Kategoriler
DİN

Peygamberimiz Hazreti Muhammet’in Veda Hutbesi Nedir? Peygamberimiz Neden Veda Hutbesini Vermiştir? Veda Hutbesi Nerede, Kime, Ne zaman Verilmiştir?

Alemlere rahmet olarak yollanan Efendimiz Muhammed Mustafa, yaşadığı 63 yıllık zaman dilimine o kadar çok şey sığdırmıştır ki, bunları sayarak bitirmek mümkün değil. O öyle bir varlıktır ki, bütün beşeriyet ve bütün kainat O’nun yüzü-suyu hürmetine yaratılmıştır. Dünyaya teşrifinden itibaren doğruluk, hakkaniyet, merhamet, güzellik timsalli olmuştur. Allah’ın emri ile gelen Peygamberliğiyle içinde yaşadığı toplumu sapkınlıktan, saygınlığa yücelmiş, hoşgörünün, güzelliğin, refahın yaşandığı bir toplumu oluşturmuş, tamamıyla Allah’ın emirleriyle yaşayan sahaberiyle ömürlerinin son günlerine ulaşmıştır. Yüce Rabbimizin Alemlerin Rahmeti Hazreti Peygamberimize verdiği ömrün sonu yaklaşınca, bunun çok iyi bilincinde olan Peygamber Efendimiz, etrafına bütün sahabelerin toplanmasını istemiş ve onlara son nasihatlerinde bulunmuştur. İslam alemi içerinde Veda Hutbesi olarak bilinen bu nasihatler, sadece o anda bu nasihatleri dinleyen müslümanları ilgilendirmez, bütün çağlarda, bütün müsümanlara yapılmıştır. Hepimize düşen görev ise, Efendimizin bu son nasihatlarını dikkatlice okuyup hayatımıza tatbik edebilmektir. İşte Efendimizin son nasihatları olarak adlandırılan Veda Hutbesi:

Veda Hutbesi Peygamberimiz Hz. Muhammed’in 114000 kadar hacıya hitaben irad ettiği bir hutbedir. Peygamberimiz Hz. Muhammed bu son hutbesinde, bundan sonra bir daha haccedemeyeceğini bildirip vefatının yaklaştığını ima ettiği, sonraki gelen günler de onun bu sözlerini doğruladığı için bu hacca Veda Haccı, bu hac esnasında irad ettiği hutbeye de Veda Hutbesi adı verildi. Veda Hutbesi her ne kadar tek bir hutbe imiş gibi kabul edilmekteyse de, gerçekte bu hutbe, Arafatta, Minada ve bir gün sonra yine Mina’da olmak üzere arife günü ile bayramın 1. ve 2. günlerinde parça parça irad edilmiştir. Değişik yer ve zamanlarda irad edildiği için de hutbe, birçok kişi tarafından birbirinden farklı şekillerde rivayet edilmiştir. Kişinin ya da gurubun duyduğunu başkaları işitmediğinden, hutbenin tamamının bir araya toplanmasında bu farklı rivayetlerden yararlanılmış ve daha sonraki yıllarda bu üç ayrı yer ve zamanda tamamlanan hutbe tek bir hutbe olarak bir araya getirilmiştir.

Bismillahirrahmanirrahim

Ey Allah’ın kulları !..

Allah’tan korkmanızı ve O’na itaat etmenizi vasiyet ederim.

Ey İnsanlar!…

Sözlerimi iyi dinleyiniz… Çünkü bu seneden sonra bir daha sizinle burada tekrar buluşup buluşamayacağımı bilmiyorum..

Ey İnsanlar!..

Bugünün ne günü olduğunu biliyor musunuz? Burası, Belde-i Haram’dır.(Mekke’dir) Bugününüz nasıl mukaddes bir gün, bu ayınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz nasıl mukaddes bir şehir ise, biliniz ki canılarınız, mallarınız, ırzlarınız da; bu mukaddes gün, bu mukaddes ay, bu mukaddes şehir gibi yek diğerinize karşı mukaddestir. Bunlara tecavüz haramdır.

Ey Ashabım!…

Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünki her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski dalâletlere (sapıklıklara) dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız!

Ashabım ! …

Eskiden câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib’in torunu Rabia’nin kan davasıdır.

Ashabım! …

Her türlü riba (tefecilik) kaldırılmıştır İlk kaldırdığım riba, Abdulmuttalib’in oğlu Abbas’ın ettiği ikrazlardır(borç vermelerdir) Allah’ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Eski câhiliyet devrinden kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. Borçlular, alacaklılara yalnız aldıkları parayı ödeyeceklerdir.

Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız…

Ashabım!.

Kimin yanında bir emanet varsa, onu sahibine versin. Hediyeler, hediye ile karşılanır. Başkalarına kefil olan, kefaletin sorumluluğunu üstüne alır.

Ey İnsanlar!

Bugün şeytan sizin topraklarınızda yeniden nüfuz ve saltanat kurmak gücünü ebedî sûrette kaybetmiştir. Fakat siz; bu kaldırdığım şeyler dışında, küçük gördüğünüz işlerde ona uyarsanız, onu sevindirmiş olursunuz.

Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız!

Ey insanlar ! …

Kadınların haklarına riayet ediniz. Bu hususta Allah’tan korkunuz. Siz kadınları, Allah emaneti olarak aldınız; onları Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; onların aile şerefini , sizin hoşlanmadığınız hiçbir kimseye çiğnetmemeleridir.

Eğer razı olmadığınız herhangi bir kimseyi aile yuvanıza alırlarsa, onları uyarıp, sakındırabilirsiniz. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşrû bir şekilde hertürlü yiyecek ve giyecek ihtiyaçlarını sağlamanızdır. Onlar sizin haklarınıza riayet etsinler…Siz de onlara nezâketle muamele edin.

Bir kadının kocasının izni olmadıkça onun malından bir şeyi başkasına vermesi, helâl olmaz.

Kölelerinize gelince… Onlara da yediğinizden yedirmeğe, giydiğinizden giydirmeğe çalışın.

Affedemeyeceğiniz bir hata işlerlerse kendilerine izin verin. Fakat asla eziyet etmeyin. Çünkü onlar da Allah’ın kuludur.

Ey müminler!..

Sözümü iyi dinleyin, iyi anlayın…

Muhakkak ki Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Adem’in çocuklarısınız… Adem ise topraktandır.

Hiç kimsenin başkaları üzerinde üstünlüğü yoktur.

Şeref ve üstünlük, ancak fazilet iledir.

Müslüman müslümanın kardeşidir.

Bütün müslümanlar kardeştir, eşit hakka mâliktir.

Din kardeşinize ait olan herhangi birşeye, bir hakka tecavüz etmek, gönül rızası ile olmadıkça, başkası için helâl olmaz.

Haksızlık yapmayın…Haksızlığa da boyun eğmeyin.

Ahâlinin haklarını gasp etmeyin.

Sakın benden sonra kâfirlerin yaptığı gibi birbirinizle boğuşmayın..

Ey Müminler!

Size bir emanet bırakıyorum..Siz ona sıkı sarıldıkça, yolunuzu şaşırmazsınız. O emanet de Allah’ın kitabı Kur’ân ‘dır!.

Ey Ashabım!

Nefsinize zulmetmeyin…Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

Ey İnsanlar!

Allah , herkese düşen miras hakkını Kur’ân ‘da bildirmiştir. Mirasçılar için ayrıca vasiyetnâme yapmaya hâcet yoktur.

Ey İnsanlar!

Her câni kendi suçunundan kendisi sorumludur. Hiçbir câninin işlediği suçun cezasını evlâdı çekmez. Hiç bir evlâdın suçundan da babası sorumlu tutulamaz.

Ey İnsanlar!

Mutemâdiyen dönmekte olan zaman, Allah’ın gökleri, yerleri yarattığı günki vaziyete dönmüştür..Bir yıl, ay ölçüsüyle 12 aydır.Bunlardan dördü, haram aylardır. Bunlardan üçü, arka arkaya Zilka’de, Zilhicce, Muharrem’dir. Dördüncüsü Receb’tir, ki Cümade-l âhire ile Şaban arasındadır. Bu sene haram aylar eskilerine geldi. Hac mevsimi yine Zilhicce’nin onuncu gününe rastladı.

Ey İnsanlar!

Allah’a kulluk edin. Beş vakit namazınızı kılın.Ramazan orucunu tutun.

Emirlerime itaat edin. O takdirde Rabbinizin Cennetine girersiniz.

Ey İnsanlar!

Aşırı gitmekten sakınınız. Sizden öncekilerin mahvolmalarının sebebi, dinde ifratta olmaları idi. Hac usûllerini benden öğrenin. Muhakkak olarak bilmiyorum, belki bu seneden sonra bir daha haccedemem.

Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki, kendisine bildirilenler, burada bulunanlardan daha iyi anlayarak bunları korumuş olurlar.

Ey insanlar!

Yarın beni sizden soracaklar.. Ne dersiniz? Risâletimi tebliğ ettim mi? Görevimi yaptım mı?..

(Ashab bu soruya hep bir ağızdan “EVET!..Yemin ederiz ki tebliğ ettin. Bize nasihat ve tebligatta bulundun. Böylece şehâdet ederiz.” der.

Vâdi artık bu sözlerle çalkalanmaktadır.

Allah Rasûlü parmağını havaya kaldırarak, üç kez;

“Şâhid ol Ya Rabbi!”

“Şâhid ol Ya Rabbi!”

“Şâhid ol Ya Rabbi!”

Buyurur.

“Peygamberimiz Hazreti Muhammet’in Veda Hutbesi Nedir? Peygamberimiz Neden Veda Hutbesini Vermiştir? Veda Hutbesi Nerede, Kime, Ne zaman Verilmiştir?” için 10 yanıt

bu veda hutbesini yazan kardeşim,veda hutbesinden bır onceki paragraftaki kelimelerinde HAZRETİ kelimesini bile kullanmadan dırek babanın askerlık arkadaşıymış gıbı neden MUHAMMET deyip geçiriyosun…lutfen biraz daha dikkat et böyle şeyle….çunku anlattığın kişi sıradan biri değil,Hatemul enbiya Efendimiz HZ MUHAMMED MUSTAFA(s.a.v.)dir…

da Hutbesi her ne kadar tek bir hutbe imiş gibi kabul edilmekteyse de, gerçekte bu hutbe, Arafat’ta, Mina’da ve bir gün sonra yine Mina’da olmak üzere arefe günü ile bayramın 1. ve 2. günlerinde parça parça irad edilmiştir. Değişik yer ve zamanda irad buyurulduğu için de hutbe, birçok kişi tarafından birbirinden farklı şekillerde rivayet edilmiş; kişinin ya da gurubun duyduğunu başkaları işitmediğinden, hutbenin tamamının bir araya toplanmasında bu farklı rivayetlerden yararlanılmış ve daha sonraki yıllarda bu üç aynı yer ve zamanda buyurulan hutbe tek bir hutbe olarak bir araya getirilmiştir. Hz. Peygamber (sav)’ın bu son haccından bir yıl önce nazil olan Tevbe suresinde, “Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Onun için bu yıllarından sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Yoksulluktan korkarsanız, (biliniz ki) Allah dilerse sizi kendi lütfundan zengin edecektir. Şüphesiz Allah iyi bilendir, hikmet sahibidir.” (Tevbe Suresi, 28), müşriklerin pis olduğu ve bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmamaları emredildiği için, Veda Haccı’nda Mekke’de sadece Müslümanlar vardı. Hutbeyi de yalnızca Müslümanlar dinlemişti. (Böylelikle müşriklerin bu hutbeye yalan katmaları da önlenmiş oldu.). Zaten Mekke’nin fethinden sonra müşriklerin sayısı parmakla sayılacak kadar azalmıştı. Hz. Peygamber (sav), Mekke’den kendisiyle birlikte yola çıkan 100 bin civarındaki ashabıyla Mekke’ye haccetmek için geldiklerinde bir yıl önceki ikaz sebebiyle Mekke’de müşrik kalmamıştı, çoğunluk Müslüman olurken Mekke’yi terkedenler de vardı. Hz. Peygamber (sav), haccın bütün erkanını bizzat kendisi yaparak Müslümanlara öğretmiş, İslam’ın Hac konusundaki emirleri de böylece tamamlanmıştı. İslam’ın tamamlandığını bildiren bazı ayetler de bu Veda Haccı’nda nazil oldu.

arkadaşlar niçin yazılmıştır ? (veda hutbesi)
                lütfen 30 dk içinde bildirin  
 tmm      tmm        tmm        tmm     mı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.