Sıfır Otomobilde Son Kampanyalar

Satışları canlandırmak için ÖTV’de indirim talep eden otomotivciler, Maliye Bakanlığı harekete geçmeyince indirimi kendisi yaptı. İşte son kampanyalar:

Otomotivde yaşanan durgunluğa önlem olarak Özel Tüketim Vergisi’nde (ÖTV) indirim bekleyen otomotiv sektörü, Maliye Bakanlığı harekete geçmeyince indirimi kendisi yaptı. Renault, ticari araçlar için geçerli olan kampanyasında ÖTV’yi sıfırladı. Buna göre ticari araçlarda yüzde 10’a kadar indirim uygulamaya başladı. Otomotivde düzenlenen kampanyalar bir tek markayla sınırlı değil. Ekim ayında yüzde 39 gerileyen pazarı yeniden hareketlendirmek için hemen hemen tüm markalar kampanyalarına hız verdi. Kampanyalarda indirim 2 bin YTL’den başlıyor, 25 bin YTL’ye kadar çıkıyor.

* DAIHATSU Türkiye tarafından düzenlenen kampanya kapsamında 4 bin YTL’ye varan indirimler uygulanıyor. Daihatsu’nun 4×4 modeli Terios 33 bin 990 YTL’den, Materia 25 bin 990 YTL’den, Sirion da 23 bin 490 YTL’den, başlayan anahtar teslim fiyatlarla satılıyor.

* RENAULT, “ÖTV bizden” kampanyasını başlattı. Ticari araçlar için uygulanan bu kampanyada müşteriye ÖTV oranı kadar indirim sağlanıyor. Kampanya kapsamında Trafic 5+1 Multix’te ve Kangoo Multix Classic’te yüzde 10, Master 14+1 Minibüste yüzde 9, Trafic 9+1 Minibüste yüzde 9 indirim yapılıyor.

* TOYOTA, kasım ayına özel bir kampanya düzenledi. Kampanya kapsamında; Toyota Yaris, Auris, Corolla ve Verso modelleri 2 bin 500 YTL indirimle, Toyota RAV 4 ve Avensis modelleri 5 bin YTL indirimle sunuluyor.

* FİAT, Doblo ve Fiorino model ailesi için peşin alım indirimleri sunuyor. Koç Fiat Kredi desteğiyle yüzde 0.99 faizle 12 bin YTL’ye 12 ay vadeyle kredi imkanı da sağlanıyor.

* NISSAN, Navara ve Pick-up modellerinde ekim ayı fiyatlarını sabit tutup, kasım ayına özel 3 bin YTL’lik peşin alım indirimi veya yüzde 0’dan başlayan kredi seçenekleri sunuyor. Note’da ise benzinli ve dizel fiyatlarını eşitleyerek, yüzde 0.99′ dan kredi imkanı veriliyor.

* PEUGEOT Yetkili satıcılarına gelenler nakit ödeme seçeneğini seçtiklerinde Peugeot 207 modelinde 3 bin 400 YTL’ye, Peugeot 308 modelinde 3 bin 200 YTL’ye, Peugeot 407 modelinde ise 6 bin 100 YTL’ye varan indirimlerden yararlanabiliyor.

* CHEVROLET, Aveo ve Lacetti modellerinde 4 bin 500YTL’ye varan kampanya fırsatı sunuyor. Ayrıca, LPG kiti hediye kampanyası da sürüyor. Captiva da vergi levhası sahibi müşterilere özel kasım fırsatı sunuluyor. Captiva 69 bin 370 YTL’den başlayan fiyatlarla satılıyor.

* DOĞUŞ Otomotiv Volkswagen Ticari Araç Caddy modelleri için yılın son fırsatını sunuyor. Kampanya kapsamında Caddy modelleri yüzde 5’e varan indirim oranları ve kredi olanaklarıyla birlikte tüketicilere sunuluyor.

* MAZDA Mazda 2’de anahtar teslim liste fiyatı üzerinden Go 1.3 ve Play 1.5 donanım seçenekleri için 3 bin YTL; Play 1.3 için 3 bin 500 YTL, tüm Mazda 3, Mazda 6 ve Mazda RX-8 modellerinde 6 bin YTL, Mazda MX-5’de 7 bin 600 YTL ve BT-50 Pick-up modelinde 2 bin YTL indirimler uygulanıyor. Kampanya 30 Kasım tarihine kadar geçerli olacak.

* SEAT Seat’ın kasım kampanyası VDF ile yapılan ve 0’dan başlayan kredi imkânı ile daha cazip hale geldi. Kampanya çerçevesinde, Yeni Ibiza 25 bin 400 YTL’den, Cordoba 26 bin 900 YTL’den, Leon 32 bin 300 YTL’den, Altea XL 37 bin 300 YTL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor. 6 ay geri ödemeli 10 bin YTL’lik kredilere yüzde 0 faizin uygulandığı kampanyada, 15 bin YTL’lik kredilere 12 ay vadede yüzde 1.31 faiz, 20 bin YTL’ye de 18 ay vadede yüzde 1.66 faiz uygulanıyor.

* VOLVO Volvo, her pazartesi günü belirlenecek kur oranını sabitleyerek tüm hafta boyunca Sedan otomobilleri Volvo S40, S60 ve S80 modellerini sabit kur avantajı ile satışa sunuyor. Volvo, 11-18 Kasım tarihleri arasında Euro kurunu 1.75 YTL olarak sabitledi.

* OPEL Opel’in 2008 model yılı için düzenlediği kasım ayı kampanyasında Antara ön plana çıkıyor. 2.0 CDTi 150 beygirlik Antara için 25 bin 370 YTL indirim uygulanıyor. Bu kampanya indirimi ile Antara’nın fiyatı 75 bin 509 YTL’ye geriliyor. Ayrıca Astra Sedan’da 7 bin 70 YTL’ye, Astra HB’de 7 bin 570 YTL’ye varan indirimler uygulanıyor. Stoklarla ile sınırlı olan kampanyada Corsa modelinde de indirim 2 bin YTL’den başlıyor, 5 bin 400 YTL’ye kadar çıkıyor. Opel, 2009 yılı modelleri için de peşin alım indirimi uyguluyor.

* VW İlk olarak 1974 yılında yollara çıkan ve bu güne kadar 26 milyonu aşkın bir satış rakamına ulaşan Volkswagen’in efsaneleşen modeli Golf’ün 6’ncı nesli Türkiye’de satışa sunuldu. Yeni Golf, ‘Trendline’, ‘Comfortline’ ve ‘Highline’ donanım seviyelerinde, iki ve dört kapılı olarak ithal ediliyor. Yeni Golf 35 bin 900 YTL’den satışta olacak.

Sabah

Olimpos Dağı ve Yunan Tanrıları Hakkında Bilinmeyenler

Yunanistan’ın en yüksek dağı olan Olimpos dağı, Yunan mitolojisinde tanrıların oturduğu dağdır.Tanrıların kralı Zeus’un meskeni olan Olimpos, Zeus dışında, Yunan mitolojisinin 12 büyük tanrısının evidir. Bu 12 büyük tanrıya, diğer ufak tanrılardan ayırmak için, “Olimpiyan” (Olympian) veya “Olimposlu tanrılar” da denir.Olimpos’da sürekli olarak yaşayan ve her kaynakta Olimpiyan olarak geçen 10 tanrı vardır bunlar: Zeus, Hera, Poseidon, Ares, Hermes, Hephaistos, Afrodit, Apollo, Athena, Artemis’tir.

 

Bunların dışında, 12’lik Olimpiyan tanrılarından zaman zaman sayılan, zaman zamansa sayılmayan, ve sürekli olarak Olimpos’da bulunmayan 4 tanrı vardır: Hades, Demeter, Dionysos, Hestia. Hestia Olimpos’daki yerini Dionysos’a bırakarak insanlar arasında yaşamaya başlamıştır.

 

Yer altı ve ahiretin tanrısı olan Hades ise, çoğu zaman Olimpiyan sayılmasına karşın genelde yer altında yaşadığı için sürekli Olimpos’da yaşamaz. Demeter’in kızı olan Persephone da 6 ay yer altı dünyasında kocası Hades ile yaşar, 6 ay ise Olimpos’da diğer tanrılar ve Demeter’le yaşar.

Olimpiyan olarak adladırılabilen bu 14 tanrıyı görevleriyle beraber sıralarsak :

Zeus; tanrıların kralı, en büyük tanrı, Olimpos’un ve tanrılar da dahil olmak üzere her şeyin yöneticisi.
Hera; Zeus’un karısı, evliliğin tanrıçası.
Poseidon; Okyanusların, denizler aleminin tanrısı. Zeus’dan sonra gelen 2 büyük tanrıdan biri (diğeri Hades).
Hades; Yer altının ve ahiretin tanrısı, ölen insanların ruhlarıyla o ilgilenir, Zeus’dan sonraki en büyük 2 tanrıdandır (diğeri Poseidon).
Athena; Zekâ, sanat, eğitim ve savaş tanrıçası.
Ares; Savaş ve kahramanların tanrısı.
Hephaistos; Ateşin ve demirciliğin tanrısı. Tanrıların demircisidir.
Apollo; Müzik, sağlık ve şifa tanrısı.
Artemis; Avcılığın ve hayvanların tanrıçası.
Hermes; Hırsızların ve yolcuların tanrısı.
Afrodit; Aşkın, cinselliğin ve fiziki güzelliğin tanrıçası.
Hestia; Evin, ailenin ve ocağın tanrıçası.
Demeter; Doğanın, tarımın ve bereketin tanrıçası.
Dionisos; Sarhoşluğun ve şarabın tanrısı.

wikipedia

Türkiye’nin Nüfus Artışı

2009 Yılı Programında yer alan 1998-2008 nüfus artış hızı düşüş eğiliminden yaptığı projeksiyona göre, bu yıl yüzde 1,18 olarak hesap edilen nüfus artış hızı, 2010 yılında yüzde 1,11’e, 2015 yılına gelindiğinde ise yüzde 1’in altına inecek.

Türkiye’nin nüfus artış hızı 2020’de yüzde 0,8’e, Cumhuriyetin 100’üncü yılı olacak 2023’de yüzde 0,7, 2030’da yüzde 0,5’e 2035’te yüzde 0,3’e gerileyecek.

2040 yılına gelindiğinde Türkiye nüfusu yüzde 0,2’lik artış hızıyla 88 milyon 629 bin kişi olacak. 2046’da nüfus artış hızı hemen hemen sıfır seviyesine düşecek ve 89 milyon 165 kişi olacak.

Türkiye nüfusu 2047’den itibaren ise gerileyecek. 2047 yılında nüfus artış hızı eksi yüzde 0,00052’ye düşecek ve ülke nüfusu 89 milyon 161 kişiye inecek. 2050 yılına gelindiğinde ise eksi yüzde 0,000958’lik nüfus artış hızıyla ülke nüfusu 88 milyon 986 bin kişiye gerileyecek.

2008-2050 projeksiyonuna göre, seçilmiş bazı yıllarda yıl ortası nüfus ve nüfus artış hızı şöyle:

YILLAR NÜFUS ARTIŞ HIZI
2008 71419 1,18
2010 73048 1,11
2015 76879 0,9
2020 80301 0,8
2023 82129 0,7
2030 85646 0,5
2035 87455 0,3
2040 88629 0,2
2046 89165 0,02
2047 89161 -0,000052
2048 89129 -0,000354
2049 89071 -0,000656
2050 88986 -0,000958

AA

Migreni Olanlar Bunlardan Uzak Durun

“Sağlık herşeyin başıdır” der atamız, ama aynı atalarımız “can boğazdan geçer” de der ayrıca. Belki eskiden gerçerliydi bu son söylenen söz, ama günümüzde kesinlikle geçerliliğini yitirmiştir. Neden mi? Çünkü her geçen gün bilimadamlarının yaptığı araştırmalarda kullandığımız bazı besin ve yiyeceklerin sağlıktan çok sağlıksızlığa neden olduğu gün yüzüne çıkmıştır. En güzeli bu yiyeceklerin tetiklediği hastalıklara kapılmadan önlemimizi almak ve ona göre bir beslenme şekli seçmek. Hiçbir hastalığı olmayan insanların bile yiyeceklerine dikkat etmesi gerekirken, bazı hastalık gruplarının özellikle dikkat etmesi gerekir. Bunların başında da şeker, gastrit ve ülser hastaları gelir. Çağımızın en popüler hastalıklarından olan migren de, kendimize ve beslenme şeklimize dikkat etmemizi gerektirir. Aksi durumlarda dayanılmaz migren ağrılarına katlanmak zorunda kalırız. Peki ama nasıl ve neye dikkat etmeliyiz bu ağrıları çekmemek için?

Bir kere, beklenen bir krizden yaklaşık üç gün önce, bir günlük meyve ve sebze orucu tutun. Sonraki iki gün şunlardan kaçının: Kahve, şeker, peynir ve süt, mayalı ürünler, narenciye, konserve ürünler, kızarmış yiyecekler, baharatlı yiyecekler, fıstık, alkol.

Kriz döneminden önceki 4 – 6 hafta içindeki her haftada 1 gün bol bol su için. Kriz sırasında 2 kivi, 1 orta boy elma yiyin. İlk belirtilerin gözlenmesinden önceki üç gün boyunca, günde iki defa naneli yeşil çay için. En az bir defa boyun ve omuz bölgesine derin doku masajı yaptırın. Her sabah 10 – 15 dakika yoga yapın. Akşam yemeğini en geç saat 20.00’de, yavaş yavaş yiyin. Fırsatınız olursa yürüyün ya da yüzün. Gece geç vakte kadar uyanık kalmaktan kaçının.

Ağrılı günlerde ne yemelisiniz?
Sebze çorbası, rafadan yumurta, patates ve diğer sebzelerin püreleri, ızgara balık, muz, elma ve armut, papatya ve nane çayı, bol su.
Asitli ve baharatlı yiyeceklerden ise kaçının.
Ataklar halinde oluşan bir tür baş ağrısı olarak tanımlanan migreni hangi faktörlerin tetiklediğini bilmeniz önemlidir. Bunun için atak geldiği sırada neler yiyip içtiğinizi düşünebilirsiniz. Beklenen bir krizden yaklaşık üç gün önce, bir günlük meyve ve sebze orucu tutun. Sonraki iki gün şunlardan kaçının: Kahve, şeker, peynir ve süt, mayalı ürünler, narenciye, konserve ürünler, kızarmış yiyecekler, baharatlı yiyecekler, fıstık, alkol.
Kriz döneminden önceki 4 – 6 hafta içindeki her haftada 1 gün bol bol su için. Kriz sırasında 2 kivi, 1 orta boy elma yiyin. İlk belirtilerin gözlenmesinden önceki üç gün boyunca, günde iki defa naneli yeşil çay için. En az bir defa boyun ve omuz bölgesine derin doku masajı yaptırın. Her sabah 10 – 15 dakika yoga yapın. Akşam yemeğini en geç saat 20.00’de, yavaş yavaş yiyin. Fırsatınız olursa yürüyün ya da yüzün. Gece geç vakte kadar uyanık kalmaktan kaçının.

Matrix XP

Matrix günümüz koşullarıyla yazılmış olsaydı nasıl olurdu. İşte bunu düşünenler filmi hazırlamışlar bile işte Matrix Xp:



Lozan’da Unutulanlardan Biri Daha

kullan

Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biri de Kurtuluş Savaşıdır. Var olma veya Yok olma anlamındaki savaşı binlerce şehit kanıyla kazandık. Ama çağ artık sadece savaş kazanma çağı değildi. bunun birde diplomasi tarafı vardı artık.  Savaştan sonra birde masada kazanmak gerekiyordu. Bu yüzden İsmet İnönü TBMM tarafından Lozan görüşmeleri için görevlendirildi. Lozan’da gelişen olaylar hakkındaki söylentiler günümüze kadar ulaştı. Bilmediğimiz daha birçok şey mevcut. İşte Zaman gazatesi yazarı Mustafa Armağan’dan Lozan masası ile ilgili çarpıcı bilgiler aktardı.

Lozan’da Çanakkale şehitlerini İngiliz’e teslim etmiştik

İsviçre, Lozan masasını verecek kimse bulamayınca bize hediye etti. Eh artık anlı şanlı bir müzede sergileriz nasıl olsa. Üzerindeki mürekkep lekelerini -tabii hâlâ duruyorsa- çocuklarımıza mikroskopla gösterip bu masada nasıl bir zafer destanı yazıldığını filan anlatırız gururla. (Kimse sormaz ama bana kalırsa masanın konulacağı en uygun yer, İsmet İnönü’nün mezarı veya Pembe Köşk’ün bir salonudur.)

Şimdi lütfen yukarıdaki fotoğrafa dikkatle ve ibretle bakın. Ne görüyorsunuz? Birkaç genç kız, askerlerimizin önüne atılıyor ve çiçek veriyor, değil mi? Güzel.

Peki nerede çekilmiş bu fotoğraf? Bir şehrin kurtuluşu olduğu belli de nerenin kurtuluşu olabilir sizce? Ne İstanbul’un kurtuluşudur, ne de hatta Hatay’ın kurtuluşu. Fotoğraf, Çanakkale’ye Türk askerinin giriş anını gösteriyor.

Çanakkale’yi, 1915’te geçirmediğimiz İtilaf kuvvetlerine Mondros’la açmıştık. Ancak 1918’de başlayan ‘hukukî işgal’in Lozan’la bittiğini sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Çünkü Lozan’ın 129. maddesinde Boğazlar’ın British Empire’a, yani İngiliz İmparatorluğu’na terk edileceği belirtiliyordu. Bununla da yetinilmiyor, aynı maddenin 2. fıkrasında bir lütuf olarak bizim bölgeye müfettiş göndertebileceğimiz belirtiliyordu. Bir de eğer Çanakkale Boğazı’nı ziyaret edecekler 150 kişiyi aşarsa Türk hükümetine önceden haber verilecekti.

Sizin anlayacağınız, Çanakkale Boğazı’ndaki 8 kilometre eninde bir şerit 1936 Temmuz’una kadar Lozan gereği İngiliz işgali altındaydı. Fakat bunu ders kitaplarımız nedense es geçer ve Montrö birden bir Anka kuşu gibi gelip kuruluverir inkılap tarihi kitaplarımıza.

Sevgili tarihçiler! Montrö ile elde ettiklerimizi anlatıyorsunuz. İyi güzel de, demek ki, Lozan’da bazı eksik ve gedikler vardı, bunları neden gözlerden gizliyorsunuz?

İşte fotoğrafta gördüğünüz, askerlerimizin önüne atılıp çiçek veren genç kızlar, Lozan’ın ardından tam 18 yıl süren uzun bir esaretten kurtuluşun sevincini yaşıyorlardı.

Bazıları yazıp çiziyor. Özellikle genç okurlarım da bunların etkisinde kalıp soruyorlar: Efendim, Lozan’da gizli maddeler varmış, bazı sözler verilmiş. Bunları açıklar mısınız?

Bu sevgili kardeşlerime soruyorum: Lozan Antlaşması’nı kaç kere okudunuz? Bugüne kadar baştan sona okuyanına rastlamadım desem yalan olmaz. Okusalar zaten pek çok gizli sanılan ‘söz’ü metinde çatır çatır yazılı görürlerdi. Okumadığımız bir metinde yazılmayan bilgileri merak eden tuhaf bir toplumuz vesselam.

İşte Çanakkale şehitliğini gezerken gördüğünüz İngiliz, Anzak vs. mezarlıkları ile devasa anıtları bu işgal döneminde yaptırılmıştır ve Montrö’de bize devredilirken de mezarlıkların o ülkelerin kendi toprakları olduğu açıkça belirtilmiş, buralara dokunamayacağımız vurgulanmıştı. Şimdi o anıtlara dokunmamız yasak. Değerli dostum Fethi Murat Doğan’ı da yıllardır uğraştıran, “Türk anıtları neden diğerlerine oranla küçük yapılmış?” sorusunun cevabı da burada gizli.

Daha da iç yakıcı olan gerçek şu ki, Çanakkale’deki bütün o savaş alanı, tabii ki Türk şehitlikleri de, 1918-1936 yıllarında İngiliz askerlerinin insafına terk edilmiş, atalarımızın kemikleri İngiliz çizmeleri altında ezilmiştir.

Öte yandan İngilizler kendi mezarlıklarını pırıl pırıl döşerken ve Gelibolu’yu bizim Hayber’deki “Türk mezarı”mız gibi vatanlarının bir parçası haline getirirlerken, Lozan’da zafer yazan delegelerimiz Türk şehitliklerinin korunması veya en azından bizim toprağımız olarak tanınması için bir madde koymayı dahi akıllarına getirmemişlerdir. Gelin görün ki, İngilizler, Montrö’de Çanakkale’yi boşaltmayı kabul ederken, 1915’te bu topraklara gömdükleri gençleri bahane ederek kendilerinden izin almadan müfettiş göndermemizi bile istememişler, bunu dahi şarta bağlamışlardı.

Böylece son yıllardaki şahlanış olmadan önce Çanakkale’deki Türk şehitliğinin (daha doğrusu “Osmanlı şehitliği”nin) arz ettiği perişanlığın gerçek sebebini anlamaya başlıyoruz.

Bence İsviçre Lozan’daki masayı vermekle iyi etmedi. Çünkü böylece Lozan’ın hesaplaşması yeniden başlayacak. Hazır masa da gelmişken, oturup konuşalım şu yarım kalmış hesapları diyecek birileri.

İşte 21 Ağustos 1923 günü TBMM kürsüsünde var gücüyle haykıran Tekirdağ milletvekili Faik Öztrak’ın sesi kulaklarımıza İsrafil’in surunu üflüyor sanki. Tutanaklardan aktarıyorum:

“Fakat efendiler, İngilizlere bırakılan bu topraklardaki muazzez şehitlerimizin hatıralarına ne dersiniz? Onların ölülerinin mevcut olduğu bu yerlerde bizim de yüz binlerce şehidimizin kanları ve kefenleri mevcuttur. Vatanımızı istilaya gelmiş olanlara karşı bu imtiyazları vererek bu şehitlerimizin aziz hatırasını nasıl rencide edebiliriz?”

Tutanaklar, Faik Bey’in sözlerinin Meclis’te “çok doğru” sesleriyle onaylandığını ve Niğde milletvekili Hazım Bey’in oturduğu yerden şöyle laf attığını kaydediyor: “Evet… Maksatları başkadır. Bir gün bu memleketi ölülerle bile istilayı düşüneceklerdir.”

“Cumhuriyet’in ilk yıllarında Çanakkale şehitleri için herhangi bir anma töreni düzenlenmeyişinin asıl sebebi nedir?” diye soranlara gülümseyerek cevap veriyorum. Bu, o topraklarda gözümüzün olduğu anlamına gelirdi de ondan.

Şimdi Çanakkale zaferini kutlamayı İngilizlerden ve Anzaklardan öğrendik desem, çoğunuzdan tepki alacağımı biliyorum. Ama tarihin aynası böylesine acımasızdır.

En iyisi şu Lozan masasını birkaç günlüğüne bana verin de, başında şehitlerimiz adına doya doya ağlayayım.

 

 

Zaman-Pazar

LOST 5. Sezon

Merakla beklenen LOST’un yeni bölümleri 2009 da yayına geliyor. Fragmanı şimdiden hazırlandı.

Lazer Tv Geliyor

lazer_tvGün geçmiyor ki, teknoloji alanında yeni bir gelişme olmasın. şimdi de son zamanların en popüler cihazları olan LCD televiztonların papucunu dama atacak bir televizyon yapıldı. Bu yeni bir televizyon, yeni bir dünya demek. Çünkü bu yeni nesil tv’ler lazer teknolojisine sahip.

Mitsubishi, sıradan yüksek tanımlı televizyonlardan iki kat fazla renk gösterip daha az enerji harcayan LaserVue TV’yi satışa çıkardı.

Laser TV teknolojisi, plazma ve LCD teknolojilerinin varisi sayılıyor. Görüntüyü oluşturmak için lazer ışınları kullanan teknoloji, bir HDTV’den iki kat daha fazla renk gösteriyor ve daha az enerji tüketiyor.

Çalışmak için 135 watt enerjiye ihtiyacı olan LaserVue HDTV’nin bu tüketimi, Mitsubishi’nin iddialarına göre bu, ortalama bir LCD televizyonun enerji ihtiyacının üçte birine, ortalama bir plazma televizyonunkinin dörtte birine denk geliyor.

Ekran boyu 165 cm olan LaserVue TV 120 Hz yenileme oranına, 1080 piksel yüksekliğinde tam HD çözünürlüğe sahip ve son zamanlarda iyice ayyuka çıkmaya başlayan üç boyutlu görüntülemeye hazır şekilde geliyor. Fiyatı ise 6 bin 999 dolar.

Kurbanlık Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Gaziantep-Kilis Bölge Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mehmet Satıl, kurbanlık alımının bilinçli yapılması gerektiğini bildirerek, ”satış merkezleri hazırlanmalı, hayvanlar sağlık kontrolünden geçirilmeli” dedi.

Satıl, yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı’na bir aydan kısa bir zaman kaldığına dikkat çekerek, öncelikle hayvan satışı konusunda satış merkezlerinin belirlenmesinin gerekli olduğunu söyledi.

Özellikle, Kurban Bayramı’na yakın dönemlerde ve sonrasında, Türkiye genelinde hayvandan hayvana, hayvandan insana salgın hastalıkların bulaşma riskinin arttığına işaret eden Satıl, hayvan sevkıyatının hız kazandığı bu dönemde, hayvan hareketlerinin mutlaka kontrol altına alınması gerektiğine işaret etti.

Kurban Bayramı’na kısa bir süre kalması dolayısıyla belirli bölgelerde kurban satışlarına rastlandığına dikkat çeken Başkan Satıl, ”Şu anda kurban konusunda yapılması gereken ilk şey, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile birlikte ilçe belediyelerinin belirli bölgelerde satış merkezi oluşturmasıdır” dedi.

Satıl, cadde ve sokaklarda rastgele dolaştırılarak hayvan satışına izin verilmemesini istedi ve bu durumun özelikle hayvandan insana bir çok hastalığın bulaşmasına zemin hazırlayacağı uyarısında bulundu.

Hayvandan insana geçen hastalıkların ölümle dahi sonuçlanabildiğine işaret eden Satıl, şu bilgileri verdi:

”Hayvandan hayvana geçen hastalıkların yanı sıra, hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar da var. Bu hastalıkların yanı sıra özellikle deri ve iç organlardan da insanlara kist hastalığı bulaştığına tanık oluyoruz. Tüm bu hastalıkların, hayvan sirkülasyonunun yoğun olduğu dönemlerde arttığına tanık olduğumuz için dikkat etmek zorundayız.

Satın alacağımız hayvanların mutlaka sağlık kontrolünden geçirilmeleri, kaçan hayvan girişlerine ise izin verilmemesi gerekir. Oda olarak, hayvan kontrolleri konusunda gerekenlerin yapılamadığını düşünüyor ve bu konuda yetkililerin daha etkin önlemler almasını istiyoruz.”

Satıl, kurbanlık alacak olan vatandaşlara da hayvan alımında şu uyarılarda bulundu:

”Satın alınacak olan küçükbaş hayvanların canlı gözükmesi, ağzından burnundan salya akmaması, yünlerinin karışık olmaması, görünümü düzgün olması, zayıf olmaması, kısacası göze hoş gelen bir görünümü olmasına dikkat edilmeli. Ayrıca, küçük baş hayvanlar için 1 yaşını doldurmuş olması, 55-60 kiloda olması ve erkek olanların tercih edilmesi gerekir. Büyükbaş hayvanlarda ise doğum yapmamış olan ve 2 yaşını doldurmuş olan hayvanlar tercih edilmeli.

Büyükbaş hayvanlarda ise ideal kilo 250-300 kilo ile 450-500 kilo ağırlığıdır. Özellikle, fazla kilolu hayvanların tercih edilmemesi gerekir. Çünkü, fazla kilolu olan hayvanlarda yağ oranı yüksek olduğu için etin kalitesi düşmektedir.”

aa

Karantina (Quarantine)

Televizyon muhabiri Angela Vidal ve kameramanı Los Angeles itfaiyesinde, gece vardiyasını programlarına konu etmek için beklemektedirler. 911’e gelen bir telefon sıradan geçen geceyi unutulmaz bir dehşete çevirecektir. Gittikleri küçük bir apartmanda bir kadının kanı donduran çığlığı duyuluyordur. Kadın ne olduğu anlaşılmayan birşey tarafından etki altındadır ve bina karantinaya alınır. Oradaki tüm iletişim araçları kesilmiştir ve binanın karantinaya alınması kaldırılınca olanlarla ilgili ellerindeki tek kanıt basının video kayıtları olmuştur.

Oyuncular: , Jennifer Carpenter, Steve Harris, Jay Hernandez, Johnathon Schaech , Columbus Short, Andrew Fiscella

Fragmanı izlemek için tıklayın.