemezsin umarım

  35. Anonim dedi ki:

    nasıl da cahilce bir yazı.kuran katibiymiş haşa.hangi ayeti yazmış,ayetül kürsü muaviye müslüman olmadan çok önce nazil oldu..hadislerde hep uydurma …peygamberimizin kayınbiraderi diye cennetlikmi olacak..o zaman yahudi olan eşi ve onun akrabaları ne oluyor

  36. onur dedi ki:

    Onlar şüphesiz cennetle müjdelenen sahabelerdir ve şuan cennette yine en yakın dostlardırlar bu lanetleri edenler fitne içine düşen salaklardır onlar cenne
    tte biliyorlarsa size acıyor bilmiyorlarsa Allah cc dostları olarak birdirler yazık iki taraftanda bu laneti edenlere…

  37. konyalı dedi ki:

    ben bu yorumlara çok üzülüyorum ama beni en çok üzen CENGİZ BİN HÜSEYİN in yorumu oldu… açıklamasında üçüncü maddesinde sırf kendi sözünü haklı çıkarmak için o zaman ashabından içki içenler zina edenler vardı diyor. efendimizin ashabından müslüman olmadan bu durumda olanlar vardı ama müslüman olduktan kendini allah yoluna adayıp efendimizin ashabı olduktan sonra canlarını allah yoluna adayan bu kişilere bu nasıl bi iftira sen bu iftiranın altından kalkabilecekmisin… arkadaşlar efendimizin ashabına böyle bir yakıştırma yapan insanın smözüne ne kadar itimat edeceksiniz bakıyorum hiç cevapta vermemişsiniz ashaba böyle çirkin bi yakıştırmayı müşrikler yapmıştır. efendimizin ashabı müslüman olduktan sonra asla içki zina gibi günahın içine girmemişlerdir kendilerini allah yoluna adamışlardır. muaviye konusuna gelince rabbim bilir kimin ne olduğunu suçludur suçsuzdur demek bilmeden konuçmaktır her iki durumda da günaha girmekten korkarım ama bildiğim birşey varsa cengiz bin hüseyin adıyla yazan kişinin o zmaan ashabın içinde içki içende zina edende vardı diye söylemesi efendimizin ashabına büyük hakarettir haddini bilerek yazarsa herkes daha iyi olur. müslümnım diyeceksin ve efendimizin ashabına müslüman olduktan sonra içki içiyor zina ediyor diyeceksin müşrükler böyle iftiralarda bulunurlardı. efendimizin ashabı kendni allah yoluna ve efendmize adamış kişilerdi içki kumar zina ile ne işi olur

  38. konyalı dedi ki:

    ben bu yorumlara çok üzülüyorum ama beni en çok üzen CENGİZ BİN HÜSEYİN in yorumu oldu… açıklamasında üçüncü maddesinde sırf kendi sözünü haklı çıkarmak için o zaman sahabeden içki içenler zina edenler vardı diyor. efendimizin sahabelerinden müslüman olmadan bu durumda olanlar vardı müslüman olmadan önce sahabe değillerdi müslüman olduktan sonraki yaşamları ile sahabe oldular müslüman olduktan kendini allah yoluna adayıp efendimizin ashabı sahabesi olduktan sonra canlarını allah yoluna adayan bu kişilere bu nasıl bi iftira sen bu iftiranın altından kalkabilecekmisin… arkadaşlar efendimizin sahabesine böyle bir yakıştırma yapan insanın sözüne ne kadar itimat edeceksiniz bakıyorum hiç cevapta vermemişsiniz sahabeye böyle çirkin bi yakıştırmayı müşrikler yapmıştır. efendimizin sahabeleri müslüman olduktan sonra asla içki zina gibi günahın içine girmemişlerdir kendilerini allah yoluna adamışlardır. muaviye konusuna gelince rabbim bilir kimin ne olduğunu suçludur suçsuzdur demek bilmeden konuçmaktır her iki durumda da günaha girmekten korkarım ama bildiğim birşey varsa cengiz bin hüseyin adıyla yazan kişinin o zaman sahabenin içinde içki içende zina edende vardı diye söylemesi efendimizin sahabesine büyük hakarettir haddini bilerek yazarsa herkes daha iyi olur. müslümnım diyeceksin ve efendimizin sahabesine müslüman olduktan sonra içki içiyor zina ediyor diyeceksin müşrükler böyle iftiralarda bulunurlardı. efendimizin sahabesi kendni allah yoluna ve efendmize adamış kişilerdi içki kumar zina ile ne işi olur kendi söylediğinizi haklı çıkarmak için bu iftiraları bırakın yalan dolu hakaret içerikli iftiraları bırakın

  39. Sude dedi ki:

    Yüce Rabbimin laneti Muaviye’nin ve onun yezid soyuna olsun Ehlibeyti katleden onların mübarek vücuduna acımasızsa kılıç sallayan yezidleri nasıl hayırla anabiliyorsunuz pes doğrusu zalimin zülmu ancak bu kadar acımasız ve alçakça olurr

  40. toretto dedi ki:

    böyle bir yazı şuursuz insanların yazabileceği bi yazı olur bence .
    muaviye gibi bir yaratığın adını bile anmayın allah lanet etsin soyuna sopuna.muaviye yezid soyuna köpekler sçsın

  41. ibrahim dedi ki:

    Bugün Ekl-i Sünnet hocalarının bile fasıklığını rahatlıkla söylediği biri hakkında bu denli övücü yazılar yazmanız şaşırtıcı. Hadislerle beslemeye çalıştığınız yazınızda şunu hatırlatmalı ki; doğruluk zinciri sağlam hadis sayısı çok çok az. Sahih olmayan hadis sayısı kitaplar doldurur. Hz.Hasan ile yaptığı savaşı kazandığı günkü hutbesini okumanız, Muaviye’nin ve onun ailesinin ne için savaştığını, neden Müslüman olduğunu (ki kılıç zoruyla) ortaya koyar. ümeyye ailesi,(Hz. Osman dışında) İslam’ın karşısında olup, kaybettikleri nüfuzlarını İslam liderliğini ele geçirerek devam ettirmeye çalışmışlardır. ne yazıkki bunda da Hz. Osman’ın halifeliği döneminde muvaffak olmaya başlamışlardır. şimdi siz bırakın bu ağızları, bu Arap ve Emevi seviciliği gayet gülünç bir iş yapmışsınız. tövbe edin İslam’a hizmet edin derim ben.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel